• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • Ekonomi
  • İslam
  • İlçeler
  • Kilis Güncel
  • Ulusal Kongreler
  • Analiz
  • Eğitim
  • Siyaset
  • Vefat
  • Spor
  • Bitki Rehberi
  • Güncel Haberler
  • Kültür & Sanat Teknoloji Sağlık Dünya Türkiye Videolar
  • Ara
SON DAKİKA:
10:27
Altın Fiyatları 21 Temmuz 2026
10:26
Dolar - Euro - TL Kuru 21 Temmuz 2026
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi
  3. Transit Göç
Yayınlanma: 30 Mart 2021 - 08:16

Transit Göç

30 Mart 2021 - 08:16
Yorumlar
TAKİP ETTAKİP ET
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi
Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi

İnsanlığın ilk zamanlarından bugüne var olan göç kararlarında, savaşlar, siyasal baskılar ve çatışmalar en önemli itici sebepler olmuştur. 1951 yılında imzalanan Cenevre sözleşmesi sayesinde oluşan bugünkü mülteci tanımı 1967 yılında oluşturulan protokol ile son şeklini almıştır. Ama ne yazık ki konulan kurallar, başta ABD ve İngiltere gibi dönemin güçlü ülkelerinin çıkarlarını yansıtacak şekilde ortaya koyulmaktadırlar.

1951 Cenevre Sözleşmesi’ne göre mülteci; “Irkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi düşünceleri yüzünden, zulme uğrayacağından haklı sebeplerle korktuğu için vatandaşı olduğu ülkenin dışında bulunan ve bu ülkenin korumasından yararlanamayan ya da söz konusu korku nedeniyle, yararlanmak istemeyen yahut tabiiyeti yoksa ve bu tür olaylar sonucu önceden yaşadığı ikamet ülkesinin dışında bulunan, oraya dönemeyen veya söz konusu korku nedeniyle dönmek istemeyen kişidir”. Türkiye Cumhuriyeti 1951 Cenevre Sözleşmesi’ni coğrafi sınırlama ile imzalamıştır (http://sgdd.org.tr/wp-content/uploads/2017/05/Turkiye-de-Iltica-Sureci.pdf) .

Türkiye bu coğrafi kısıtlama şerhinden dolayı Avrupa dışında meydana gelen olaylardan kaynaklanan başvurulara mülteci statüsü veremiyor ve yerine bu sığınmacılara “geçici koruma statüsü” verilmektedir. İşte bu “geçici” olmak birçok sorunu doğurmaktadır.

Pratikte ise Afganistan, İran, Irak ve Suriye gibi Avrupa dışı ülkelerden gelenler Türkiye'deki sığınmacıların büyük bir çoğunluğunu oluşturmaktadır. Bu sonucu doğuran en önemli sebep, Avrupa dışından gelen sığınmacıların “sığınma başvuru işlemleri”nin çoğunun Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği tarafından Türkiye İçişleri Bakanlığı işbirliği ile Türkiye’de yürütülmesindendir. Dolayısıyla çoğu sığınmacı, mülteci statüsü alarak 3. bir ülkeye yerleşmek için başvurusunu Türkiye’den yapmakta ve kabulüne dek devlet tarafından sağlanan “geçici koruma kapsamı”nda Türkiye'de “geçici” olarak kalabilmektedirler. Son yıllarda bu tarz sığınmacıların sayısı her geçen gün artmaktadır.

Sığınmacıların 3. Ülkelere kabul süreçleri de bazen olmamakta, bazen de çok uzun sürebilmektedir. 1995-2010 yılları arasındaki dönemde toplamda 70 binin üzerinde sığınmacının 37 binden fazlası yani başvuruların %51'i mülteci statüsü almış ve diğer ülkelere yerleştirilmiştir. Dolayısıyla iltica prosedürü, Türkiye'yi mülteci statüsü kazanan ve yerleştirilmek üzere bekleyen sığınmacılar için adeta bir “Transit ülke cenneti” haline getirmiştir. Yani bizim Transit ülke olma sıkıntımız, Suriye göçü ile değil çok daha önceden ortaya çıkmıştır.

Türkiye'deki göç sorunun ana maddesi “Transit göç” meselesidir. Türkiye 1980'lerden bu yana göçmenler için transit güzergâh olmuştur. Transit göç edenler Türkiye'yi geçici bir konaklama noktası olarak gördükleri için ülkeye uyum konusunda çekingen ve geri durmaktadırlar. Türkiye’deki idarecilerimiz de özellikle coğrafi kısıtlama imzaladığı Avrupa dışı ülkelerden “mülteci olma başvurusuna gelen göçmenleri” hep geçici gördüğü için onların ülke koşullarına uyumları için yeterli bir faaliyet göstermemektedir. Derken “iki dinden avare” durumda bu kişiler ülkemiz için sorun olmaktadır. Belirsizlik nedeniyle, istediği ülkelere kabul edilmediği için yıllardan beri ülkemizde kalan çok sayıda göçmen söz konusudur.

Avrupa sınır kontrolleri ve işgücü piyasasında serbest göçü olanaksız hale getiriyor gibi görünse de, bu ülkelere düzensiz göç şeklinde gidebilen nerede ise herkes çalışma imkânı bulabilmektedirler. Dolayısıyla kendi ülkelerinden Avrupa'ya doğrudan göçe edecek imkânı oluşturamayanlar için transit göç varış yerlerine ulaşmak için alternatif bir yol olmaktadır. Daha önceki yazılarımızda da belirtiğimiz gibi,  düzensiz göçmenler, genellikle Türkiye gibi transit ülkeleri kullanarak bu ülkelere gitmekte ve hedef ülkelerin ekonomilerinin vazgeçilemez bir parçasını oluşturmaktadırlar. İlk olarak belgeleri olmadan çalışmaya başlayan kaçak göçmenlerin bazıları daha sonraki dönemlerde gerekli şartları sağlayarak düzenli göçmenler haline gelebilmektedirler.

Son yıllarda Avrupa Birliği uyum anlaşmaları ile birlikte adeta Avrupa Birliği Türkiye'yi dış sınırındaki bir sığınmacı kampı gibi kullanmaktadır. Türkiye göç alan Merkez Avrupa ülkeleri ile göç veren ülkeler arasında adeta bir tampon bölgeye dönüştürülmeye çalışılmaktadır.

Avrupa'nın göç kontrolü yükünü Türkiye gibi çevredeki ülkelere kaydırma şeklinde bir politika izlediği görülmektedir. Özellikle AB ile son yıllarda imzalanan Geri Kabul Anlaşması bunun net göstergesidir. Avrupalı yetkililer, Türkiye’ye göç ve sığınmacı akımını kontrol etmesi için daha fazla enerji ve kaynak aktaracağını vadederek “güya” desteklemekte ve Türkiye’nin tampon bölge rolünü devam ettirmeye çalışmaktadırlar. Bu olay Suriyeli göçmenlerle başlamamıştır. Türkiye uzun yıllardan beri sıkıntı yaşamaktadır. Sadece Türkiye'de Suriyeliler ile beraber bu konu hakkında ülkede farkındalık artmıştır. Yani bugün yaşananlar yıllardan beri ortaya konulan yanlış göç politikalarından dolayıdır. “Kendi düşen ağlamaz” misali ülkemizdeki iktidarların tampon bölge olmayı kabul etmeleri, “Milli bir göç politikası” geliştirememeleri, ülkemizi transit göç ülkesi haline getirmiştir.

Belki de bu kişiler, Türkiye’ye döviz girişine sebep olurlar diye ümit edilmiştir. Ama geçici olmak kimseye fayda sağlamamaktadır. Net çözümler bulunmadığı için transit göç azaltılsa bile bu seferde düzensiz işçi göçü artmaktadır.

Tek çözüm, ülke menfaatlerimizin ön planda olduğu Milli Göç Politikasının geliştirilmesidir.

 

 

 

Bu yazı 2932 defa okunmuştur.
  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x

Yazarın Diğer Yazıları

  • Kupayı Sistem Kazandı - 21 Temmuz 2026
  • IMF Türkiye Raporunun Ötesindeki Gerçek - 20 Temmuz 2026
  • Bir Millet Nasıl Ayağa Kalkar? - 19 Temmuz 2026
  • Üniversite Hayali mi, Yurt Dışı Hayali mi? - 18 Temmuz 2026
  • Bir Ülkeyi Güçlü Yapan Şey Nedir? - 17 Temmuz 2026
  • Tasarruf Eden Devlet, Fakirleşen Millet? - 16 Temmuz 2026
  • Sosyal Devlet Boşluk Bırakmaz - 14 Temmuz 2026
  • Son Nefese Kadar, Son Nefes İçin Siyaset - 14 Temmuz 2026
  • Bir Kampın Ardından - 13 Temmuz 2026
  • Türkiye İçin Neden Bağımsız Türkiye Partisi? - 12 Temmuz 2026
  • Teşkilat Nedir? - 11 Temmuz 2026
  • Bir Üye Neden Bu Kadar Önemlidir? - 10 Temmuz 2026
  • Siyaset Birinci İşimizdir - 07 Temmuz 2026
  • Faiz Enflasyonu Düşürür mü? Maliyet Artışı ve Enflasyon İlişkisine Bakış - 21 Mart 2026
  • Gelir Dağılımını Güçlendiren Ekonomik Yaklaşım - 19 Mart 2026
  • Dolar İmparatorluğu Sarsılıyor mu? Milli Paralarla Ticaret Tartışması - 17 Mart 2026
  • Hürmüz Boğazı: Görünen Petrol, Görünmeyen Para Savaşı - 16 Mart 2026
  • Emeklilerin Şehirleri: Üretim Kaybedilince Ne Olur? - 11 Mart 2026
  • Kaynak Kıtlığı Miti ve Milli Ekonomi Modeli - 07 Mart 2026
  • Enflasyonun Görünmeyen Dinamiği: Kur, Maliyet ve Üretim - 07 Mart 2026
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 24
Köşe Yazarları
Ah !! O eski Kilis Konakları 
Güner Özbalcı
Ah !! O eski Kilis Konakları 
Mehmet Beşe
Mehmet Beşe
DÜNYADA VE TÜRKİYE'DE GIDA SEKTÖRÜ
Prof. Dr. Erdoğan Taşkın
Prof. Dr. Erdoğan Taşkın
KOŞMAK NEYE YARAR?
Dış borçlarımızı tek kalemde ödemenin yöntemi nedir? / Ali Gülelçin
Misafir Kalem
Dış borçlarımızı tek kalemde ödemenin yöntemi nedir? / Ali Gülelçin
Prof. Dr. Ahmet H. Kepekçi
Prof. Dr. Ahmet H. Kepekçi
Ankara'da NATO, Gündemde Trump
Mustafa Çobanoğlu
Mustafa Çobanoğlu
Mukaddes Vatanın "Mavi Otları"
Prof. Dr. Haydar Baş
Prof. Dr. Haydar Baş
Kaybolan prestijimiz ve Kıbrıs
Vatanı bölmek isteyenlere fırsat vermeyin
Uğur Kepekçi
Vatanı bölmek isteyenlere fırsat vermeyin
Alaaddin Özkar
Alaaddin Özkar
90 Dakika Futbol, Yıllarca Hatırlanacak Bir Duruş
Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi
Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi
Kupayı Sistem Kazandı
Çok Okunan Haberler
KEPEKÇİ:
KEPEKÇİ: "İŞÇİ GİBİ ÇALIŞIP ESNAF GİBİ YÜK TAŞIYORLAR"
BTP HALK BULUŞMALARI BAĞCILAR YENİGÜN MAHALLESİ'NDE DEVAM ETTİ
BTP HALK BULUŞMALARI BAĞCILAR YENİGÜN MAHALLESİ'NDE DEVAM ETTİ
Kilis, İstanbul'da Gönülleri Fethediyor
Kilis, İstanbul'da Gönülleri Fethediyor
Ana Sayfa
Ekonomi
İslam
İlçeler
Kilis Güncel
Ulusal Kongreler
Analiz
Eğitim
Siyaset
Vefat
Spor
Bitki Rehberi
Güncel Haberler
Kültür & Sanat
Teknoloji
Sağlık
Dünya
Türkiye
Videolar
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Vefatlar
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Hava Durumu
Gazete Manşetleri
Nöbetci Eczaneler
Namaz Vakitleri
  • Analiz
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • İlçeler
  • İslam
  • Kilis Güncel
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Siyaset
  • Spor
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Vefatlar
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Hava Durumu
  • Gazete Manşetleri
  • Nöbetci Eczaneler
  • Namaz Vakitleri

  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

kilispostasi.com Haber Portalı 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 'na %100 uygun olarak yayınlanmaktadır. Ajanslardan alınan haberlerin yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, ilgili ajansların bu yöndeki politikasına bağlı olarak önceden yazılı izin gerektirir.