
30 Mart5 Nisan tarihleri arası, Kutlu Doğum Haftası olarak kutlanacaktır. Bu sene Cumayı Cumartesi gününe bağlayan gece de Mevlit kandili olarak idrak edilmeye çalışılacak. Mevlit gecesi; Hicri takvim olarak RebiülEvvel ayının 1112. gecesi olup Âlemlere Rahmet Hazreti Muhammed (sav) Efendimizin dünyaya teşriflerinin senei devriyesidir. Bu sebeple önemle üzerinde durulması gereken bir konudur.
Peygamberimiz doğarken cereyan eden harikulade haller
Hadisi Kutside: Habibim, Sen olamasaydın âlemleri yaratmazdım sırının muhatabı, dolayısıyla canlı cansız bütün mahlûkatın sebebi varlığı olan Hazreti Muhammed Mustafa (sav) Efendimiz hakkında insanlık; gerek gönül, gerekse de zahiri edebini mutlaka muhafaza etmek zorundadır.
Onun dünyaya teşrifleri olan Kutlu Doğum gecesi sırasında acayip haller cereyan etmiştir. Bir kısmını İslam tarihinden aktarmaya çalışalım;
Hz. Âmine'nin bildirdiğine göre; Peygamberimize (sav); ne hamileliği sırasında, ne de onu dünyaya getirirken hiçbir zahmet çekmemiş ve o doğarken de, doğu ile batı arasını aydınlatan bir nurun kendisinden onunla birlikte çıktığını görmüştür.
Peygamberimiz (sav), doğarken, çocukların yere düştükleri gibi düşmeyip ellerini yere dayamış, başını semaya kaldırmış olarak doğmuştur.
Muhammed (sav) doğunca, geleneğe göre sabaha kadar üzerine kapatılan çanağın yarılarak, yarığından kendisinin gözlerini semaya diktiği görülmüştür.
"Doğrusu, biz bunun gibi bir çocuk görmedik!" denilmiştir.
Şeytan; hayatında koparacağı dört çığlıktan birisini, bu kutlu doğum gecesinde koparmıştır.
Kisra'nın sarayından 14 şerefe yıkılmıştır.
İranlıların 1000 yıldan beri hiç sönmeden yanan ateşgedeleri sönüvermiştir!
(M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal Yayınları: 1/2528.)
Resulullahı gerçek manada tanımak
İnsanlığın adresini kaybetmeye yüz tuttuğu, doğruların eğrilere, hakkın batıla karıştığı; kan, zulüm ve türlü yanlışlıklar içerisinde yaşamlarını devam ettirmeye çalıştığı şu günlerde belki de en fazla muhtaç olduğumuz şey, Onu ve temsil ettiği davasını tanımak olmalıdır.
Hazreti Muhammed (sav); Kuranın ifadesiyle; Âlemlere Rahmet olarak gönderilmiş olup; gören gözlere nur, görmek istemeyen yarasa kafalılara gözleri rencide eden bir ışık, misali olmuştur. Dün böyleydi bugün de böyledir, yarın da böyle olacaktır. Onun ışığından nasipsiz kalanlar, Onsuz da olunacağını iddia edecek kadar serkeş bir din anlayışında; sapmakta ve saptırmaktadırlar.
Dinlerarası diyalog uğruna Kelimei Tevhidi tartışmaya açarak, insanı küfre sürükleyen şu hadsiz ve edepsiz ifadeleri sarf edecek kadar ileri gitmektedirler: "Herkes Kelimei Tevhidi esas alarak çevresine bakışını yeniden gözden geçirmeli ve ıslah etmelidir. Hatta Kelimei Tevhidin ikinci bölümünü, yani 'Muhammed Allahın Resulüdür' kısmını söylemeksizin sadece ilk bölümünü ikrar eden kimselere rahmet ve merhamet bakışı ile bakılmalıdır" (!). Diyalogcular kendi küfür bataklıklarında bocalayadursunlar; gerçek Hz. Muhammed Mustafa (sav) sevdalıları Onun hayranı ve yolunun kurbanı olarak sevdalarına ve yollarına devam etmektedirler.
Onun şahs-ı manevisini incitenler, Ondan nasıl medet umacaklar bilemiyorum ya Resulullah
Mahşerde Nebiler bile senden medet ister,
Gül yüzlü Melekler Sana hayran diye sevdim
Diyerek, yeni bir Kutlu Doğum gecesinde, Ona olan sevdamızı Yunus Emrenin dizeleriyle dile getirelim:
Canım kurban olsun senin yoluna,
Adı güzel kendi güzel Muhammed.
Gel şefaat eyle asi kuluna,
Adı güzel kendi güzel Muhammed.
Mümin olanların çoktur cefası,
Ahirette olur zevki sefası,
Onsekizbin âlemin Mustafası,
Adı güzel kendi güzel Muhammed.
Yedi kat gökleri seyran eyleyen,
Kürsünün üstünde cevlân eyleyen,
Miraçta ümmetini Haktan dileyen,
Adı güzel kendi güzel Muhammed.
Yunus neyler iki cihanı sensiz,
Sen hak peygambersin şeksiz gümansız.
Sana uymayanlar gider imansız,
Adı güzel kendi güzel Muhammed.
Mevlit kandilinizi tebrik ederken, Resulullahın (sav) Kutlu doğumunun milletimize ve insanlığa huzur getirmesini; bu vesileyle de Onu tanımayı, sevmeyi ve şefaatine layık kullar olmayı niyaz ediyorum
UĞUR KEPEKÇİ









