ALLAHI ZİKRETMENİN FAZİLETİ ( 1)
Alaaddin Özkar

Alaaddin Özkar

ALLAHI ZİKRETMENİN FAZİLETİ ( 1)

06 Mart 2021 - 23:46 - Güncelleme: 07 Mart 2021 - 00:08



 Zikir, lügatte anmak, hatırlamak, düşünmek, adı geçmek, hatırdan çıkarmamak, hatırlayıp icra etmek, manalarına gelmektedir.

En yaygın olarak da zikir; tekbir, tehlil, tesbih, salâvat ve vird gibi, dil ile Hakk'ı anmak olarak hususî manada kullanılmaktadır. 

Zikirle ilgili Kuran’ı kerimde birçok ayetler vardır, bunlardan bir kaçını zikredecek olursak: Gönülden yalvararak, korku ile ve yüksek olmayan bir sesle, sabah ve akşam Rabbini zikret. Sakın gafillerden olma! (7/A'râf 205)

 Andolsun ki sizin için, Allah’ı ve Ahiret Günü’nü uman ve Allah’ı çokça zikredenler için Allah Resul’ünde güzel bir örneklik vardır. (33/Ahzâb 21)

Namaz bittiğinde yeryüzünde yayılın/dağılın. Allah’ın lütuf ve ihsanından arayın. Allah’ı çokça zikredin ki, kurtuluşa eresiniz. (62/Cuma 10)

"Bunlar, iman edenler ve gönülleri Allah'ın zikriyle sükûnete erenlerdir. Bilesiniz ki, kalpler ancak Allah'ı anmakla huzur bulur." (Rad/28) 

 Zikir hakkında Allah resulünden rivayet edilen hadislerde vardır Allah Resûlullah buyurdular ki: "Allah Teâlâ hazretleri şöyle buyuruyor: Kulum, hakkımda nasıl bir zan yürütürse ben öyleyim. Kulum Beni zikrettiği zaman Ben onun yanındayım. Eğer o Beni kendi nefsinde zikrederse Ben de onu kendi nefsimde zikrederim. Eğer o Beni bir topluluk içinde zikrederse Ben de onu içinde zikrettiği topluluktan daha hayırlı bir topluluk içinde zikrederim. O Bana bir karış yaklaşırsa Ben ona bir arşın yaklaşırım. O Bana bir arşın yaklaşırsa Ben ona bir kulaç yaklaşırım. O Bana yürüyerek gelirse, Ben ona koşarak gelirim." (Buhari, K. Tevhid, B: 50; Müslim: K. 7_ikr, B: 2; Tirmizi: K. Daavât, B: 142).

İnsanın son nefeste kelime-i tevhid ve şahadeti tasdikle gitmesi imanını kurtarması için yegâne şarttır. Aksi halde ebedî bir hüsran söz konusudur. Buradan son nefeste zikrin önemini anlamış oluyoruz ki, bu da zikrullahın faziletine ayrı bir delildir. Kelime-i tevhid bir zikir cümlesidir. Bu cümlenin dil ve kalp ile söylenmesi ve tasdiki dilin ve kalbin zikridir. Demek ki son nefeste zikir, kurtuluşun ve ebedî saadetin şartıdır.

Resul-i Ekrem'e, "Hangi amel daha faziletlidir?" diye sorulduğunda, "Dilin Allah Allah derken ölmendir" (Taberani, Bezzâr ve İbn Hibbân'dan Hayatu's-Sahabe: IV/11) buyurmuştur.

Herhangi bir şeyin fazileti onun neticesinden anlaşılır. Son nefeste imanla gitmenin neticesi ebedî saadettir. Son nefeste imanın kurtulması da ancak zikrullah sayesinde mümkün olmaktadır. Demek ki zikirde sonsuz bir saadetin sır ve hikmeti gizlidir. Allah'ı zikir, tefekkür yoluyla marifete ve kalp yoluyla muhabbete bir vesiledir. Kulun zikri ne ise fikri de odur. Yani fikri zikrine göredir. Bu bakımdan kulun meyli, muhabbeti çok önem taşır.

"Zikrin, günahları yok etmesi de onun fazilet ve şerefine dair bir delildir. Hadis-i şerifte şöyle buyrulur:

"Yalnız Allah rızası için toplanıp zikrullah edenlere, göklerden bir münadi şöyle seslenir: Yerinizden mağfiret edildiğiniz halde kalkınız. Muhakkak, günahlarınızı sevaplara çevirdim." (İbn Hanbel'den İbn Kesir: IX, 4981).

"Nerede bir cemaat toplanır ve Allah'ı zikrederlerse melaikeler onları kuşatır, etraflarında döner. İlahî rahmet onları toplar ve Allah-u Teâlâ kendi katında olanlara onları anlatır." (Müslim: K. Zikir, B: 39; Tirmizi: K. Daavât, B: 7).

"Salihler meclisinde bir kere bulunmak, iki milyon kere kötü meclislerde bulunmanın hatalarını bağışlatır." (Ebu Mansur Deylemi, el-Firdevs'de).

Resul-i Ekrem, "Âdemoğlu zikrullahtan daha ziyade kendisini Allah'ın azabından koruyabilecek bir amel işlememiştir" Buyurdu. (Muvatta: K. Kur'an, B: 24; Tirmizi: K. Daavât, İbn Mace: K. Edeb, B: 53).

Ashab, "Allah uğrunda cihad etmek de zikrullahın yerini tutmaz mı?" diye sordular.

Resul-i Ekrem (sav), "Allah uğrunda cihad da bu dereceyi tutamaz. Ancak kılıcın ile kırılıncaya kadar vuruşup, üç kılıç eskitirsen (yani ciddi ve devamlı harb hali ile) bu dereceyi alabilirsin" buyurdu. (Taberani, Muaz'dan).

"Cennet bahçelerinde eğlenmek isteyenler Allah'ı çok zikretsinler." (Tirmizi: K. Daavât, B: 82).

Zikrin muhabbetullaha ve Allah'a yaklaşmaya bir vesile oluşu onun fazilet ve şerefine ayrı bir delildir. Zikir, insanın kalbine muhabbet ve marifet tohumunu ektiği için kişiye hayat verir. Zikirden mahrum olan kalp ise ölüdür. Sadece bu hakikat bile zikrin şerefinin ispatıdır. Peygamberimiz buyururlar ki:

"Rabbini zikredenle zikretmeyenin misali diri ile ölüye benzer."

"İçinde Allah'ın zikredildiği ev ile içinde Allah'ın zikredilmediği evin misali diri ile ölü gibidir." (Buhari, K. Daavât, B: 66; Müslim: K. Salatü'1-Müsafırin, B: 211)."      (Devam edecek)

             ALAİDDİN ÖZKAR 07.03.2021

Bu yazı 673 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar