BTP Ümraniye İlçe Başkanı Resul Balcı'nın ev sahipliğinde gerçekleşen halk buluşmasına, BTP Genel Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi, MYK Üyeleri Ziya Talip Bora ve Ersan Gökgöz, İl Başkan Yardımcısı Seçkin Karataş, Çekmeköy İlçe Başkanı Eren Şimşek ve Ataşehir İlçe Başkanı Ertan Gökgöz katıldı.

“EKONOMİDE ALARM ZİLLERİ ÇALIYOR”
Konuşmasının önemli bölümünü ekonomiye ayıran Kepekçi, Türkiye'nin borç ve bütçe göstergelerinin ciddi bir tablo ortaya koyduğunu söyledi.Merkezi yönetim borç stokunun 15 trilyon liraya dayandığını belirten Kepekçi, yılın ilk aylarında borç yüküne 1 trilyon liranın üzerinde yeni borç eklendiğini ifade etti.Borç stokunun önemli bir bölümünün döviz cinsinden olduğuna dikkat çeken Kepekçi, bunun Türkiye ekonomisini kur dalgalanmalarına karşı daha kırılgan hale getirdiğini söyledi.“Bugün Türkiye'nin en büyük sorunu rakamlara baktığımızda çok net görülmektedir. Merkezi yönetim borç stoku 15 trilyon liraya dayanmıştır. Sadece yılın ilk aylarında borç yüküne 1 trilyon liranın üzerinde yeni borç eklenmiştir. Üstelik bu borcun yarıdan fazlası döviz cinsindendir. Yani milletimiz sadece borçla değil, kur riskiyle de karşı karşıyadır” dedi.Bütçe açığındaki artışa da dikkat çeken Kepekçi, Ocak ayında 214 milyar lira olan bütçe açığının Nisan sonunda 759 milyar liraya ulaştığını, yılın ilk beş ayında bütçe giderlerinin ise 7,3 trilyon lirayı aştığını ifade etti.Kepekçi, “Daha da vahimi, devletin topladığı vergilerin önemli bir kısmı artık yatırıma, üretime ve istihdama değil faiz ödemelerine gitmektedir. Millet çalışıyor, üretiyor, vergi veriyor ancak kaynaklar üretime değil borç finansmanına harcanıyor. Bizim itirazımız tam da bunadır” diye konuştu.
“BORÇLA DEĞİL ÜRETİMLE KALKINAN TÜRKİYE MÜMKÜNDÜR”
Borçlanmaya dayalı ekonomik modelin sürdürülebilir olmadığını ifade eden Kepekçi, çözümün üretim ve istihdam odaklı politikalar olduğunu söyledi.“Borçlanarak büyüyen ekonomi güçlü ekonomi değildir. Faiz ödeyerek kalkınan ülke olmaz. Üreten, istihdam oluşturan ve milli kaynaklarını harekete geçiren ekonomi modeli gerekir. Milli Ekonomi Modeli'nin temel iddiası budur. Borçla değil üretimle büyüyen, faizle değil yatırımla kalkınan, vatandaşını vergi ve borç yükü altında ezmeyen bir Türkiye mümkündür” dedi.Kepekçi, “Bugün konuşulması gereken soru şudur: 15 trilyon liralık borca rağmen vatandaş neden rahatlayamıyor? İşte bu sorunun cevabı mevcut ekonomik anlayışın iflas ettiğini göstermektedir” ifadelerini kullandı.“KONUT KRİZİ GEÇİCİ DEĞİL, YAPISAL BİR KRİZDİR”
Toplantıda İstanbul'da derinleşen konut krizine de değinen Kepekçi, yaşanan sorunun geçici değil yapısal bir kriz haline geldiğini söyledi.Hem vatandaşların hem de emlak sektörünün mevcut durumdan şikâyetçi olduğunu belirten Kepekçi, kira ve aidat rakamlarının birçok aile için taşınamaz bir yük haline geldiğini ifade etti.“İstanbul'un bazı bölgelerinde kiralar 100 bin liraya yaklaşmış durumda. Bazı sitelerde aidatlar 70 bin liraya kadar çıkıyor. Vatandaş artık kira ödemeyi başlı başına bir hayat mücadelesi olarak görüyor. Yeni bir eve taşınmanın ortalama maliyeti 250 bin liraya ulaşmış durumda. Asgari ücretli bir vatandaş borçlanmadan ev taşıyamıyor” dedi.Kepekçi, konut krizinin yalnızca ekonomik değil sosyal sonuçlar da doğurduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu:“Evlenme yaşı yükseliyor. Gençler ailelerinden ayrı bir hayat kuramıyor. İstanbul'dan Anadolu'ya tersine göç başladı. İnsanlar gelirlerinin büyük bölümünü kiraya ayırdığı için sosyal ve kültürel harcamalarını kısmak zorunda kalıyor. Barınma sorunu artık yalnızca konut sorunu değil, toplumsal bir sorun haline gelmiştir.”ÖĞRETMENLERİN EYLEMİNE DESTEK
Ankara'da özel sektör öğretmenlerinin sürdürdüğü açlık grevine de değinen Kepekçi, eğitim çalışanlarının yaşadığı sorunların görmezden gelinmemesi gerektiğini söyledi.Özel sektör öğretmenlerinin düşük ücretler ve kadro güvencesi talepleriyle sürdürdükleri açlık grevinin sekizinci gününe ulaştığını hatırlatan Kepekçi, öğretmenlerin sesinin duyulması gerektiğini ifade etti.“Bir ülkenin öğretmenleri geçim sıkıntısı nedeniyle açlık grevine gidiyorsa burada konuşulması gereken öğretmenlerin talepleridir. Eğitim çalışanlarımız insanca yaşayabilecek ücret ve çalışma şartlarını hak etmektedir. Sorunları çözmek yerine müdahaleyi tercih etmek doğru değildir” dedi.









