Reklam
  • Reklam
EKONOMİDE ORMAN KANUNU
Reklam
Mehmet Alioğlu

Mehmet Alioğlu

EKONOMİDE ORMAN KANUNU

00 0000 - 00:00 - Güncelleme: 09 Mayıs 2013 - 17:42

         

Televizyonlarda en çok sevdiğim programlardan bir tanesi de belgesel izlemektir. Belgeseller de, bazen deniz altındaki dünya, bazen tabiattaki canlıların yaşamları, bazen de ormandaki hayvanların birbirileri ile olan münasebetleri konu edilir. Bu programları izlemekten zevk almamın nedeni bilimsel oluşu ve de tabiattaki ekolojik dengenin oluşmasındaki yüce yaratıcının gücünü ve kudretini görebilme imkânını bulmamdan dolayıdır.

         Ormandaki canlılar varlıklarını sürdürebilmek için başka bir canlıyı yemek zorundadır.

Bir canlının varlığı başka bir canlının yokluğuna bağlıdır. Devamlı olarak güçlü olan zayıf olanı yer bitirir bu orman kanunudur. Bu kanunun sistemlerin oluşmasında etkisi var mıdır yok mudur diye düşündüm ve şu kanata vardım.

         Batı dünyası felsefesini oluştururken sosyal, siyasal, hukuki, kültürel ve ekonomik sisteminde menfaati ön plana çıkarır. Gerek ikili ilişkilerde gerek sosyal, gerekse ulusal ilişkilerde mantık aynı çıkar ve menfaattir. Hatta bu mantıkta küreselleşmeyle beraber global sömürü sistemi oluşturulmuştur. Bu sistemde dev holdingler kurularak tekelleşmenin önü açılmış orta sınıf eriyerek en alta düşürülmüştür. Dev holdingler kendi menfaatleri istikametinde siyaseti bilim çevresini, medyayı, bürokrasiyi ve sivil toplum örgütlerini de kendine transfer etmiştir. Ülkeleri idare eden global düşünceli siyasiler adeta güçlü olana zayıf olanları yem olarak sunmuştur. Bütün hukuki düzenlemeler küresel güçlerin menfaati düşünülerek yapmışlardır. Zayıf olanların varlığına ise güçlü olanlara ırgatlık ve hizmet etmek için izin verilmektedir. İşte bundan dolayı liberal ekonomik sistem vahşi kapitalizmin uzantısı olarak karşımıza çıkar ve bu sistem sömürü sistemidir. Ben buna ekonomide orman kanunu diyorum. Darvin’in bir sözü var “ Büyük balık küçük balığı yutar” batı ekonomik sistemlerinin temeli bu sözün üzerine oturur.

         Aslında, liberal kapitalist ekonomik sistemin temel mantığın da Darvin’in evrim teorisinde ortaya koyduğu üstün ırk anlayışı yatmaktadır. Üstün ırk anlayışında öteki diye nitelendirilen ırklar, üstün ırka hizmet edebildiği sürece varlıklarını devam ettirebilirler. Liberal kapitalist ekonomik yapıda da durum aynıdır. Alt sınıf üst sınıfa (kapitalistlere) hizmet ettiği sürece yaşayabilir. Birileri bu sömürüye karşı çıkarsa ona yaşam hakkı verilmez, ezilen toplumlar bu sömürüye karşı çıkarlarsa bu toplumların imhası için savaşlar ilan edilir.   Dünyadaki savaşların nedenlerinden biri de sömürmek isteyenlerle sömürülmek istemeyenlerin mücadelesidir. Hatta bizim kurtuluş savaşımızın temel mantığı da budur. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bu sömürüye karşı çıkmak amacıyla Milli Mücadeleye başlarken “Manda ve himaye kabul edilemez, Ya istiklal ya ölüm” demiştir.

         Liberal ekonomik sistemin dünyadaki uygulanışına, yansımalarına ve sonuçlarına bir bakalım;

·         Bir dünya düşünün; her yıl milyonlarca insan açlıktan ölsün.

·         Bir dünya düşünün; bir milyar insan günlük iki doların altında gelirle yaşasın.

·         Bir dünya düşünün; en zengin % 1’i toplam gelirlerin % 10’unu alırken en fakir %10’u toplam gelirlerin %1’ini alsın

·         Bir dünya düşünün; insanların yarısı savaş, kriz ve sefalet içerisinde heder olsun.

·         Bir dünya düşünün; ekonomik baronların elinde kalkınmakta olan ülkeler kalkınmaya çalıştıkça batsın. Toplam borçları 2,5 trilyon doları aşsın. Bazıları ise uyurken milyarlarca dolar kazansın. Evet, burası bizim dünyamız.

 

Şimdide Liberal ekonomik sistemin Türkiye’deki uygulanışına, yansımalarına ve sonuçlarına bakalım;

  • Bir ülke düşünün; iç borcu 243 katrilyonu aşmış. En zengin %10’u gelirlerin %35 ini kullanırken. En fakir %10 u gelirlerin sadece %2 sini kullansın.
  • Bir ülke düşünün; milyonlarca insan işsiz. Milyonlarca insanın hiçbir sosyal güvencesi olmasın.
  • Bir ülke düşünün; yoksulluk sınırının 1milyar 700 milyon, açlık sınırının 714 milyon olduğu bir ülkede asgari ücret 380 milyon olsun. Evet burası bizim ülkemiz.

Komünizm, kapitalizm, liberalizm, neoliberalizm derken son 150 yılda geldiğimiz nokta. İşte dünya işte Türkiye

     Ama ümidimiz var bu tabloyu değiştirecek bir model ve bu tabloyu değiştirecek biri var. Şimdi Milli Ekonomi Modeli geliyor.

Asrın bilge insanı Prof. Dr. Haydar Baş’ın dünya iktisat tarihinde devrim yaratacak ve şimdiden ekonomik dünyayı kasıp kavuran Milli Ekonomi Modeli geliyor. Müjdeler olsun Türkiye, müjdeler olsun tüm ezilen Miletler. Gözünüz aydın…

 

Mehmet İnekçioğlu

Bu yazı 206 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar