[caption id="attachment_12237" align="alignnone" width="496" caption="hamdi_kepekci"]
[/caption]
Sınırımız Yolgeçen Hanına Döndü
BTP Genel Başkan Yardımcısı Op. Dr. Ahmet Hamdi Kepekçi, sınır bölgesinde ve konteynır kentte araştırma ve incelemelerde bulundu.
Kilis Öncüpınar Sınır Bölgesinde ilgili şahıslarla görüşmeler yapan Op. Dr. Ahmet Hamdi Kepekçi, bir açıklama yaparak izlenimlerini basınla paylaştı:
?Balık baştan kokmuştur. Devletin valisi ve belediye başkanı sınır kapısından Suriye?ye geçiş yasak olmasına rağmen ellerini kollarını sallayarak geçmiş ve muhalif Suriyeli güçlerle el sıkışarak hatıra fotoğrafı çektirmişlerdir.
Sınırdan Türk güvenlik kuvvetlerinin gözü önünde pasaport kontrolü olmadan gidiş ve gelişler gerçekleşmektedir. Türkiye - Suriye toprakları arasındaki gidiş ve gelişlere göz yumulmaktadır.
Türkiye - Suriye sınırı yolgeçen hanına dönmüş durumdadır. Bir ülke için sınır güvenliği olmazsa olmaz öneme haizdir. Gelip geçenin kim olduğu ne için geldiğinin bilinmemesi intihar anlamına gelir.
Kilis?te hırsızlık olayları artmıştır. Çalınan malzemeler rahatlıkla Suriye tarafına götürülmektedir. Suçlular yakalansa bile hak ettikleri ceza verilmemektedir. Sığınmacılar adeta şehrin bir sakini gibi davranmakta ancak hukuk bunlar için işlememektedir. Âdeta bir hukuksuzluk söz konusudur. Ancak sınır dışı edilebilen şahısların farklı bir isimle tekrar giriş yapması mümkün olmaktadır. Önümüzdeki günlerde yaşanacak hukuksuzluğun artacağı gün gibi ortadadır.
Suriye ambulansları sorgu sual olmadan yaralıları Kilis ve Gaziantep?te hastanelere taşımaktadır. Ambulans içinde kim geliyor ve getiriyor bilinmemektedir.
Komşu Suriye topraklarında PKK hâkimiyeti sınır güvenliğimizin önemini çok daha fazla arttırmıştır. Gaziantep?te PKK?nın gerçekleştirdiği sivil halka dönük bombalı eylem, terörün çapının artacağını da göstermektedir. Bir huzur adası olan serhat ilimiz Kilis?te de halkımız huzursuz ve gelecek hakkında endişeler yaşamaktadır.
Mülteci adı altında gelenler kimlerdir, hangi maksatla ülkemize gelmiştir, bu tam anlamıyla bilinmemektedir. Etkin kayıt ve tarama işlemleri uygulanmamaktadır. Uluslararası standartlara göre, mülteci kamplarının, kaynak ülke sınırına en az 50 kilometre uzakta olmaları gerekmesine rağmen konteyner kent sınırın sıfır noktasına kurulmuştur. Kamp dolaşıldığı zaman görülecektir ki, etrafı korunaklı duvarlarla yapılmasına rağmen Suriye tarafından ki kapı ve duvarlar tutyadan yapılmıştır. Görgü tanıklarının ifadelerine göre geceleri buradan Suriye?ye gidiş gelişler yapılmaktadır. Gece çatışmaya gidip de gündüzü konteyner kentte geçirenlerin olduğu ifade edilmektedir.
Sonuç olarak iki ülke arasında devletimizin sınırları zeval görmüştür. Suriye resmi devleti yok kabul edilmekte, kendi aralarında bile birlik sağlayamayan muhalifler devlet yerine konmaktadır. Güneyimizde Kürdistan devleti kurma çalışmalarının arttığı günümüzde sınırımızın bu kadar başıboş bırakılması hiçbir şekilde izah edilemez. Uluslararası kural ve kaide dikkate alınmaksızın uygulamalar yapılmaktadır. Devletimiz ve milletimiz adına gelişecek menfur olayların hesabını günümüzde de tarih önünde de sayın başbakan Erdoğan başta olmak üzere hiçbir yetkili veremeyecektir.?
[/caption]Sınırımız Yolgeçen Hanına Döndü
BTP Genel Başkan Yardımcısı Op. Dr. Ahmet Hamdi Kepekçi, sınır bölgesinde ve konteynır kentte araştırma ve incelemelerde bulundu.
Kilis Öncüpınar Sınır Bölgesinde ilgili şahıslarla görüşmeler yapan Op. Dr. Ahmet Hamdi Kepekçi, bir açıklama yaparak izlenimlerini basınla paylaştı:
?Balık baştan kokmuştur. Devletin valisi ve belediye başkanı sınır kapısından Suriye?ye geçiş yasak olmasına rağmen ellerini kollarını sallayarak geçmiş ve muhalif Suriyeli güçlerle el sıkışarak hatıra fotoğrafı çektirmişlerdir.
Sınırdan Türk güvenlik kuvvetlerinin gözü önünde pasaport kontrolü olmadan gidiş ve gelişler gerçekleşmektedir. Türkiye - Suriye toprakları arasındaki gidiş ve gelişlere göz yumulmaktadır.
Türkiye - Suriye sınırı yolgeçen hanına dönmüş durumdadır. Bir ülke için sınır güvenliği olmazsa olmaz öneme haizdir. Gelip geçenin kim olduğu ne için geldiğinin bilinmemesi intihar anlamına gelir.
Kilis?te hırsızlık olayları artmıştır. Çalınan malzemeler rahatlıkla Suriye tarafına götürülmektedir. Suçlular yakalansa bile hak ettikleri ceza verilmemektedir. Sığınmacılar adeta şehrin bir sakini gibi davranmakta ancak hukuk bunlar için işlememektedir. Âdeta bir hukuksuzluk söz konusudur. Ancak sınır dışı edilebilen şahısların farklı bir isimle tekrar giriş yapması mümkün olmaktadır. Önümüzdeki günlerde yaşanacak hukuksuzluğun artacağı gün gibi ortadadır.
Suriye ambulansları sorgu sual olmadan yaralıları Kilis ve Gaziantep?te hastanelere taşımaktadır. Ambulans içinde kim geliyor ve getiriyor bilinmemektedir.
Komşu Suriye topraklarında PKK hâkimiyeti sınır güvenliğimizin önemini çok daha fazla arttırmıştır. Gaziantep?te PKK?nın gerçekleştirdiği sivil halka dönük bombalı eylem, terörün çapının artacağını da göstermektedir. Bir huzur adası olan serhat ilimiz Kilis?te de halkımız huzursuz ve gelecek hakkında endişeler yaşamaktadır.
Mülteci adı altında gelenler kimlerdir, hangi maksatla ülkemize gelmiştir, bu tam anlamıyla bilinmemektedir. Etkin kayıt ve tarama işlemleri uygulanmamaktadır. Uluslararası standartlara göre, mülteci kamplarının, kaynak ülke sınırına en az 50 kilometre uzakta olmaları gerekmesine rağmen konteyner kent sınırın sıfır noktasına kurulmuştur. Kamp dolaşıldığı zaman görülecektir ki, etrafı korunaklı duvarlarla yapılmasına rağmen Suriye tarafından ki kapı ve duvarlar tutyadan yapılmıştır. Görgü tanıklarının ifadelerine göre geceleri buradan Suriye?ye gidiş gelişler yapılmaktadır. Gece çatışmaya gidip de gündüzü konteyner kentte geçirenlerin olduğu ifade edilmektedir.
Sonuç olarak iki ülke arasında devletimizin sınırları zeval görmüştür. Suriye resmi devleti yok kabul edilmekte, kendi aralarında bile birlik sağlayamayan muhalifler devlet yerine konmaktadır. Güneyimizde Kürdistan devleti kurma çalışmalarının arttığı günümüzde sınırımızın bu kadar başıboş bırakılması hiçbir şekilde izah edilemez. Uluslararası kural ve kaide dikkate alınmaksızın uygulamalar yapılmaktadır. Devletimiz ve milletimiz adına gelişecek menfur olayların hesabını günümüzde de tarih önünde de sayın başbakan Erdoğan başta olmak üzere hiçbir yetkili veremeyecektir.?









