Allah Resulü ve Velayetin Başı İmam Ali
Prof. Dr. Haydar Baş

Prof. Dr. Haydar Baş

Allah Resulü ve Velayetin Başı İmam Ali

13 Mart 2021 - 10:31

İnsanları Allah'a ulaştıran iki yol vardır: Biri kurb-i nübüvvet yoludur ve son peygamber Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) ile bu yol kapanmıştır.

İkinci yol kurb-i velayettir ve bu yolun başı Hz. Ali Efendimizdir.

Cenab-ı Hak, Ahzab suresinin 21. ayetinde Hz. Peygamber'in vasfına ilişkin şöyle buyurur: "And olsun ki, sizin için Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah'ı çok zikreden kimseler için Resûlullah en güzel örnektir."

Her Müslüman İslam'ı ve Allah'ın kitabı Kur'an'ı kavrama ve yaşamına geçirme noktasında Resûlullah'ın rehberliğine ve örneğine muhtaçtır. Çünkü pek çok ayet Peygamber'in hayatındaki olaylarla açıklığa kavuşmakta, sahası ve içeriği belirlenebilmektedir.

Allah Resûlü canlı Kur'an'dır.

Hz. Peygamber ile kapanan nübüvvet yolundan sonra velayet yolu açılmıştır.

İmam Ali şöyle buyurur: "Ben Allah Resûlü'ne, 'Bana Allah'a varan en yakın yolu göster, kullara en kolay ve Allah indinde en üstünü olsun' dedim.

Efendimiz buyurdu: 'Ya Ali! Allah-u Teâlâ Hazretlerini gizli ve aşikâr zikretmelisin.'

Dedim ki: 'Ya Resûlallah, insanların hepsi zikrediyorlar. Ben bana mahsus bir şey söylemeni istiyorum.'

Peygamber (s.a.v.) buyurdu: 'Benim ve benden önceki peygamberlerin söylediklerinin en üstünü lailaheillallah'tır. Eğer yedi kat gök ve yedi kat yer bir kefeye konsa, diğer kefeye de lailaheillallah konsa lailaheillallah ağır gelir. Ya Ali, yeryüzünde Allah Allah diyenler bulundukça kıyamet kopmaz.'

Bunun üzerine, 'Nasıl zikredeyim ya Resûlallah?' diye sordum.

Efendimiz (s.a.v.), 'Ya Ali! Gözlerini kapat ve ben üç kere lailaheillallah diyeyim, benden işit sonra sen üç kere lailaheillallah de, ben işiteyim' buyurdular."

Böylece Hz. Ali Efendimiz velayet yolunun sahibi oldular.

Bugün Allah Resûlü'nün şefaatini ve velayet yolunu inkâr eden mesajlar sosyal medyada dolaşıyor. İnancında samimi mü'minlerin kafasını karıştırmaya çalışıyorlar. Oysa Allah Resûlü'nün şefaati de, velayet yolu da haktır.

Cenab-ı Hak, Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurmuştur: "O gün, Rahman'ın izin verip sözünden hoşlandığı kimseden başkasının şefaati fayda vermez." (Taha, 109).

Ve yine, "O'nun izni olmadan hiç kimse şefaat edemez." (Yunus, 3)

Şefaat haktır ve mahşer gününün dehşetinde Allah'ın izin verdiği kulları, şefaat hakkına sahiptir.

Resul-i Ekrem Efendimiz şöyle buyurmuştur: "Her peygamberin Allah-u Teâlâ'dan bir dileği vardı; onu diledi ve Allah indinde icabet ve kabul olundu. Fakat Ben duamı kıyamet gününde ümmetime şefaate tahsis ve tehir ettim."

Yine Peygamberimiz (s.a.v.), "Kıyamet günü geldiğinde (umumi surette) Ben şefaat ederim. Bunun üzerine Ben, 'Ya Rabbi! Gönlünde hardal tanesi kadar iman olanları cennete koy' diye niyaz ederim. Bunlar cennete girerler. Sonra Ben, 'Ya Rabbi! Hardal tanesinden az imanı olanları da koy' diye şefaat ederim" buyurmuştur.

En büyük şefaat yetkisi Hz. Muhammed Mustafa Efendimizindir.

Vesile de haktır.

Cenab-ı Hak, sebepleri halk etmiştir. O'na vuslat da ancak sebeplere tevessül ile mümkündür.

Peygamberimiz (s.a.v.) dahi, Mir'ac'da Cenab-ı Hak ile görüşmeden evvel Sidre-i Münteha'ya kadar Hz. Cebrail ile gitmiştir. Oradan öteye, Refref ile seyrine devam etmiştir.

Hz. Musa, 'ilm-i ledün'ü öğrenmek istediği zaman ona muallim olarak Hz. Hızır (a.s.) tayin edildi. Bu hususta Cenab-ı Hak buyuruyor: "Nihayet kullarımızdan bir kul (olan Hızır 'ı) buldular ki, Biz, ona katımızdan bir vahiy vermiş ve etrafımızdan bir ilim öğretmiştik. Musa Hızır'a, 'Sana öğretilen ilimden bana öğretmek şartı ile sana uyayım mı' dedi." (Kehf, 65-66).

Hz. Hızır, Hz. Musa'nın 'ilm-i ledün' öğrenmesinde vesile olmuştu.

Kısaca şefaati ve vesileyi inkâr, ayetleri inkârdır ki bu hal insanı dinden çıkarır.

Bu yazı 486 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar