• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • Ekonomi
  • İslam
  • İlçeler
  • Kilis Güncel
  • Ulusal Kongreler
  • Analiz
  • Eğitim
  • Siyaset
  • Vefat
  • Spor
  • Bitki Rehberi
  • Güncel Haberler
  • Kültür & Sanat Teknoloji Sağlık Dünya Türkiye Videolar
  • Ara
SON DAKİKA:
10:27
Altın Fiyatları 21 Temmuz 2026
10:26
Dolar - Euro - TL Kuru 21 Temmuz 2026
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi
  3. Eğitimde Ailenin Önemi
Yayınlanma: 03 Şubat 2019 - 11:12

Eğitimde Ailenin Önemi

03 Şubat 2019 - 11:12
Yorumlar
TAKİP ETTAKİP ET
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi
Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi

Eğitimde Ailenin Önemi

İnsan dışında diğer yaratılan canlıların birçoğu, sadece onu dünyaya getiren annenin yavrusudur. Canlılar arasında öyle anneler var ki dünyaya getirmesine vesile olduğu yavrusunu belki de hiç görmeyecek. Yumurtalarını bir yere bırakacak ve gidecek. Yavrusuna hiçbir katkıda bulunmayacak. Çünkü dünyaya geldikten itibaren onun bir anne baba desteğine ihtiyacı olmayacak. Yaratılıştan itibaren ona yaşamanın kodları verilmiş. O sadece görevine odaklanan bir canlı olacaktır.

Bazı canlılar ise kısa bir süre anne babanın desteğine ihtiyaç duyacak, ayakları üzerinde durmaya başladığı an, kendi başına yaşamaya devam edecektir.  

Canlılar içinde ana rahmine düştüğü andan itibaren başlayan, canlılık süreciyle birlikte yardıma ve desteğe en fazla ihtiyacı olan, insan yavrusudur. Doğumla başlayan bir süreç var ki annesiyle, babasıyla, çevresiyle; çok daha önemli bir yaşam ve eğitim süreci başlar. En ufak bir ihmal, çocuğun maddi manevi gelişiminin aksamasına, dolayısıyla rahatsızlığına zemin hazırlar. Çünkü insan yavrusu mutlaka birilerinin destek ve korumasına muhtaç olarak doğacaktır.

Dünyaya hazırlıksız ve korunaksız olarak gelen çocuk, yaşamını sürdürebilmek için bir rehberden destek görmek zorundadır. Çocuğu, ilk günden itibaren hayata hazırlayan, onun maddi ve manevi her türlü ihtiyacını karşılıksız olarak gideren kişi onun anne ve babasıdır. Anne babalar, çocuklarına ana dilini, toplumun kurallarını, kültürünü, inancını ve hayatı boyunca ona lazım olacak her türlü bilgiyi öğretirler.

Çocuk eğitimi çok zor ve girift bir mesele gibi de görülmemelidir. Çünkü yaratılış olarak çocuk eğitime, maddi manevi şekillenmeye gayet uygun halde yaratılmıştır. Yeter ki eğitim; doğru ellerle, doğru yerlerde ve doğru zamanda yapılsın. Bu konuda bizlere en çarpıcı işareti veren, Âlemlere Rahmet Hazreti Muhammed’dir (s.a.a.)

“Her doğan, İslâm fıtratı üzerine doğar. Sonra, anne-babası onu Hristiyan, Yahudi veya Mecusi yapar.” (Buhârî, cenâiz 92; Ebû Dâvut, sünne 17; Tirmizî, kader 5) (Fıtrat "Allah Teâlâ'nın mahlûkatını kendisini bilip tanıyacak ve idrak edecek bir hal, bir kabiliyet üzere yaratmasıdır." (İbn Manzur, Lisânü'l-Arab, Beyrut, (t.y.), V, 55)

Anne babasıyla yaşayan ve onlar tarafından ilgilenilen çocuklar, ailesini kendine örnek olarak alırlar. Çalışmak ve başarılı olmak için daha iyi motive olurlar. Burada örnek almaktan kastımız, aile üyelerinin mesleği değil, yaşam sırasında oluşturdukları aile ortamı, aile sıcaklığıdır. Çocuk, sevgi, manevi destek, ilgi ve şefkat duygularıyla yetiştiği takdirde başarılı ve gayretli olacaktır. Aksi halde bu eğitimden mahrum olursa okul başarısı için gerekli olan motivasyonu elde edemeyecek ve başarısı düşecektir.

Aile ile çocuk eğitimi arasındaki ilişki

2006 yılında Doç. Dr. Ünal Şentürk Malatya Milli Eğitim Müdürlüğü kapsamındaki okullarda öğrencilerin karnelerine göre bir araştırma yapmış.  Bu çalışmada "aile ile çocuk eğitimi arasındaki ilişki ölçülmüş."

"En son aldığı karnede iki, üç ve daha fazla zayıf olduğunu söyleyen öğrencilerin, ailesi parçalanmış aile çocukları olduğu" tespit edilmiştir.

Dolayısıyla, aile bütünlüğü olanların dersteki başarılarının daha yüksek olduğu görülmüştür. Çalışmada dikkat çeken başka bir nokta, annenin çocuğun başarısında babadan daha etkili olduğudur. Ünal Şentürk bu çalışmasında, anneleri ile birlikte oldukları zaman arttıkça, çocukların başarılarının da arttığı görülmüştür. 

Çocuğun okul başarısında, yakınlarının kendisiyle ilgilendiğini hissetmesi oldukça önemlidir. Anne babanın çocuğuyla ilgilendiğini göstermesi, onun başarısını olumlu yönde etkilemektedir. Karnesinde üç ve daha fazla zayıfları olan çocukların, % 65'i aile bütünlüğü bozulmuş olanlar, % 25'i ise anne babası tarafından yeterince ilgilenilmeyen çocuklardır.  

Derslerinde başarılı olanların çoğunluğu ise; en fazla anne babasının kendileriyle ilgilenen çocuklardır. Dolayısıyla, anne babanın çocukla ilgilenmesi veya ilgilendiğini hissettirmesi, çocuğun başarısını olumlu yönde etkilemektedir.

Ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel alanlarda faaliyet gösteren insan, bu alanda uygulamaya koyduğu ve başarılı olduğu her türlü tutum ve davranışı, içine doğduğu ailede erken yaşta, kolay, çabuk ve doğrudan öğrenmektedir. Bunlar, kişiye hazır olarak aile büyükleri tarafından sunulmaktadır Hangi koşulda olursa olsun eğitim, her ailenin fonksiyon gördüğü en etkin alan olmaktadır.

Özellikle kişinin sosyal gelişiminin temeli aile ortamında atılmakta ve ilk terbiye bu ortamda alınmaktadır. Normal ve mutlu bir aile ortamında yetişen kişi, anne babasına benzemek istemektedir.

Zekâ gelişiminde diğer önemli bir etken, var olan cevherin kendini ortaya çıkarabilmesi için uygun ortamın bulunmasıdır. İlk yaşlarda uygun beslenme, anne babanın uyarması ve ilgisi, zekâyı, ileri veya geriye götürebilmektedir. İlgi ve uyarılmanın yetersizliği veya yokluğu, sonraki çabalarla tamamen düzeltilememektedir. Örneğin, şiddetli tartışmaların yoğun yaşandığı, çocuklarına ilgisiz, sorunlu bir aile ortamında büyümüş çocuk, fiziksel açıdan problemsiz doğsa da zekâ gelişimi yavaş olmaktadır. Bu yapılan bilimsel çalışmalarla gösterilmiştir.

BLOOM(1964)’ün yaptığı bir çalışmaya göre; 17 yaşına kadar olan zihinsel gelişmenin %50’si 4 yaşına, %30’u 8 yaşına, %20’si ise 17 yaşına kadar tamamlanmaktadır.

Çocuk, özellikle okul öncesi dönemde duygu, düşünce, tutum ve davranışlarında etkili olacak, onu taklit ederek kendine model alacak kişi ve kişilere büyük ihtiyaç duyar. Bu bağlamda, ailedeki anne ve babanın varlığı önemlidir.

Hayatı, toplumu tanıma ve ona uyma konusunda bir rehber konumundaki ebeveyne çocuk büyük oranda ihtiyaç hisseder. Çocuğun okula, okuldaki arkadaşlarına uyum sağlaması ve bu uyum ile yakından ilgili olan okuldaki başarısı konusunda da model alınacak ve onun varlığından etkilenilecek ebeveynin varlığı oldukça önemlidir.

Ebeveynin varlığı ve ilgisi; çocuğa güven duygusu vermekte, psikolojik destek sağlamakta ve çocuğu ders konusunda motive ederek okul başarısını artırmaktadır. Anne babanın, çocuğun eğitimle ilgisini göstermesi açısından okul ziyaretleri yapmaları ve veli toplantılarına katılmaları oldukça belirleyici olmaktadır. Velisi toplantılara katılan çocuk, kendisiyle ilgilenildiği ve eğitim konusunda desteklendiğini düşünerek derslerine daha çok çaba göstermektedir. Derslere gösterilen ilgi ise, çocuğun ders başarısını artırmaktadır.

Okuldaki başarısızlık konusunda benzer bir araştırma yapan Şermin; "çocuğun içinde yaşadığı aile ortamının niteliği, onun başarısını direkt etkilemektedir." demiştir.

Çocuğun sıcak ve ilgili bir aile ortamında olması kendisini ailenin ve toplumun bir parçası, üyesi olarak hissetmesini sağlar. Bu duygu, onun kendisi hakkında olumlu düşünmesini, kendine güvenmesini sağlayarak çocuğun benlik değerini olumlu yönde etkilemektedir. İçinde yaşadığı gruba ait olduğu fikrini taşıyan çocuk, kendisi hakkında iyi fikirlere sahip olarak yüksek benlik değerini elde etmektedir. Yapılan araştırmalara göre bu düşüncede olan çocuklar da okul başarısı daha yüksektir.

Ebeveynlerinin yakın ilgi ve desteğini yanında hisseden çocuk, hayatın her alanında kendini ifade edecek bir öz güven sağlamaktadır. Aile büyükleri tarafından motive edilen çocukta, ders çalışmak, akademik başarını yükseltmek, hedef koymak, gelecekle ilgili planlar yapmak istek ve düşüncesi belirmektedir. Bunlar toplam olarak, çocuğun eğitim sürecini doğrudan etkileyerek okuldaki başarını yükseltmektedir. Kendisiyle yeterince ilgilenilmeyen, bedensel, zihinsel ve psikolojik ihtiyaçları karşılanamayan, çalışmak ve başarılı olmak konusunda teşvik edilmeyen, uygun davranış modellerinden yoksun çocuk, iyi bir eğitim süreciyle tanışamamakta ve bunlara bağlı olarak da okuldaki başarısı düşmektedir.

Ebeveynin varlığı ve ilgisi; çocuğa güven duygusu vermekte, psikolojik destek sağlamakta ve çocuğu ders konusunda motive ederek okul başarısını artırmaktadır.  Anne babanın, çocuğun eğitimle ilgisini göstermesi açısından okul ziyaretleri yapmaları ve veli toplantılarına katılmaları oldukça belirleyici olmaktadır. Velisi toplantılara katılan çocuk, kendisiyle ilgilenildiği ve eğitim konusunda desteklendiğini düşünerek derslerine daha çok çaba göstermektedir. Derslere gösterilen ilgi ise, çocuğun ders başarısını artırmaktadır.

Featherstone ve ekibi 1993 yılında, yaşları 11 ile 14 arasında değişen 530 öğrenci üzerinde bir araştırma yapmışlardır. Sonuçta, her iki ebeveyniyle bir arada yaşayan çocukların, diğer çocuklara kıyasla okula devamsızlık veya geç kalma oranlarının daha düşük olduğu, okul başarılarının daha yüksek olduğu, daha fazla olumlu davranış sergiledikleri ve öğretmenleri tarafından daha olumlu değerlendirildiklerinin gözlendiğini belirtmektedir. 

Başka bir çalışmaya göre, çocukların aile yapısı, ailedeki eğitim düşüncesi, kardeşleri arasındaki yeri ve özlük üveylik durumu çocuğun eğitimdeki başarısını doğrudan etkilemektedir. Çocuğun ihmal ve kötü muameleye maruz kalması; geçimsizlik ve huzursuzluğun hâkim olduğu bir aile yaşantısına sahip olması, onun eğitimdeki başarısını engellemektedir. Dolayısıyla, çocuğun içinde yaşadığı aile ortamının niteliği, onun başarısını etkilemektedir.

Eğitimde okul daha önemlidir diye düşünenler, okuldaki disiplinli ve sistematik eğitimin çok önemli olduğunu belirtmekteler.

Bu konuda şunu belirtmek isterim. Evet, okul sistematik ve disiplinli olarak bilgilerin verildiği merkezlerdir. Buna katılıyorum. Ancak, sizlere bir örnek vereceğim. Güzel bir su kaynağının olduğu bir çeşme düşünün. Her gün o çeşmeye gidip eve su getiren bir çocuk düşünün. Bu çocuk her gün evden delik bir kap ya da elek alarak giderse eve o güzelim sudan eve getirebilir mi?

Çeşmeden eve suyu çocuğun getirmeyi başarması için, sağlam, delik olmayan bir kap ile çeşmeye gitmesi gerekir. İşte bu durum ailesi tarafından desteklenen çocuk ile desteklenmeyen çocuğun durumu gibidir. Bu nedenle okuldaki eğitimden de istifade edebilmek için ailenin katkısı şarttır.

İnsan gönüldür gönül

Bilge insan Prof. Dr. Haydar Baş’ın toplumda en büyük ve karlı yatırımın insana yapılan yatırım olduğunu vurgular. İnsanın da özellikle gönül yapısına, manevi eğitimine daha fazla önem verilmesini işaret eder. Müthiş bir tespitle insanı bir cümlede özetler. “insan gönüldür gönül”

Kurumların, işletmelerin, toplumların insanla şekilleneceğini dolayışla ilk ele alınacak davanın, gayretin insan olgunu da “önce insan” teziyle ortaya koymuştur.

Meselenin iyice anlaşılması için ise şu örneği verir: “Bıçak bir alettir. Bıçak, onu kullanan insanın niyeti ve gayretiyle değer bulur. Bıçak, annenin elinde aile fertlerine yemek yapmak için kullanılan bir alettir. Kasabın elinde rızkını kazanmaya sebep bir alettir. Doktorun elinde hayat kurtaran bir alettir. Katilin elinde adam öldürmeye sebep olan bir alettir. Aynı alet, kullanan kişinin niyet ve gayretiyle bakınız nasıl şekil değiştiriyor. Bu sebeple asıl olan insandır. İnsanı ihmal ederek başarı elde etmenin imkânı yoktur.”

Yarınların daha mutlu, daha zengin, daha huzurlu bir dünya olmasını arzulayanlar; geleceğin garantisi olan çocukların eğitimine önem vermeli ve doğru olan eğitimin aile ile başladığını; ailenin de bir eğitim ocağı olduğunu kabul etmelidir. Bu birbirini tamamlayan zincir halkaları gibidir. Çocuk önemlidir ama istenilen eğitimi verecek sağlam aile yapısı olmadan istenilen netice yine elde edilmeyecektir.

Önce anne baba ve kardeşler eğitilecek, sonra çocuklar. Sonra o çocuklardan sağlam bir aile yapısı oluşacak. Bu sefer onlar kendi çocuklarını istenilen şekilde yetiştirecek. Zincir aksamadan kopmadan devam ettiği süreç o toplum kendi geleceğini de garanti altına almış olacaktır. Bu konuda de en büyük destek baba devlet anlayışına sahip; milli bir eğitim, milli bir ekonominin esas alınacağı “sosyal devlet milli devlet” anlayışından geçer.

 

Dr. Öğretim Üyesi Ali Bestami Kepekçi

Bu yazı 4330 defa okunmuştur.
  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x

Yazarın Diğer Yazıları

  • Kupayı Sistem Kazandı - 21 Temmuz 2026
  • IMF Türkiye Raporunun Ötesindeki Gerçek - 20 Temmuz 2026
  • Bir Millet Nasıl Ayağa Kalkar? - 19 Temmuz 2026
  • Üniversite Hayali mi, Yurt Dışı Hayali mi? - 18 Temmuz 2026
  • Bir Ülkeyi Güçlü Yapan Şey Nedir? - 17 Temmuz 2026
  • Tasarruf Eden Devlet, Fakirleşen Millet? - 16 Temmuz 2026
  • Sosyal Devlet Boşluk Bırakmaz - 14 Temmuz 2026
  • Son Nefese Kadar, Son Nefes İçin Siyaset - 14 Temmuz 2026
  • Bir Kampın Ardından - 13 Temmuz 2026
  • Türkiye İçin Neden Bağımsız Türkiye Partisi? - 12 Temmuz 2026
  • Teşkilat Nedir? - 11 Temmuz 2026
  • Bir Üye Neden Bu Kadar Önemlidir? - 10 Temmuz 2026
  • Siyaset Birinci İşimizdir - 07 Temmuz 2026
  • Faiz Enflasyonu Düşürür mü? Maliyet Artışı ve Enflasyon İlişkisine Bakış - 21 Mart 2026
  • Gelir Dağılımını Güçlendiren Ekonomik Yaklaşım - 19 Mart 2026
  • Dolar İmparatorluğu Sarsılıyor mu? Milli Paralarla Ticaret Tartışması - 17 Mart 2026
  • Hürmüz Boğazı: Görünen Petrol, Görünmeyen Para Savaşı - 16 Mart 2026
  • Emeklilerin Şehirleri: Üretim Kaybedilince Ne Olur? - 11 Mart 2026
  • Kaynak Kıtlığı Miti ve Milli Ekonomi Modeli - 07 Mart 2026
  • Enflasyonun Görünmeyen Dinamiği: Kur, Maliyet ve Üretim - 07 Mart 2026
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 24
Köşe Yazarları
Ah !! O eski Kilis Konakları 
Güner Özbalcı
Ah !! O eski Kilis Konakları 
Mehmet Beşe
Mehmet Beşe
DÜNYADA VE TÜRKİYE'DE GIDA SEKTÖRÜ
Prof. Dr. Erdoğan Taşkın
Prof. Dr. Erdoğan Taşkın
KOŞMAK NEYE YARAR?
Dış borçlarımızı tek kalemde ödemenin yöntemi nedir? / Ali Gülelçin
Misafir Kalem
Dış borçlarımızı tek kalemde ödemenin yöntemi nedir? / Ali Gülelçin
Prof. Dr. Ahmet H. Kepekçi
Prof. Dr. Ahmet H. Kepekçi
Ankara'da NATO, Gündemde Trump
Mustafa Çobanoğlu
Mustafa Çobanoğlu
Mukaddes Vatanın "Mavi Otları"
Prof. Dr. Haydar Baş
Prof. Dr. Haydar Baş
Kaybolan prestijimiz ve Kıbrıs
Vatanı bölmek isteyenlere fırsat vermeyin
Uğur Kepekçi
Vatanı bölmek isteyenlere fırsat vermeyin
Alaaddin Özkar
Alaaddin Özkar
90 Dakika Futbol, Yıllarca Hatırlanacak Bir Duruş
Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi
Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi
Kupayı Sistem Kazandı
Çok Okunan Haberler
KEPEKÇİ:
KEPEKÇİ: "İŞÇİ GİBİ ÇALIŞIP ESNAF GİBİ YÜK TAŞIYORLAR"
BTP HALK BULUŞMALARI BAĞCILAR YENİGÜN MAHALLESİ'NDE DEVAM ETTİ
BTP HALK BULUŞMALARI BAĞCILAR YENİGÜN MAHALLESİ'NDE DEVAM ETTİ
Kilis, İstanbul'da Gönülleri Fethediyor
Kilis, İstanbul'da Gönülleri Fethediyor
Ana Sayfa
Ekonomi
İslam
İlçeler
Kilis Güncel
Ulusal Kongreler
Analiz
Eğitim
Siyaset
Vefat
Spor
Bitki Rehberi
Güncel Haberler
Kültür & Sanat
Teknoloji
Sağlık
Dünya
Türkiye
Videolar
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Vefatlar
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Hava Durumu
Gazete Manşetleri
Nöbetci Eczaneler
Namaz Vakitleri
  • Analiz
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • İlçeler
  • İslam
  • Kilis Güncel
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Siyaset
  • Spor
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Vefatlar
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Hava Durumu
  • Gazete Manşetleri
  • Nöbetci Eczaneler
  • Namaz Vakitleri

  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

kilispostasi.com Haber Portalı 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 'na %100 uygun olarak yayınlanmaktadır. Ajanslardan alınan haberlerin yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, ilgili ajansların bu yöndeki politikasına bağlı olarak önceden yazılı izin gerektirir.