Bayramınız Mübarek Olsun
Prof. Dr. Haydar Baş

Prof. Dr. Haydar Baş

Bayramınız Mübarek Olsun

12 Mayıs 2021 - 20:54

Bin aydan hayırlı olan Kadir Gecesi'nin ardından bayrama eriştik. Huzur ve barış ortamında bir bayramı Allah'tan niyaz ediyoruz.

Bugün Asr-ı Saadet'te Hz. Peygamber'in bayrama nasıl hazırlandığını ve bayram sabahını nasıl idrak ettiğini yazalım istedik.

Ramazan ve Kurban bayramı günleri hayır dolu zamanlardır.

Resûlullah (s.a.v) Medine'ye geldiğinde Medinelilerin iki şenlik günleri vardı. O günlerde oyun oynar ve eğlenirlerdi. Peygamber (s.a.v), "Bu günler nedir?" diye sordu.

Onlar da, "Cahiliye döneminde bu günlerde şenlik yapar eğlenirdik" dediler.

Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v), "Şüphesiz Allah bu iki gününüzü bundan daha hayırlı iki güne tebdil edip değiştirdi: Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı" buyurdu. (Sünen-i Ebu Davud, Hadis No: 1134).

Rivayetlerde, Resûlullah'ın (s.a.v) bayram günü gusül abdesti alarak namaza ve bayrama hazırlandığı aktarılır.

Sahabilerden Fakihe b. Sad'dan rivayet edildiğine göre, "Resûlullah (s.a.v) arefe günü ile Ramazan ve Kurban bayramı günlerinde gusül abdesti alırdı." (Sünen-i ibn-i Mace, Hadis No: 1315).

Cabir b. Abdullah'ın (r.a) aktardığına göre Resûlullah, bayram hutbesini şöyle yapardı: Önce Allah'a hamd edip onu gerektiği şekilde övdükten sonra şöyle buyuruyordu:

"Allah'ın hidayete erdirdiği kimse saptıramaz, saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Sözlerin en doğrusu Allah'ın Kitabıdır. Yolların en güzeli Muhammed'in (s.a.v) yoludur. Yapılan işlerin en şerlisi sonradan uydurulup ortaya çıkarılanlardır. Her sonradan uydurulan şey ise bidattir. Her bidat de sapıklıktır. Her sapık da cehennemliktir."

Daha sonra sözlerini şöyle sürdürürdü:

"Kıyametle ben şöyle gönderildim" diyerek iki parmağını birbirine yaklaştırıp işaret ederdi.

Kıyametten bahsettiğinde yüzü kızarır, sesi yükselir, şiddeti artardı. Sanki orduya bir tehlikeyi haber veren komutan gibi tavır içine girerek, "Akşama ve sabaha, vay o gün sizin başınıza geleceklere!" der ve şöyle devam ederdi: "Mal bırakan kimsenin mirasçısı aile fertleridir. Kim de borç ve yetimler bırakarak ölürse onun yetimlerine bakmak bana aittir. Müminlerin böyle işlerine ben daha layıkım." (Sünen-i Nesai-Bayram Namazları Bölümleri, Sayfa 626).

Iyaz b. Abdullah'tan rivayete göre; Ebu Said El Hudri şöyle haber vermiştir: "Resûlullah (s.a.v) bayram günü musallaya çıkar, insanlara iki rekât namaz kıldırırdı, sonra selam verip ayakta durarak insanlara dönerdi. Cemaat de oturur vaziyette idiler ve şöyle buyururdu: 'Sadaka veriniz, sadaka veriniz.' En çok sadaka verenler kadınlardı. Kadınlar yüzüklerini, küpelerini ve neleri varsa her şeyi verirlerdi." (Sünen İbn-i Mace, Hadis No: 1288).

Bayramlar, dargınların barıştığı, Müslümanların birbirini ziyaret ederek hasbihal ettiği zamanlar olduğu gibi, hastaların ve kabirlerin de unutulmadığı günlerdir.

Hz. Peygamber'den gördüğümüz şekliyle bayramlar aynı zamanda sadaka dağıtılarak fakirlerin, yetimlerin sevindirildiği sevap kazanma anlarıdır. Demek sadaka vermeliyiz, darılanları barıştırmalıyız, kabirleri ziyaret etmeliyiz.

Bayramınız mübarek olsun.

Bu yazı 433 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar