[caption id="attachment_11944" align="alignnone" width="496" caption="kilis_ramazan"]
[/caption]
Kilis?te Eski Ramazanlar- Mutlu Naim SALİHOĞLU
Ramazan Ayı?nı yaşarken, Kilis?teki eski Ramazanların nasıl geçtiğini, gelenek ve görenekleriyle nasıl yaşandığını araştırmak istedim.
Bu geleneksel yaşantının günümüz Kilis?inde biraz azalsa da halen yaşandığını görmekteyiz. Şu gerçeği de göz ardı etmemek gerek; Türkiye genelinde Ramazan?ın gelenek ve göreneklere bağlı olarak en iyi şekilde yaşandığı ve hissedildiği yerin yine Kilis olduğunu düşünüyorum. Eskiden yaşanan eğlenceli, gezmeli, toplantılı Ramazan geceleri günümüzde pek kalmadı ama inançlı, kanaatkar yaşam tarzı hala sürmekte.
Sözü uzatmadan ?Eski Ramazanlar?dan söz etmeye başlayalım. Ancak burada Ramazan yaşantısını anlatarak, bu bilgilerin toplanmasında yardımcı olan ve Kilis?teki eski Ramazanları yaşamış sevgili teyzem merhum İjlal KIRMIZI?yı anmadan geçmek istemedim.
Ramazan?a Girerken Yapılan Hazırlıklar:
Ramazan?dan bir gün önce Kilis?teki tüm evlerde herkesin kendi olanakları çerçevesinde hummalı bir çalışma başlar. Ertesi günkü iftar ve sahur için çeşitli yemekler pişirilir, tatlılar hazırlanır. Kilis?te ilk iftar günü için evlerde genellikle ?midede otuz gün zikrettiğine inanılan? keşkek aşı pişirilir. Evin hanımları yemek işiyle meşgul olurken, küçükler de yarım ya da çeyrek gün tuttukları oruç sonunda yiyecekleri yemek için büyüklere yardımcı olurlar. Ailenin maddi durumuna göre çiğköfteler yoğrulur ya da kebaplar bile hazırlanır. Gece sahrasına gelecek misafirler için nuskalar, fıstıklı/cevizli sucuklar, pestiller, çerezler hazırlanıp gelenlere ikram edilirdi. (Mevsim durumuna göre yiyecekler değişebilir.) Verilecek davetler için kübbülmüşviyye, ekşili yahni, sini köftesi, yoğurtlu ve kıymalı köfte gibi Kilis?in kendine özgü, iddialı, demirbaş yemekleri hazırlanırdı. Tüm bu yemek hazırlıklarının dışında Ramazan için evler temizlenir, eve çeki düzen verilirdi. Görüldüğü gibi Ramazan hazırlığı genelde sofra/yemek kültürü ve düzeniyle başlamaktaydı.
Oruç tutan küçükleri özendirmek ve oruca alıştırmak için bir sini içerisine az az konulmuş yemek çeşitleri ve tatlılar arasına mumlar dikilip yakılır, çocukların önüne konurdu. Topun atılması (şimdi bu gelenek kalmadı) ezanın okunmasıyla iftar edilir, evin büyükleri iftardan sonra salanın okunmasıyla ya teravih için camilere ya da sahura kadar vakit geçirecekleri kulüp, çay bahçesi ve kahvelere giderlerdi. Ayrıca evin hanımları çocuklarıyla birlikte her gün bir evde toplanarak kendi aralarında eğlenceler düzenlerlerdi. Ailenin büyüğü Ramazan?ın ortalarına kadar çocuklarını, gelin ve damatlarını, yakın akrabalarını evinde toplar iftar yemeği verirdi. Yemeklere kaymaklı/peynirli kadayıflar, irmik helvaları gibi çeşitli tatlılar eşlik ederdi. Bunların yanında meyan şerbeti, taş kadayıf Kilis?teki Ramazan ritüelinin diğer basamaklarındandır.
Ramazan boyunca mahalle komşuları birbirlerine (hem dini hem de geleneksel bir görev düşüncesiyle) yaptıkları yemekten gönderirlerdi. Tabi bu komşular arasında kaynaşmanın vesilelerinden biri olurdu. Mahallede bulunan yoksul kimselere mahallenin zenginleri tarafından fitre,
zekat gibi yardımlarda öncelik tanınır, yemekler de öncelikli olarak ihtiyaç sahiplerine ulaştırılırdı. Yine Ramazan ayına mahsus ?Ramazan Müezzinleri? vardı. Bunlar camilerde yatar, iaşeleri cami cemaati ve mahalle sakinleri tarafından karşılanırdı. Bu saydıklarımız kutsal ayımız Ramazan?daki sosyal yardımlaşma ve dayanışmanın bir göstergesi olmuştur.
Ramazan Eğlenceleri:
Ramazanlarda oynanan oyunlardan birisi ?Mantivar? oyunudur. Kısaca şöyle oynanır: Aile bireyleri, eş-dost, konu-komşu, çoluk?çocuk bir evde toplanır, yerlerdeki minderlere toplanıp dizilirler. Ev sahibi önceden hazırladığı tekerlemeleri ya da atasözlerini küçük kağıtlara yazıp bir çıkına koyar, oyun başlayınca da oradakiler sırayla ellerini çıkına daldırıp bir tane çeker. Çektiği kağıtta yazılı olan tekerlemenin yarısını okur, tekerlemenin diğer yarısını tamamlamasını da diğer bir kişiden ister. Bu kağıtlara yazılan Kilis?e özgü tekerlemeler genellikle komik, matrak şeyler olurdu. Tekerlemeyi tamamlayamayanlara yine basit ama gülünç cezalar verilirdi. Bu tip oyunlar eşliğinde geceler sahura kadar eğlenceli ve güzel bir şekilde geçerdi. Düzenlenen diğer bir eğlence de herkesin bildiği Hacivat-Karagöz oyunudur. O günlerde bu oyunun usta oynatıcısı Kilis?in tanınan Karagöz?cüsü Zılban Usta?dır. Kahvede toplanan kişiler bu oyunu zevkle izler, Zılban?a herkes gönlünden koptuğu kadar para verirdi. Bu oyunlar isteyen kişiler için evlerde de oynatılırdı. Ev halkı, çocuklar, gelen komşular odada toplanır, haznenin üstündeki çıkmaya beyaz bir örtü serilir ve arkasına ışık tutması için gaz lambası konurdu. Karagöz ustası örtünün arkasında oyunu değişik sesler ve karakterlerle taklit eder ve oyuna doğaçlama espriler katarak oynatırdı.
Ramazanlarda oynanan diğer bir oyunumuz Peçiç?tir. ( Bu oyunun tarifi uzun olduğundan bir başka yazıda açıklamak istiyorum.)Tüm bu oyunların yanında kızma birader, tombala ve ?Deliklerden Kavuklardan Sıçan Kaçtı? oynanan diğer oyunlardandır. Şöyle oynanır: Oyun oynayacak çocuklar yere halka şeklinde dizilirler, bir yüzüğe iplik geçirirler ve halkanın ortasına bir kişiyi oturturlar. Sonra yüzük gösterilmemek kaydıyla avuç içerisindeki ipliğin üzerinde elden ele dolaştırılır ve dolaştırılırken de hep bir ağızdan ?deliklerden kavuklardan sıçan kaçtı? diye tempo tutulur. Yüzük elden ele dolaştırılırken ortada duran kişi yüzüğü kimin elinde yakalarsa bu kez yakalanan kişi halkanın ortasına girer. Bir tur boyunca ortada bulunan kişi yüzüğü kimsenin elinde yakalayamazsa ona gülünç cezalar verilirdi.( Eşek gibi anırmak, kedi gibi miyavlamak, köpek gibi havlamak, ayağa kalkıp durup dururken göbek atmak vb.)
Sosyal yaşamın ve dayanışmanın pekiştiği Ramazan ayının sonunda iki önemli tören yapılırdı. Ramazan?ın son Cuma?sındaki Cuma salasında çocuklar cami minaresinin şerefelerine çıkarak müezzinin verdiği salalara ?amiiin amiin amin? şeklinde eşlik ederlerdi. Ayrıca arefe günü sakal-ı şerif bulunan camilerde ?Sakala yüz sürme? ?sakal öpme? törenleri yapılırdı. (Bu gelenek günümüzde de sürmektedir.)
Bayram İçin Yapılan Hazırlılar:
Bayram yaklaşırken ana-babalar çocukları için bayramlıkları hazırlamaya başlarlar, mağazalardan alınan kumaşlar ve basmalar sahura kadar çalışan terzilerin hünerli ellerinde kıyafete dönüşürdü. Bayram haftası Kilis?te yaşanan ve asırlardır süren geleneklerden bir diğeri de Halep dışında dünyada sadece Kilis?te yapılan ?gerebiç?tir. Bayradan bir hafta önce başlayan ve bayramda gelecek misafirlere ikram edilmek üzere hazırlanan gerebiçler, çarşı fırınından getirtilen büyük kara
tavalara dizilir ve pişirilmek üzere fırına gönderilir. Bayram haftası Kilis sokakları gerebiçte kullanılan buram buram kokan mahlep kokularıyla ayrı bir havaya bürünür.
Bayramdan bir gün önce (arefe günü) bayram yemekleri yapılmaya başlanır ve genellikle üç tür yemek hazırlanır. Bunlar kızartma, orman ve sade yağla yapılan pilavdır. Kilis?te bayram günü bayram namazından sonra genellikle kahvaltı yerine bu yemekler yenir. Bayram günü herkes temiz ve özel kıyafetlerini, çocuklar da akşamdan baş ucunda tuttukları bayramlıklarını giyer, ondan sonra bayramlaşılır, büyükler küçüklere bayram harçlıklarını verir. Tabi çocuklarda alınan bu harçlıklarla soluğu bayram yerinde alırlar. Büyüklerse kabir ziyaretinde bulunurlar. Kabir ziyareti için evden çıkmadan önce varsa evdeki bahçeden güller, çiçekler toplanır, mezarı sulamak için götürülecek boş kovanın içine konur ve mezarlığa varılır. Mezar başında Kur?an okunur, dualar edilir ve getirilen çiçekler mezar üstüne özenle yerleştirildikten sonra bayram günü ilk görev böylece sona ermiş olur.
Aile büyüğü olan bayramın ilk günü evden çıkmaz, bayramlaşmaya gelen akrabaları, konukları ağırlar. Bayramın üçüncü günü ise bu kez aile büyüğü iadei ziyaretlere başlar. Yollarda karılaşan insanlar ayrı ayrı birbirleriyle bayramlaşır, küçükler harçlık almak ümidiyle de olsa büyüklerin ellerine yapışır ve sonunda harçlıklarını ya da şekerlemelerini alırlardı. Kilis?te bayram günü ?Bayram Yeri? kurulur, kerestelerden yapılan salıncaklar, tahteravalliler, atlı karıncalar, dönme dolaplar, kayacaklar kurulur. Elbette çocuklarda ellerine geçen harçlıkların ve zamanlarının büyük bölümünü şam tatlı, pambık şeker, karsambaç, horoz şekeri, eskimo yiyerek ve oyuncaklara binerek geçirirlerdi.
Gündüzünde oruçla, gecesinde teravih ve eğlencelerle geçen Ramazan ve sonunda kutlanan bayramla biten bu mübarek ayın bizlerde bıraktığı mutluluk ve huzur hiç unutulmayacak şekilde zihinlerdeki yerini alır. Bir daha ki Ramazanlar, bir daha ki bayramlar sabırsızlıkla ve özlemle beklenir.
Hele hele Kilis?te.
Mutlu Naim Salihoğlu
Yazarın notu: 1998 yılında Zeytin Dalı Dergisi'nde yayınlanan bu yazı yeniden gözden geçirilerek düzenlenmiştir.
[/caption]Kilis?te Eski Ramazanlar- Mutlu Naim SALİHOĞLU
Ramazan Ayı?nı yaşarken, Kilis?teki eski Ramazanların nasıl geçtiğini, gelenek ve görenekleriyle nasıl yaşandığını araştırmak istedim.
Bu geleneksel yaşantının günümüz Kilis?inde biraz azalsa da halen yaşandığını görmekteyiz. Şu gerçeği de göz ardı etmemek gerek; Türkiye genelinde Ramazan?ın gelenek ve göreneklere bağlı olarak en iyi şekilde yaşandığı ve hissedildiği yerin yine Kilis olduğunu düşünüyorum. Eskiden yaşanan eğlenceli, gezmeli, toplantılı Ramazan geceleri günümüzde pek kalmadı ama inançlı, kanaatkar yaşam tarzı hala sürmekte.
Sözü uzatmadan ?Eski Ramazanlar?dan söz etmeye başlayalım. Ancak burada Ramazan yaşantısını anlatarak, bu bilgilerin toplanmasında yardımcı olan ve Kilis?teki eski Ramazanları yaşamış sevgili teyzem merhum İjlal KIRMIZI?yı anmadan geçmek istemedim.
Ramazan?a Girerken Yapılan Hazırlıklar:
Ramazan?dan bir gün önce Kilis?teki tüm evlerde herkesin kendi olanakları çerçevesinde hummalı bir çalışma başlar. Ertesi günkü iftar ve sahur için çeşitli yemekler pişirilir, tatlılar hazırlanır. Kilis?te ilk iftar günü için evlerde genellikle ?midede otuz gün zikrettiğine inanılan? keşkek aşı pişirilir. Evin hanımları yemek işiyle meşgul olurken, küçükler de yarım ya da çeyrek gün tuttukları oruç sonunda yiyecekleri yemek için büyüklere yardımcı olurlar. Ailenin maddi durumuna göre çiğköfteler yoğrulur ya da kebaplar bile hazırlanır. Gece sahrasına gelecek misafirler için nuskalar, fıstıklı/cevizli sucuklar, pestiller, çerezler hazırlanıp gelenlere ikram edilirdi. (Mevsim durumuna göre yiyecekler değişebilir.) Verilecek davetler için kübbülmüşviyye, ekşili yahni, sini köftesi, yoğurtlu ve kıymalı köfte gibi Kilis?in kendine özgü, iddialı, demirbaş yemekleri hazırlanırdı. Tüm bu yemek hazırlıklarının dışında Ramazan için evler temizlenir, eve çeki düzen verilirdi. Görüldüğü gibi Ramazan hazırlığı genelde sofra/yemek kültürü ve düzeniyle başlamaktaydı.
Oruç tutan küçükleri özendirmek ve oruca alıştırmak için bir sini içerisine az az konulmuş yemek çeşitleri ve tatlılar arasına mumlar dikilip yakılır, çocukların önüne konurdu. Topun atılması (şimdi bu gelenek kalmadı) ezanın okunmasıyla iftar edilir, evin büyükleri iftardan sonra salanın okunmasıyla ya teravih için camilere ya da sahura kadar vakit geçirecekleri kulüp, çay bahçesi ve kahvelere giderlerdi. Ayrıca evin hanımları çocuklarıyla birlikte her gün bir evde toplanarak kendi aralarında eğlenceler düzenlerlerdi. Ailenin büyüğü Ramazan?ın ortalarına kadar çocuklarını, gelin ve damatlarını, yakın akrabalarını evinde toplar iftar yemeği verirdi. Yemeklere kaymaklı/peynirli kadayıflar, irmik helvaları gibi çeşitli tatlılar eşlik ederdi. Bunların yanında meyan şerbeti, taş kadayıf Kilis?teki Ramazan ritüelinin diğer basamaklarındandır.
Ramazan boyunca mahalle komşuları birbirlerine (hem dini hem de geleneksel bir görev düşüncesiyle) yaptıkları yemekten gönderirlerdi. Tabi bu komşular arasında kaynaşmanın vesilelerinden biri olurdu. Mahallede bulunan yoksul kimselere mahallenin zenginleri tarafından fitre,
zekat gibi yardımlarda öncelik tanınır, yemekler de öncelikli olarak ihtiyaç sahiplerine ulaştırılırdı. Yine Ramazan ayına mahsus ?Ramazan Müezzinleri? vardı. Bunlar camilerde yatar, iaşeleri cami cemaati ve mahalle sakinleri tarafından karşılanırdı. Bu saydıklarımız kutsal ayımız Ramazan?daki sosyal yardımlaşma ve dayanışmanın bir göstergesi olmuştur.
Ramazan Eğlenceleri:
Ramazanlarda oynanan oyunlardan birisi ?Mantivar? oyunudur. Kısaca şöyle oynanır: Aile bireyleri, eş-dost, konu-komşu, çoluk?çocuk bir evde toplanır, yerlerdeki minderlere toplanıp dizilirler. Ev sahibi önceden hazırladığı tekerlemeleri ya da atasözlerini küçük kağıtlara yazıp bir çıkına koyar, oyun başlayınca da oradakiler sırayla ellerini çıkına daldırıp bir tane çeker. Çektiği kağıtta yazılı olan tekerlemenin yarısını okur, tekerlemenin diğer yarısını tamamlamasını da diğer bir kişiden ister. Bu kağıtlara yazılan Kilis?e özgü tekerlemeler genellikle komik, matrak şeyler olurdu. Tekerlemeyi tamamlayamayanlara yine basit ama gülünç cezalar verilirdi. Bu tip oyunlar eşliğinde geceler sahura kadar eğlenceli ve güzel bir şekilde geçerdi. Düzenlenen diğer bir eğlence de herkesin bildiği Hacivat-Karagöz oyunudur. O günlerde bu oyunun usta oynatıcısı Kilis?in tanınan Karagöz?cüsü Zılban Usta?dır. Kahvede toplanan kişiler bu oyunu zevkle izler, Zılban?a herkes gönlünden koptuğu kadar para verirdi. Bu oyunlar isteyen kişiler için evlerde de oynatılırdı. Ev halkı, çocuklar, gelen komşular odada toplanır, haznenin üstündeki çıkmaya beyaz bir örtü serilir ve arkasına ışık tutması için gaz lambası konurdu. Karagöz ustası örtünün arkasında oyunu değişik sesler ve karakterlerle taklit eder ve oyuna doğaçlama espriler katarak oynatırdı.
Ramazanlarda oynanan diğer bir oyunumuz Peçiç?tir. ( Bu oyunun tarifi uzun olduğundan bir başka yazıda açıklamak istiyorum.)Tüm bu oyunların yanında kızma birader, tombala ve ?Deliklerden Kavuklardan Sıçan Kaçtı? oynanan diğer oyunlardandır. Şöyle oynanır: Oyun oynayacak çocuklar yere halka şeklinde dizilirler, bir yüzüğe iplik geçirirler ve halkanın ortasına bir kişiyi oturturlar. Sonra yüzük gösterilmemek kaydıyla avuç içerisindeki ipliğin üzerinde elden ele dolaştırılır ve dolaştırılırken de hep bir ağızdan ?deliklerden kavuklardan sıçan kaçtı? diye tempo tutulur. Yüzük elden ele dolaştırılırken ortada duran kişi yüzüğü kimin elinde yakalarsa bu kez yakalanan kişi halkanın ortasına girer. Bir tur boyunca ortada bulunan kişi yüzüğü kimsenin elinde yakalayamazsa ona gülünç cezalar verilirdi.( Eşek gibi anırmak, kedi gibi miyavlamak, köpek gibi havlamak, ayağa kalkıp durup dururken göbek atmak vb.)
Sosyal yaşamın ve dayanışmanın pekiştiği Ramazan ayının sonunda iki önemli tören yapılırdı. Ramazan?ın son Cuma?sındaki Cuma salasında çocuklar cami minaresinin şerefelerine çıkarak müezzinin verdiği salalara ?amiiin amiin amin? şeklinde eşlik ederlerdi. Ayrıca arefe günü sakal-ı şerif bulunan camilerde ?Sakala yüz sürme? ?sakal öpme? törenleri yapılırdı. (Bu gelenek günümüzde de sürmektedir.)
Bayram İçin Yapılan Hazırlılar:
Bayram yaklaşırken ana-babalar çocukları için bayramlıkları hazırlamaya başlarlar, mağazalardan alınan kumaşlar ve basmalar sahura kadar çalışan terzilerin hünerli ellerinde kıyafete dönüşürdü. Bayram haftası Kilis?te yaşanan ve asırlardır süren geleneklerden bir diğeri de Halep dışında dünyada sadece Kilis?te yapılan ?gerebiç?tir. Bayradan bir hafta önce başlayan ve bayramda gelecek misafirlere ikram edilmek üzere hazırlanan gerebiçler, çarşı fırınından getirtilen büyük kara
tavalara dizilir ve pişirilmek üzere fırına gönderilir. Bayram haftası Kilis sokakları gerebiçte kullanılan buram buram kokan mahlep kokularıyla ayrı bir havaya bürünür.
Bayramdan bir gün önce (arefe günü) bayram yemekleri yapılmaya başlanır ve genellikle üç tür yemek hazırlanır. Bunlar kızartma, orman ve sade yağla yapılan pilavdır. Kilis?te bayram günü bayram namazından sonra genellikle kahvaltı yerine bu yemekler yenir. Bayram günü herkes temiz ve özel kıyafetlerini, çocuklar da akşamdan baş ucunda tuttukları bayramlıklarını giyer, ondan sonra bayramlaşılır, büyükler küçüklere bayram harçlıklarını verir. Tabi çocuklarda alınan bu harçlıklarla soluğu bayram yerinde alırlar. Büyüklerse kabir ziyaretinde bulunurlar. Kabir ziyareti için evden çıkmadan önce varsa evdeki bahçeden güller, çiçekler toplanır, mezarı sulamak için götürülecek boş kovanın içine konur ve mezarlığa varılır. Mezar başında Kur?an okunur, dualar edilir ve getirilen çiçekler mezar üstüne özenle yerleştirildikten sonra bayram günü ilk görev böylece sona ermiş olur.
Aile büyüğü olan bayramın ilk günü evden çıkmaz, bayramlaşmaya gelen akrabaları, konukları ağırlar. Bayramın üçüncü günü ise bu kez aile büyüğü iadei ziyaretlere başlar. Yollarda karılaşan insanlar ayrı ayrı birbirleriyle bayramlaşır, küçükler harçlık almak ümidiyle de olsa büyüklerin ellerine yapışır ve sonunda harçlıklarını ya da şekerlemelerini alırlardı. Kilis?te bayram günü ?Bayram Yeri? kurulur, kerestelerden yapılan salıncaklar, tahteravalliler, atlı karıncalar, dönme dolaplar, kayacaklar kurulur. Elbette çocuklarda ellerine geçen harçlıkların ve zamanlarının büyük bölümünü şam tatlı, pambık şeker, karsambaç, horoz şekeri, eskimo yiyerek ve oyuncaklara binerek geçirirlerdi.
Gündüzünde oruçla, gecesinde teravih ve eğlencelerle geçen Ramazan ve sonunda kutlanan bayramla biten bu mübarek ayın bizlerde bıraktığı mutluluk ve huzur hiç unutulmayacak şekilde zihinlerdeki yerini alır. Bir daha ki Ramazanlar, bir daha ki bayramlar sabırsızlıkla ve özlemle beklenir.
Hele hele Kilis?te.
Mutlu Naim Salihoğlu
Yazarın notu: 1998 yılında Zeytin Dalı Dergisi'nde yayınlanan bu yazı yeniden gözden geçirilerek düzenlenmiştir.









