Kilisin yaşını başını almış dedeleri gençlere hep şanslı olduklarından, her şeyin bol olduğu bir zamanda yaşadıklarından dem vurarak hallerine şükretmelerini tavsiye ederken, bizlerin eskiye ve geçmişe olan özlemimiz her geçen gün artıyor.
tadına doyulmaz ekmekler pişirirlerdi ninelerimiz, annelerimiz. Bağ çirpisi ile tutuşturulan bu tandırlarda, önceden hazırlanmış ekmekler maharetli eller aracılığı ile pişirilirdi. Tandır tutuşturulur, ekmek hamuru binbir zahmetle yoğurulur, sonra ekmekler açılırdı.
Ateş biraz küllendikten sonra evin büyük hanımı bileğinden dirseğine kadar uzanan kolluğu giydikten sonra, ekmekleri bir bir tandırın iyice ısınan duvarlarına yapıştırırdı. Ekmek piştikten sonra maşa ile yerinden alınır ve temiz bir bezin üstüne konurdu.
Çocuk yaşlarımızda olan bizler, merakla bu manzarayı seyrettikten sonra, tandırdan çıkan sıcacık ekmeği ya sade olarak ya da süt veya Antep peyniri ile bir güzel mideye indiriverirdik. Hele de ekmek küncülü ise, değmeyin keyfimize! Tabii küncülü ekmek az yapıldığı için pek bir kıymetli olurdu bizim gözümüzde.
O tandırlar halen Kilisin bahçeli evlerinde yerlerinde duruyor fakat, çok az tutuşturuluyor. Bizler her ne kadar her şeyin bol olduğu bir zaman diliminde ömrümüzü geçiriyor olsak da, tandır ekmeği gibi lezzetleri özlüyoruz.
Yazan: Fuat CAN
e-mail: [email protected]









