Kilis ilinde gelen her vatandaşımdan aynı ağıt sesini duyuyorum. Kamyon üzerinde şerbetleşen üzümler ve günlerce alım bekleyen çürüyen kamyon kasalarındaki Kilis üzümleri
Nedeni ve niçini ne olursa olsun, mutlaka bir çare bulunmalıdır. Niçin o güzelim felhanlı toprakların üzümü böyle kamyon kasalarında çürümeye mahkûm edinsin? Benim geçimini o üzüm habbelerine dayamış vatandaşımın çilesine bir parmak basan bulunmayacak mı?
Sayın vekillerim Hasan Kara ve Veli Kaya, sizlerin mutlaka bu üzüm çilesini çözmeniz gerekir. Mutlak ve mutlaka olayın üzerinde duruyorsunuz da fakat artık zaman kalmadı. Çünkü kamyon kasalarındaki üzümler üzümlülüğünü yitirecek çürümeye yüz tuttu. Bu üzümlerin en kısa zamanda alınarak gereğinin yapılması varken, niçin günlerce bekletilir ve sıralarda çürümeye mahkûm edilir bir türlü anlamak mümkün değildir.
Hem üzümler ve hem de üzüm sahipleri kırk derece sıcak altında bedenlerinin sıkıntısını yaşarken bu güzel üzümlere bir çare bulamamanın çözüm yollarını acaba kim açıklayacak? Mutlaka ve mutlaka bir sebebi vardır. O sebebin üzerine gidilmeli ve bir an önce çözüm bulunmalıdır. Geçen yıllardan bu yıllara sarkan bu üzüm çilesini bittiğini görmek istiyoruz. Zira batıda bir salkımına milyon ödeyenler, Kilis ilinde çürümeye yüz tutan üzüm kasalarını gördükçe üzüntü duymaktadır.
Yoksa o Kilisimin bağcılığının bitmesini isteyen bir çevre mi var? O halde neden bu üzüm işkencesi? Tedbir almak acaba çok mu zor? Bana kalırsa hiçte zor değil, bugünkü teknik imkânlar ve her şeyin çaresinin bulunduğu bir ortamda 510 kamyonu bir anda devreye sokup, teslim almanın güçlüğünü bir türlü anlamak mümkün değil. Kamyon kasalarından yerlere süzülen üzüm sularının bir gözyaşı seli halinde etrafa yayılışını daha ne kadar izleyeceğiz bilemiyorum. Ama tek bildiğim bir şey varsa, bu konuya istenildiği an istenildiğinde, çözüm bulunacağıdır. Acaba diyorum, bu güzel üretimi engelleyen bir çevre mi var dersiniz? Bunu da aklım pek almıyor. Niçin engellesinler.
Evet, Kilisimin bağları, kekik kokan dağları mısrasındaki o güzel izdüşüm artık yavaş yavaş kaybolmakta ve Kilisimin bağları derken, hüzün ve gözyaşı akla gelmekte çürüyen üzümlerden akan suların sessizliği bizi suçlamaktadır. Zeytinimiz ve üzümümüz her vesileyle gurur duyduğumuz bu iki güzel üretimi maalesef son yıllarda hep dışladık ve unuttuk.
Bağlarımız çürüdü, zeytinlerimiz kesildi, odun oldu ve artık Kiliste neyiniz meşhurdur? diyenlere boynumuzu bükerek cevap veremeyecek ve bilmemleri oynayacağız. Şu muhakkak ki, bizden sonraki nesil bu güzel varlıklarımızı koruyamadığımız için bizleri pette şatafatla anmayacaklardır.
Geliniz üzüm üreticisine merhem olunuz ve onların yaralarını sararak 35 kuruş kazançlarının önünü kesmeyiniz. Benim vatandaşımın alın teri aktığı o güzel verimli toprakların mahsulünü biran evvel değerlendirmek için hep birlikte seferber olalım ve üreticimin yüzünün gülmesini sağlayalım.
Nejat Taşkın
Kent Gazetesi









