İmam Musa Kazım (a.s.)
Prof. Dr. Haydar Baş

Prof. Dr. Haydar Baş

İmam Musa Kazım (a.s.)

06 Nisan 2021 - 08:49

Nasb edilmiş imamların yedincisi İmam Musa bin Cafer, yani İmam Musa Kâzım'dır.

İmam Musa Kâzım, İmam Cafer es-Sadık'ın oğlu ve İmam Rıza'nın babasıdır.

Meşhur lakabı Kâzım, karşılaştığı eziyetlere ve kötü muameleye rağmen öfkesini yutabilen demektir.

İmam Kâzım dört yaşında iken yıkılan Emevi devletinin yerini alan Abbasiler, din kisvesine bürünmüş, hilafeti ellerine geçirmiş ve Ehl-i Beyt soyuna madden ve manen en ağır baskıları yapmaktan geri durmamışlardır.

Ehl-i Beyt'in değişmez kaderi, çile, eziyet ve meşakkat hayatları boyunca onları gölgeleri gibi takip etmiştir.

İmam Musa b. Cafer, ömrünün on yıla yakın bir zamanını hiçbir haklı gerekçe gösterilmeden atıldığı zindanda geçirmiştir.

Zindanda geçen günleri de dahil olmak üzere, mübarek zamanları her an ibadetle ve insanları Hakk'a (c.c.) davetle geçmiştir.

Zindan günlerinde, yanına girebilen kişilere ders vermiş, sorulan soruları yanıtlamıştır.

İmam'ın zindana atılması, İmam'ın kardeşi İsmail'in oğlu Ali'nin raporları ile olmuştur.

İmam, Ali bin İsmail'in O'na ihanet edeceğini biliyordu. O'nu ikaz etmiş, ancak buna rağmen şahadetine vesile olacağını bildiği için Resûlullah'tan gelen bir hadise binaen, O'nun ömrünün kısalması için para vermiştir.

Ali bin İsmail, Harun Reşit'in İmam hakkındaki sorularına, "Doğudan ve batıdan ona para gelir, daha yakın zamanda Medine'den 30 bin dinar ödeyerek bir çiftlik aldı, çiftlik sahibi dinarları beğenmeyince, başka dinarlarla borcunu ödedi" şeklinde rapor verdi.

Bu rapor karşılığında Harun Reşit, Ali bin İsmail'e 200 bin dinar ödeme yapılmasını emretti. Ancak, Ali bin İsmail bu para kendine gelmeden can verdi.

Halife Harun, hilafet makamını elinden alacak endişesiyle O'nu hapsetmeye bu rapordan sonra karar vermiştir. 

Rivayete göre Harun Reşit, Hz. Peygamberin kabri başında, "O'nu hapsetmek istiyorum. Çünkü O, senin ümmetin arasında ikilik çıkarıp kanlarını dökmek istiyor" demiştir.

İmam Kâzım'ın zindandaki yılları için yorumu ise şöyledir: "Allah'ım! Sen de biliyorsun ki, ben daha iyi ibadet yapabilmek için Senden uygun yer istemiştim. Bana bunu nasip ettiğin için Sana şükürler olsun."

Zindanda o kadar uzun secdeleri olurdu ki, sabah namazından öğle ezanına kadar secdede dua ediyordu.

Hilafetle iktidarın birbirinden ayrıldığı süreçlerden olan İmam Kâzım döneminde Harun, iktidarı için O'nu hapsettiğini gizlemiyordu.

O'nu hapis tutan nöbetçiler Halife Harun'a, 'seninle ilgili hiçbir kötü duası ve hali yoktur, neden halen zindanda tutuyorsun' dediklerinde Harun Reşit, "O'nu bırakamam. Bunun böyle olması gerekiyor, bundan başka çare yoktur" itirafını yapmıştır.

Nasb edilmiş imama biat yerine halifeye inanmanın yanlışları, masum imamlar tarafından devamlı ikaz edilmiştir. Ancak aşağıdaki örnek, halifeyle ilişkilerdeki ince ölçüyü de ortaya koymaktadır.

Safvan b. Mahran, İmam Kâzım'ın huzuruna geldiğinde İmam şöyle buyurdu: "Ya Safvan, bir işin dışında, diğer işlerin iyi ve güzeldir."

"O nedir ey Resûlullah'ın oğlu?"

İmam şöyle buyurdu: "Develerini Harun'a kiraya vermen."

Safvan, "O'nun geziye çıkması, ava gitmesi ve benzeri işleri için kiraladım. Hatta kendim bile işe karışmadım. Bu iş için bir hizmetçi tuttum" dedi.

İmam buyurdu ki: "Develerini ona kiraya vermen sence doğru mu?"

Safvan, "evet" dedi.

İmam, "Kira süresi bitinceye, develerin sana geri verilinceye kadar, hayatta kalmasını ister misin?" diye sordu.

Safvan, "evet" dedi.

İmam, "Onların yaşamasını, hayatta kalmasını isteyen herkes onlar gibidir" dedi.

Babaları İmam Muhammed Bâkır ve İmam Cafer'in (a.s.) oluşturduğu Ehl-i Beyt mektebi, O'nun döneminde korunmuş ve geliştirilmiştir.

İmamiyye fıkhının birçok konudaki görüşü İmam Kâzım'dan gelen hadislere ve rivayetlere dayanır.

İmam Musa b. Cafer, Ehl-i Beyt mektebinde pek çok değerli insan yetiştirdiği gibi, kendinden sonraki nesillere dev bir kültür mirası da bırakmıştır.

Yaklaşık bin sayfalık, üç cüzden oluşan Müsned'i, akaid, tarih, eğitim, ahlak, şeri hükümler, dualar ve ziyaretler hakkında bilgilerin yanında; münazaraları ve talebelerinin değerlendirmeleri de yer almaktaydı.

Emeviler ve sonrasında kurulan Abbasilerin Ehl-i Beyt imamlarını ve onların takipçilerini eziyetle, zulümle baskı altında tutma gayretleri ile yalan hadis uydurma çabaları, esasen Ehl-i Beyt'in, vahyin membaından yayılan İslam nurunu gizlemek içindi.

Ancak İmam Musa Kâzım ile başlayan ve sonrasında devam eden Ehl-i Beyt üniversitesi engellenememiştir.

Üzerinde yaşadığımız Anadolu topraklarının İslam'la şereflenmesi, bu mübarek İmam'ın soyundan gelen Hünkâr Hacı Bektaş-ı Veli eliyle olmuştur.

İmam Kâzım, şehit edildiğinde 55 yaşındaydı.

Allah şefaatlerinden ayırmasın. (Geniş bilgi için bkz. İmam Musa Kâzım, Prof. Dr. Haydar Baş).

Bu yazı 362 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar