Vere vere almışlar
Uğur Kepekçi

Uğur Kepekçi

Vere vere almışlar

19 Mayıs 2021 - 00:02

Değerli dostlarım, şu nüktenin içerdiği anlamını kavramakla, çok şey elde edeceğimize inanıyorum.

Başlık olarak kullandığımız “vere vere almışlar” sözü, eyleme geçince elde edilecek nimetlerin farkındalığını yaşayacağımız kanaatindeyim.

Almak için vermekten başlamak gerekir.

Çoğumuz şu sözü kullanırız ama sözümüzdeki gafletten haberimiz olmaz çoğu zaman:

“Allah bana şunu verse, ben de şunu veririm…

Elimde şu kadar servetim olsa, hayır adına şu harcamaları yaparım…

Bu sözler, bu hayaller, sürer gider…

Çoğu arzuladığımızı eyleme geçiremeden ömür biter, hayat sona erer…

İlahi buyruklarda verilmek istenen ölçü bu değildir aslında.

Şimdi bu noktayı anlamaya gayret edelim hep birlikte:

Bir hadisi kutside ölçü ortaya konmuştur:

“Kulum bana bir karış yaklaştığı zaman, ben ona bir arşın yaklaşırım; o bana bir arşın yaklaşınca ben ona bir kulaç yaklaşırım; o bana yürüyerek geldiği zaman, ben ona koşarak varırım.” (Buhari / Tevhid 50)

İlahi buyrukta verilen mesaj açıktır ve önce bizim adım atmamız, önce bizim var olandan vermeye başlamamız isteniyor.

Buradaki ölçü, gücümüzün fazlası değil, herkesin gücü nispetinde yapması, vermesi istenmektedir.

Bakara suresinin sonunda “amenerasulü” diye başlayan ayette bu ölçü haber verilmiştir: 

“Allah her şahsı, ancak gücünün yettiği ölçüde mükellef kılar. Herkesin kazandığı (hayır) kendine, yapacağı (şer) de kendinedir. Rabbimiz! Unutursak veya hataya düşersek bizi sorumlu tutma. Ey Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır bir yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği işler de yükleme! Bizi affet! Bizi bağış.” (Bakara/ 286)

Aslında tabiat kuralı da böyle değil mi?

Önce toprağa tohumu sen atarsın, sonra toprak sana ürün verir.

Önce bir fikir üretirsiniz, gayret ve servet ortaya koyar, üretirsiniz, sonra kazanırsınız.

Gerek maddi gerek manevi makamlar dahi vere vere elde edilir.

Bir gün Prof. Dr. Haydar Baş hocamıza birisi bir soru sordu:

-‘Hocam benim etrafımda çok dostum yok, yalnız bir hayat sürüyorum. Bu da beni yalnızlığa itiyor. Nasıl dost kazanırım?’ Hocamız ona:

-Sen kaç kişiye çay, çorba içirdin? Kaç fakirin karnını doyurdun, kaç muhtacı giydirdin. Oğlum, vermeden alamazsın. Sen etrafına verirsen dostun çoğalır, vere vere almaya başlarsın”

Bakınız en çok sadakayı; resuller, seçkinler, erenler vermişler.

Yurtları cennetin baş köşesi olmuş…

En çok ibadeti onlar yapmışlar.

Hakkın ey yüce sevgisine muhatap olmuşlar…

Şehitler, en kıymetli sermayesi olanlar canlarını inançları uğruna vermişler.

Peygamberlikten sonra en yüce olan şehitlik mertebesine ermişler…

Öyleyse bizler de vermenin sırrına ermeli, “vere vere almanın” zevkine varmalıyız. 

SESLİ DİNLEMEK İÇİN

Bu yazı 350 defa okunmuştur .

Son Yazılar