
A - B - C -
Ç - D - E - F -
G - H - I - İ -
K - L - M - N -
O - Ö - P
R - S - Ş -
T - U - Ü - V -
Y - Z
A
- Acemi nalbur işi gavur eşiğinde öğrenirmiş.
- Aba dervişin, keçe çobanın.
- Abanın kadri yağmurda bilinir.
- Abdal abdala çatmayınca kasnak boyna girmez.
- Abdal abdalın ne umduğunu ister, ne bulduğunu.
- Abdal düğünden, çocuk oyundan usanmaz.
- Abdalın dostluğu köy görünesiye kadar.
- Abdalın karnı doyduktan sonra gözü yolda olur.
- Abdestsiz Bektaşi'ye namaz dayanmaz.
- Abdestsiz sofuya namaz mı dayanır ?
- Acele bir ağaçtır, meyvesi pişmanlık.
- Acele etsen de iş olacağına varır.
- Acele ile kalkan nedametle oturur.
- Acele ile menzil alınmaz.
- Acele işe şeytan karışır.
- Acele işin sonu pişmanlıktır.
- Acelen ne kelle mi götürüyorsun ?
- Acem kılıcı gibi iki tarafa da çalar.
- Acemi çaylak bu kadar uçar.
- Acemi nalbant gibi kah nalına vurur, kah mıhına.
- Acı patlıcanı kırağı çalmaz.
- Acı sakız gibi yapışır, kedi gibi sırnaşır.
- Acı soğan yemedim ki ağzım koksun.
- Acı söz insanı dininden, tatlı söz yılanı deliğinden çıkarır.
- Acıkan doymam, susayan kanmam sanır.
- Acıklı başta akıl olmaz.
- Acımış eşşşek attan yürük olur.
- Acındırırsan arsız olur, acıktırırsan hırsız olur.
- Acıyan çok amma, ekmek veren yok.
- Acıyan uyumuş, acıkan uyumamış.
- Aç aç ile yatınca dilenci doğar.
- Aç adam kendini ateşe salar.
- Aç aman bilmez, çocuk zaman bilmez.
- Aç anansa kaç.
- Aç ayı oynamaz.
- Aç dışarı, çıplak içeri kaçar.
- Aç doymam, tok acıkmam sanır.
- Aç esner, tok geğirir.
- Aç gezmekten ise tok ölmek evlâdır.
- Aç gezmekten, tok ölmek yeğdir.
- Aç ile arkadaş olma, yemem der de sömürür.
- Aç katık istemez, uyku yastık istemez.
- Aç kılıca sarılır.
- Aç köpek fırın deler.
- Aç kurt arslana saldırır.
- Aç ne yemez, tok ne demez.
- Aç ölmez gözü kararır, susuz ölmez benzi sararır.
- Aç tavuk kendini arpa anbarında görür.
- Aç tavuk uykusunda darı görür.
- Aç tokun yüzüne bakmakla doymaz.
- Aça dokuz yorgan örtmüşler, yine uyuyamamış.
- Aça kuru ekmek, bal helvası gibi gelir.
- Açık kapı görünce it dalar.
- Açık yaraya tuz ekilmez.
- Açık yerde tepecik kendini dağ sanar.
- Açın amanı olmaz, tokun imanı.
- Açın gözü ekmek teknesinde.
- Açın halini tok bilmez, hastanın halini sağ bilmez.
- Açın karnı doyar gözü doymaz.
- Açından ölmüş yok, tokundan ölmüş çok.
- Açlık ile tokluğun arası yarım yufka.
- Açlık sofuluğu bozar.
- Açlıkta darı ekmeği helvadan âlâ gelir.
- Açlıktan nefesi kokar.
- Açlıktan nefesi kokar, tokluktan kert kert geğirir.
- Açtırma kutuyu, söyletme kötüyü.
- Ad İsa'nın, gün Musa'nın.
- Adalet dünyanın temelidir.
- Adalet ile zulüm bir yerde durmaz.
- Adam, adam demekle adam olmaz.
- Adam adam kadri bilir, sarraf altın kıymeti.
- Adam adama gerek olur, iki serçeden börek olur.
- Adam adama yük değil, can gövdeye mülk değil.
- Adam adamdan korkmaz ama utanır.
- Adam adamdır olmasa da pulu, eşek eşektir olsa da çulu.
- Adam adamın, sarraf altının kadrini bilir.
- Adam adamın şeytanı, adam adamın rahmanı.
- Adam ahbabından bellidir.
- Adam bellemekle marifetli olur.
- Adam da var adamcık da var.
- Adam ikrarından, hayvan yularından tutulur.
- Adam iş başında belli olur.
- Adam kıtlığında keçiye Abdurrahman Çelebi derler.
- Adam kıymetini adam bilir.
- Adam oğlu kusursuz, illetsiz olmaz.
- Adam olacağına büyüdükçe cüdam oluyor.
- Adam olan iki kere aldanmaz.
- Adam olana bir söz yeter.
- Adam olanın zehiri kötü söz.
- Adam oluncaya kadar, daha dokuz fırın ekmek ister.
- Adam sormakla âlim olur.
- Adam sözünden bellidir.
- Adam yenilmekle marifetli olur, yanılmakla âlim.
- Adama dayanma ölür, duvara dayanma yıkılır.
- Adama bir kere derler.
- Adamakla mal tükenmez.
- Adamakla pilav pişse deniz kadar yağı benden.
- Adamın adı çıkacağına canı çıksın.
- Adamın eti yenmez, derisi giyilmez, tatlı dilinden başka nesi var.
- Adamın hayırlısı halka faydalı olanıdır.
- Adamın kıymetini adam bilir.
- Adamın kötüsü olmaz, meğer züğürt ola.
- Adamın yere bakanından, suyun sessiz akanından kork.
- Adamın yiğidi güreşte, köpeğin leşte belli olur.
- Âdem oğlu çiğ süt emmiş.
- Âdem oğlunun elinden uçan ile kaçan kurtulmaz.
- Âdemden korkmayan Tanrıdan korkmaz.
- Âdet yerini bulsun.
- Adı batasıca.
- Adı çıktı dokuza, inmez sekize.
- Adı Musa, boyu kısa, sakalı köse olandan kendini sakın.
- Adı sanı bellisiz.
- Adın ne ? Hasan, faydan yoksa ha ben, ha sen.
- Adın ne ? Haşarı, öp eşiği çık dışarı.
- Adın ne ? Musaaa, benim de Musa ama o kadar uzun değil.
- Adın nedir ? Reşit - Bir söyle, bin işit.
- Adını ağzına almaz.
- Âdilin bir saatlik adaleti, âbidin bir senelik ibâdetinden evlâ.
- Âfet gibi.
- Afyonun keyfini tiryakiden sormalı.
- Ağaç dalı ile gürler.
- Ağaç ne kadar uzasa göğe ermez.
- Ağaç ne kadar uzunsa balta dibinde hazırdır.
- Ağaç ucuna yel değer, güzel kişiye söz değer.
- Ağaç yaprağıyla güzeldir.
- Ağaç yaş iken eğilir.
- Ağaca balta vurmuşlar neyleyim sapı bendendir, demiş.
- Ağaca balta vurmuşlar, vur sapı bendendir, demiş.
- Ağaca dayanma kurur, insana güvenme ölür.
- Ağacı kurt, insanı dert yer.
- Ağacın kurdu içinden olur.
- Ağacın yemişini ye, kabuğunu soyma.
- Ağanın malı çıkar, uşağın canı.
- Ağası güçlü olanın, kulu suçlu olur.
- Ağır otur da, molla desinler !
- Ağır otur ki bey desinler.
- Ağır taş batman döğer.
- Ağır taş yerinden oynamaz.
- Ağız aramak.
- Ağız dolusu.
- Ağız kalabalığı.
- Ağız tadı.
- Ağlamayan çocuğa meme vermezler.
- Ağlarsa anam ağlar, kalanı yalan ağlar.
- Ağrısız baş mezarda olur.
- Ağrısız baş olmaz.
- Ağustos böceği gibi cırlar, sonunda çatlar.
- Ağzı açık ayran delisi.
- Ağzı kulaklarına vardı.
- Ağzı sulandı.
- Ağzı süt kokuyor.
- Ağzı var dili yok.
- Ağzına bir zeytin verir, ardına tulum tutar.
- Ağzında bakla ıslanmaz.
- Ağzından bal akar.
- Ağzından çıkanı kulağı işitmez.
- Ağzından hayır çıkmaz, bari şer söyleme !
- Ağzını bıçak açmıyor.
- Ağzını hayra aç.
- Ağzının suyu aktı.
- Ağzıyla kuş tutar.
- Ah alan unmaz.
- Ah yerde kalmaz.
- Ahfeşin keçisi gibi başını sallar.
- Ahlatın iyisini ayılar yer.
- Ahmağa yüz, abdala söz vermeğe gelmez.
- Ahmak gelin, yengeyi halayığı sanır.
- Ahmak misafir ev sahibini ağırlar.
- Ahmak oldur dünya için gam yiye, ne bilirsin kim kazana kim yiye.
- Ahmak toplamış akıllı yemiş.
- Ak akça kara gün içindir.
- Akacak kan damarda durmaz.
- Akan sular durur.
- Akar su pislik tutmaz.
- Akçe adama akıl öğretir.
- Akçe sayış, kaftan yürüyüş öğretir.
- Akçenin gittiğine bakama, işin bittiğine bak.
- Akçesi ucuz olanın kendisi kıymetli olur.
- Akıl akıldan üstündür.
- Akıl Allah vergisidir.
- Akıl bir attır, dizgini ârifin elinde gerek.
- Akıl defteri.
- Akıl gibi sermaye olmaz.
- Akıl hocası.
- Akıl hocası kesildi başımıza.
- Akıl ile bilinmez, hesap ile bulunmaz.
- Akıl ile nefis birbirinin düşmanıdır.
- Akıl kimde ise devlet ondadır.
- Akıl kişiye sermayedir.
- Akıl olmayınca başta kuru kafa neyler.
- Akıl olmayınca başta, ne kuruda biter ne yaşta.
- Akıl para ile satılmaz.
- Akıl veren çok, para veren yok.
- Akıl yaşta değil, baştadır.
- Akılları pazara çıkarmışlar herkes yine kendi aklını beğenmiş almış.
- Akıllı düşmandan korkma, deli dosttan kork.
- Akıllı düşünesiye kadar deli bayram eder.
- Akıllı hırsız şaşkın ev sahibini bastırır.
- Akıllı köprü arayıncaya dek deli suyu geçer.
- Akıllı neyler balı, akılsız neyler malı.
- Akıllı söylemeden düşünür, akılsız düşünmeden söyler.
- Akıllı, sözünü akılsıza söyletir.
- Akıllı yüzüne hasret kaldık.
- Akılsız başın zahmetini ayak çeker.
- Akılsız kafaya söz kâr etmez.
- Akıntıya kürek çeker.
- Âkil isen açma sırrını dostuna, dostunun dostu vardır, o da söyler dostuna.
- Akla geleni işleme, her ağacı taşlama.
- Akla karayı seçti.
- Aklı başından bir karış yukarı.
- Aklı ile çok yaşasın.
- Aklıma gelen başıma geldi.
- Aklını başına topla.
- Aklını eşeğe verme, çeker arpa tarlasına.
- Akmazsa da damlar.
- Akrep etmez akrabanın akrabaya ettiğini.
- Aksak eşeğin kör nalbantı olur.
- Aksayanla aksak, suya gidenle susak.
- Akşam güneşidir çabuk geçer.
- Akşam işi iki katlı, sabah uykusu tatlı olur.
- Akşam yalan söyleyenin sabah yüzü kara çıkar.
- Akşamın hayırından sabahın şerri.
- Akşamın işini sabaha koma.
- Al Allah delini, zapteyle kulunu.
- Al Allahım delini, sen zapteyle kulunu.
- Al gülüm, ver gülüm.
- Al kaşağıyı gir ahıra, yarası olan gocunsun.
- Al malın iyisini, çekme kaygusunu.
- Al takke ver külah.
- Alacağın bir fitil, pamuğun batmanını sorarsın.
- Alacağına şahin, vereceğine karga.
- Alçak eşek binmeye kolay, öksüz çocuk dövmeye kolay.
- Alçak yer yiğidi hor gösterir.
- Alçak yerde yatma sel alır, yüksek yerde yatma yel alır.
- Alçak yerde tepecik kendisini dağ sanır.
- Aldatayım diyen aldanır.
- Âlemin ağzı torba değil ki büzülsün.
- Alet işler, el övünür.
- Alın teriyle kazanılmış.
- Alın yazısı.
- Alışmış kudurmuştan beterdir.
- Ali Cengiz oyunu.
- Ali kıran baş kesen.
- Âlim olmak istersen durma yaz, cahil olmak istersen durma. kaz.
- Âlim olmak kolay, adam olmak zor.
- Âlimin uyuması cahilin ibadetinden hayırlıdır.
- Allah bile kulunun karasını yüzüne vurmamış !
- Allah bilir ama kul da sezer.
- Allah bir kapıyı kaparsa, bin kapıyı açar.
- Allah dağına göre kar verir.
BCÇ
- Baba bilgisi ile adam adam olmaz.
- Baba malı tez tükenir.
- Baba mirası yanan mum gibidir.
- Babadan mal kalır, kemal kalmaz !
- Babamın adı Hıdır, elimden gelen budur.
- Baban turp, anan şalgam, sen nereden çıktın gülbeşeker ?
- Babası oğluna bir bağ bağışlamış, oğlu babasına bir salkım üzüm vermemiş.
- Babası turp, anası şalgam.
- Babaya dayanma, karıya güvenme.
- Bacak kadar boyu var, türlü türlü huyu var.
- Bağ çapa ister, tarla sapan.
- Bağ dua değil çapa ister.
- Bağ demiş ki: "Bak bana bakayım sana".
- Bağa bak üzüm olsun, üzümü yemeğe yüzün olsun.
- Bağdat gibi diyar olmaz, ana gibi yar olmaz.
- Bağla atını, sonra ısmarla Hakka.
- Bağlasan it durmaz.
- Bağlı aslana tavşan bile saldırır.
- Bağlı koyun yerinde otlar.
- Bahil cennete girmez, girse de rahmet bulmaz.
- Bahil olan zelil yaşar.
- Bahşiş atın dişine bakılmaz.
- Baht olmayınca başta, ne kuruda biter ne yaşta.
- Bahtın olsaydı başın kel olmazdı.
- Bak şu beyin gidişine, pabucunun çamuru omuzundan aşar.
- Bak şu feleğin kârına ayıya kaval çaldırır.
- Bakarsan bağ, bakmazsan dağ olur.
- Bâki kalan bu kubbede bir hoş seda imiş.
- Bakkal defteri gibi.
- Bakkal defteri gibi karalı mı karalı.
- Bakkal fındığıyla yâr sevilmez.
- Bakkalın peyniri tuzdan yenmez.
- Bakla değil, baklava olsa vakitsiz yenmez.
- Baklayı ağzından çıkardı.
- Bakmak ile usta olunsa köpekler kasap olurdu.
- Baktın deli, dön geri.
- Baktın kar havası, eve gel kör olası.
- Bal alacak çiçeği bilir.
- Bal bal demekle ağız tatlanmaz.
- Bal demekle ağız tatlı olmaz.
- Bal dedin mi hemen banar.
- Bal dök yala.
- Bal ile kaymak isteyen akçasına kıymak gerek.
- Bal ile kaymak yenir ama her keseye göre değil.
- Bal istedik belalıya düştük.
- Bal isterken bela buldum.
- Bal olan yerde sinek de olur.
- Bal tutan parmağını yalar.
- Balcı ağlar, pekmezci ağlar, katırcının gözü çıksın.
- Balcının bal tası var, oduncunun baltası.
- Balcıya pekmez satılmaz.
- Baldırı çıplak.
- Baldırımın etini yerim, kasaba minnet etmem.
- Balı da senin, belası da.
- Balı dibinden, yağı yüzünden al.
- Balık, ağa girdikten sonra aklı başına gelir.
- Balık avlayanın yarı gövdesi suda gerek.
- Balık baştan kokar.
- Balık isteyen gönlünü suya koyar.
- Balık kavağa çıktığı vakit kösenin de sakalı biter.
- Balık tavada, tavşan ovada.
- Balın olsun, sinek Bağdat'tan gelir.
- Balsız kovanda arı durmaz.
- Balta girmedik orman olmaz.
- Balta sapı uzun olur, şamatası güzün olur.
- Baltada varsa sapında da var.
- Baltayı taşa vurdu.
- Baltayı kendi ayağına vurdu.
- Bana benden olur her ne olursa, başım rahat bulur dilim durursa.
- Bana bir adım gelene iki adımm varırım.
- Bana dokunmayan yılan kırk yıl yaşasın.
- Bana kör diyenin elâ gözü olsa.
- Barut ile ateş bir yerde durmaz.
- Barutun ateşte işi ne ?
- Baskısız yongayı yel alır, sahipsiz tarlayı sel alır.
- Bastığı yeri bilmez.
- Baş ağır gerek kulak sağır.
- Baş ağrıyınca sivrisinek davul olur.
- Baş başa vermeyince iş bitmez.
- Baş başa vermeyince taş yerinden kalkmaz.
- Baş, dil ile tartılır.
- Baş kim ayak kim bellisiz.
- Baş kesilir körk içinde, kol kırılır yen içinde.
- Baş nereye giderse, ayak da oraya gider.
- Baş ol dedik ise tavla başı ol demedik ya.
- Baş sağlığı dünya varlığıdır.
- Başa gelen mala gelsin.
- Başa gelen çekilir.
- Başa gelmez iş olmaz.
- Başa gelmeyince bilinmez.
- Başa gelmez iş olmaz, ava gelmez kuş olmaz.
- Başı baş eden ayak, ayağı baş eden dayak.
- Başı başkanın aklı da başka.
- Başı büyük kendi küçük şalgam efendi.
- Başı gözü sadakası.
- Başı ile giden gelmez, ayağı ile giden gelir.
- Başıboş bırakmaya gelmez.
- Başım gözüm üstüne.
- Başım üstünde yeri var.
- Bekara verme, evlenince unutur.
- Cahilden kork, aslandan korkma.
- Cahil adam meyve vermeyen ağaca benzer.
- Cahil ile konuşan cahil olur.
- Cahil kendinin düşmanıdır, başkasına nasıl dost olabilir ?
- Cahile söz anlatmak, deveye hendek atlatmaktan güçtür.
- Cahilin dostluğundan alimin düşmanlığı yeğdir.
- Cahilin sofusu, şeytanın maskarasıdır.
- Cahili sözü, eşeğin anırması.
- Cami kapısını bilmez, sofuluk taslar.
- Cami ne kadar büyük olsa yine imam bildiğini okur.
- Cami yıkılsa da mihrap yerindedir.
- Can benim canım, elin canı çıksa da olur.
- Can boğazdan gelir.
- Can cana, baş başa.
- Can canın yoldaşıdır.
- Can, cefadan da usanır, sefadan da.
- Can cömertliği kolay olmaz.
- Can cömertliği kakırdı ile olmaz.
- Can çekişmektense ölmek yeğdir.
- Can çıkar, huy çıkmaz.
- Can çıkmayınca huy çıkmaz.
- Can evinden vuruldu.
- Can havli.
- Can maldan tatlıdır.
- Can kulağıyla dinlesene.
- Can tatlıdır.
- Canana sefa lazım, bize can lazım değil.
- Canbaz ipte, balık dipte gerek.
- Canbazın canbazlığı seyircinin bakması ile.
- Candan ahbap, kandan şarap olmaz.
- Candan gördüğünü tanır, yandan gördüğünü tanımaz.
- Canı acıyan eşek, atı geçer.
- Canı cebinde.
- Canı cehenneme.
- Canım dedikçe canın çıksın der.
- Canına karîm olsun.
- Canlı cenaze.
- Canla oyun olmaz.
- Cansız koyundan süt sağar.
- Cebi delik tafrasından geçilmez.
- Cefayı çekmeyen âşık safanın kadrini bilmez.
- Cehalet daima nedamete sebep olur.
- Cehd ve sabırla, sıçan tahtayı delar.
- Cehdin elinden bir şey kurtulmaz.
- Cehennem kütüğü.
- Cehennem zebanisi.
- Cehenneme kadar yolu var.
- Cehenneme girse yüzü kızarmaz.
- Cehli itiraf, bilgiçlikten iyidir.
- Cemaat ne kadar çok olsa imam yine bildiğini okur.
- Cemal gösterir kemali.
- Cemal gider ama kemal seninle kalır.
- Cenâbetten keramet umulmaz.
- Cennet cehennem dünyada, hangisini kazanırsan.
- Cennete girse fidan kırar, cehenneme girse kazan deler.
- Cennetin kapısını cömert açar.
- Cennetin yazlığı, cehennemin kışlığı.
- Cennetten çıkmış, huri gibi güzel.
- Cevherin kıymetini cevahirci bilir.
- Ceviz ile taze ekmek yemesi, güzel ile kalıp cilve etmesi.
- Cırcır böceğinin ömrü az olur.
- Cibilliyeti bozuk.
- Cihan bir yana, o bir yana.
- Cihan durdukça dursun.
- Cihan kadar mal, kümes kadar dam.
- Cihan tutuşsa içinde hasırı yok.
- Cihanda bir dertsiz yoktur.
- Cihanda işitilmemiş haber olmaz.
- Cihanı soydu soğana çevirdi.
- Cihanı yıkan zulümdür, kazma kürek değil.
- Cim karnında bir nokta.
- Cimri öldü, gönlü ölmedi.
- Cimrinin zararı, cömertin harcından ziyade olur.
- Cin çarpmışa döndü.
- Cin başka, şeytan başka.
- Cin fikirli.
- Cin gibi her işe aklı erer.
- Cin olmazdan adam çarpıyor.
- Cin tutmuş parası var.
- Cin tutana bir muska yeter.
- Cins cinse çeker.
- Cins cinse meyleder.
- Cömerdin bir akçesi cimrinin hazinesinden bereketli.
- Cömert babanın cimri oğlu.
- Cömert derler maldan ederler, yiğit derler candan ederler.
- Cömert eli kimse kesemez.
- Cömertle nekesin harcı birdir.
- Cuma ile pazar, onu da yelle yağmur bozar.
- Cumbur cemaat.
- Cümlenin maksudu bir amma rivayet muhtelif.
- Cümleye muhalefet kuvve-i hatadandır.
- Cirmi kadar yer yakar.
- Çabuk parlayan çabuk söner.
- Çadırı yanmış çingene karısı gibi yaygara eder.
- Çağırılan yere erinme; çağırılmayan yere görünme.
- Çağırılmayan yere kedi ile köpek gider.
- Çağırsalar da gitmesem, çağırmasalar da sitem etsem.
- Çakalsız köy olmaz.
- Çakar almaz, atar vurmaz.
- Çalgı düğün evine yakışır.
- Çalı çırpıyla ev yapılmaz harç ister.
- Çalıda gül bitmez, cahile söz yetmez.
- Çalı dibinde tavşan yuvası.
- Çalı dibinde yuvası böyle götürür havası.
- Çalı idi çırpı idi evim idi ya, ayı idi uyu idi kocam idi ya.
- Çalı kuşu gibi daldan dala konar.
- Çalıkuşu gibi bir yerde durmaz.
- Çalım para etmez.
- Çalımından geçilmiyor.
- Çalının yırttığı çobanın dürttüğü.
- Çalışmak ibadetin yarısı.
- Çalışmakla her iş tamam olur.
- Çalıyı tepesinden sürüme.
- Çalma çırpma.
- Çalma elin kapısını, çalarlar kapını.
- Çalmadan oynar.
- Çalmadan oynama, sabırlı ol.
- Çam ağacından ağıt olmaz, el oğlundan oğul olmaz.
- Çam devirdi.
- Çamın kökü, yalancının sözü bitmez.
- Çamsakızı çoban armağanı.
- Çamura bastım, çalıya astım.
- Çamura bat da kalıbını seyreyle.
- Çamura yat da kalıbına bak.
- Çamura batan arabayı koca öküz götürür.
- Çamurdan çıkardı onu.
- Çamura yattı, boyunun ölçüsünü aldı.
- Çamurdan çıktı, batağa saplandı.
- Çamuru karnında, çiçeği burnunda.
- Çanağa ne doğrarsan kaşığına o çıkar.
- Çanak tutmak.
- Çanak yalayıcı.
- Çanına ot tıktı.
- Çantada keklik.
- Çapağı alırken gözünü çıkardı.
- Çapak silerken göz çıkarır.
- Çapkın at boğazını kendi çıkarır.
- Çaresiz derde Lokman neylesin ?
- Çarığa bakma, yürüğe bak.
- Çarşamba karısı alemin maskarası.
- Çarşambanın gelişinden perşembe bellidir.
- Çatal kazık yere çakılmaz.
- Çattık belâya.
- Çattık, teyellenmesi kaldı.
- Çavdar unundan baklava olmaz.
- Çay bin olur, çeşme bir.
- Çay kenarında kuyu kazar.
- Çay kuşu, çay taşıyla vurulur.
- Çaya susuz götürür, susuz getirir.
- Çaya varmadan, paçalarını sıvar.
- Çayı geçinceye kadar keçiye Abdurrahman Çelebi derler.
- Çayı görmeden paçaları sıvar.
- Çaylağa sormuşlar: "Anasını koyup yavrusunu neye kaparsın ? Avazı kulağıma hoş gelir " demiş.
- Çekidüzen vermek.
- Çekirdekten yetişme.
- Çekirge bir sıçrar iki sıçrar, üçüncüsünde ele geçer.
- Çekirgeyi suya göndermişler yine çekirge getirmiş.
- Çekişmeyince pekişmez.
- Çektim yün, teptim keçe oldu, burdum külâh.
- Çelik çomak mı oynuyor ?
- Çelebi değiliz ya bugün de keçi eti yemeyiz.
- Çenesi düşük.
- Çenesi düşük kocakarı.
- Çeneye kuvvet, keseye bereket.
- Çengelde kokmuş etim yok ya.
- Çengi ölüsü çalgı ile kalkar.
- Çerçi kızı boncuğa aşıktır.
- Çerden, çöpten.
- Çerçöpten saray yapılmaz ya, olacağı kulübe.
- Çeşmeye gitse kurutur.
- Çeşmeye gidenin testisi kırılır.
- Çeşm-i insaf gibi kâmile mizan olmaz, kişi noksanını bilmek gibi irfan olmaz.
- Çevir kaz yanmasın.
- Çıbandan korkan cibinliği beraber taşır.
- Çıfıt çarşısı.
- Çığlığı kırk köyün köpeğini başına toplar.
- Çık çık eden nalçadır, iş bitiren akçadır.
- Çıkacak kan damarda durmaz.
- Çıkmadık candan ümit kesilmez.
- Çıkmış dokuza, inmez sekize.
- Çıngıraklı deve kaybolmaz.
- Çıra dibine ışık salmaz.
- Çıra dibine ziya vermez.
- Çıra is vere vere yanar.
- Çıra gibi yandı.
- Çırak ustayı geçer.
- Çiçeği burnunda.
- Çiçek olan yerde bal da olur.
- Çift basar, tek atlar.
- Çift çubuk sahibi.
- Çift edersen bağlanırsın, bağ edersen eğlenirsin.
- Çiftçi yağmur ister, yolcu kurak.
- Çiftçinin anbarı sabanın ucundadır.
D
- Delinin aklına taş getirir.
- Dadanmış kudurmuştan beterdir.
- Dağ başı dumansız olmaz.
- Dağ başında harman savrulmaz.
- Dağ başında harman yapma savurursun yel içinde. Sel önünde değirmen yapma öğütürsün sel içinde.
- Dağ dağ üstüne olur, ev ev üstüne olmaz.
- Dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur.
- Dağ kuşu dağda, bağ kuşu bağda yakışır.
- Dağ ne kadar yüce olsa, bir geçidi bulunur.
- Dağ ne kadar yüce olsa yol onun üstünden de aşar.
- Dağ ne kadar yüksek olsa, kervan elbet aşar.
- Dağ tavşansız olmaz.
- Dağda gez, belde gez insafı elden bırakma.
- Dağda kuşun kırkı bir akçeye.
- Dağda gezen ayıya da rasgelir kurda da.
- Dağdan dağa kuş uçurdum, vaktimi boş geçirdim.
- Dağdan gelip bağdakini boğdu.
- Dağdan gelen dağa gider.
- Dağına göre kar yağar.
- Dağına bakar kar verir, bağına bakar bâr verir.
- Dağına göre odun, sapına göre saman olur.
- Dağlara taşlara.
- Daha çelik çomak oynar.
- Daha çok su götürür yeri var.
- Daha Hanya'yı Konya'yı bilmez, devenin gevişine güler.
- Dal budak saldı.
- Dal gibi.
- Dal küçükken eğilir.
- Daldan dala.
- Dam ardında eşek bulmuş da erkeğini dişisini soruyor.
- Dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı.
- Dam yanarsa içindeki sıçan da yansın.
- Dama taşı gibi oynatmak.
- Damak varken diş yoktu.
- Damarı tuttu.
- Damara göre kan alınır.
- Damdan düşen halden anlar.
- Damdan düşer gibi.
- Damdan düşse kedi gibi dört ayağı üstüne düşer.
- Damgalı eşeği alem tanır.
- Damızlıksız yoğurt tutmaz.
- Damlacıktan sel olur.
- Damlaya damlaya göl olur.
- Damlaya damlaya göl olur, aka aka sel olur.
- Dana büyür amma çulu büyümez.
- Danışan dağı aşmış.
- Danışan dağı aşmış, danışmayan düz ovada yolu şaşmış.
- Danışıklı döğüş.
- Dar yerde yemek yemektense, geniş yerde dayak yemek evlâdır.
- Darb-ı mesele döndü.
- Darı unundan baklava, incir ağacından oklava olmaz.
- Darıldın ise darı ye.
- Darısı başına.
- Darısı başına, kınası başına.
- Darısı dostlar başına.
- Dava için bir kadı, isbat için iki şahid lazımdır.
- Davacı razı oldu, şahid kail olmuyor.
- Davacın kadı ise, yardımcın Allah olsun.
- Davacısı kadı olanın yardımcısı Allah olsun.
- Davacısız mahkemeye giden bıyıklarını bükerek çıkar.
- Davasını bilmeyene şahit olma.
- Davete icabet lazımdır.
- Davetsiz gelen döşeksiz oturur.
- Davetsiz misafir.
- Davul dengi dengine diye çalar.
- Davul görür oynar, mihrap görür ağlar.
- Davul tozu, minare gölgesi.
- Davul tozuyla minare gölgesi arar.
- Davul zurnasız çingene düğünü olmaz.
- Davul, zurna ile adam aramağa gider.
- Davulda zurnaya, hamamda kurnaya.
- Davuldan gelen, zurnaya gider.
- Davulu biz çaldık parsayı el topladı.
- Davulun sesi uzaktan hoş gelir.
- Dayak cennetten çıkmadır.
- Dayak cennetten çıkmadır, iyi olsa çıkmazdı.
- Dayak yoksulu.
- Dayı kalksana ne oturuyorsun ? demiş, kalkamadığımdan oturuyorum, demiş.
- Dayıya yeğen gerek, gemiye yelken kürek.
- Dazlayan daza düşer, bir kel başlı kıza düşer.
- Debbağ sevdiği deriyi yerden yere vurur.
- Debbağa sorarsan dünyada fena koku olmaz.
- Dedesi koruk yemiş, torununun dişi kamaşmış.
- Dediler: "Molla aş gidiyor". Dedi: "Bana ne ? Dediler: "Size gidiyor". Dedi: "Sana ne ?"
- Değil kürsüye vaiz arşa çıksa adam olamaz.
- Değirmen beygiri gibi döner durur.
- Değirmen döner ama suyu nereden.
- Değirmen gitmiş çakmak taşını arar.
- Değirmen iki taştan, muhabbet iki baştan.
- Değirmenci köpeği gibi su şarıltısına ürür.
- Değneği yiyenle sayan bir değil.
- Dehr içinde hangi gün vardır akşam olmadık.
- Deli ağlamaz, akıllı gülmez.
- Deli akşamdan sonra azar.
- Deli arlanmaz, soyu sopu arlanır.
- Deli deliden hoşlanır, imam ölüden.
- Deli deliyi görünce, çomağını gizler.
- Deli düşündüğünü, tavuk eşindiğini.
- Deli fişek.
- Deli gelin, deli karı.
- Deli ile çıkma yola, başa gelir her türlü bela.
E
- Eşek hoşaftan ne anlar? Suyunu içer, hoşafını bırakır.
- Ebe teknesinden beri su görmemiş.
- Ebesi göbeğini keseceğine biraz dilini keseydi.
- Ebleh açlıktan ölmez.
- Ecel geldi cihane, baş ağrısı bahane.
- Ecelden başka herşeye çare bulunur.
- Ecele çare olsaydı, Lokman Hekim bulurdu.
- Eceli gelen köpek cami duvarına siğer.
- Ecelsiz kul ölmez.
- Ecinniye külahı ters giydirir.
- Edebi edepsizden öğren.
- Eden bulur, inleyen ölür.
- Edep en hayırlı mirastır.
- Edepli edebi edepsizden öğrenmiş.
- Edepsiz karşısındakini edepsiz eder.
- Edepsizden ırzını satın al.
- Edepsizden edep öğrenmeli.
- Edepsizlik parayla pulla değil.
- Eğri ağaca yayım, her gördüğüne dayım deme.
- Eğri cetvelden doğru çizgi çıkmaz.
- Eğri, düzü beğenmez, bu da bizi beğenmez.
- Eğri mastardan doğru çizgi çıkmaz.
- Eğri otur, doğru söyle.
- Eğri oturalım, doğru konuşalım.
- Eğri oturalım, doğru söyleşelim.
- Eğride tok, doğruda aç görmedim.
- Eğrikapı'nın eğrisidir, mahallenin doğrusudur.
- Eğrinin iki yakası bir araya gelmez.
- Ehl-i irfan meclisinde hiç bulunmaz helzele, nadan ile sohbet etme, kapıyı rezele.
- Ehl-i keyfe keyf bağışlar kahvenin kaynaması, eşeği yoldan çıkarır sıpanın oynaması.
- Ek tohumun hasını, çekme yiyecek yasını.
- Eken biçer, konan göçer.
- Eken bilmez, biçen bilir.
- Ekersen biçersin.
- Ekinci yağmur ister, yolcu kurak; her ikisinin muradını verir hak.
- Ekli kuyruk tez kopar.
- Ekmeden biçilmez.
- Ekmeği ekmekçiye ver, bir ekmek de üste ver.
- Ekmeğine yağ sürüldü.
- Ekmeğini al da dirliğini alma.
- Ekmeğini ayağıyla tepti.
- Ekmeğini kendi yiyen yükünü kendi kaldırır.
- Ekmeğini taştan çıkarır.
- Ekmek çiğnenmeyince yutulmaz.
- Ekmek elden, su gölden.
- Ekmek Hızır'ın, su Bedir'in, yiyin için kudurun.
- Ekmekçi beygiri gibi her kapıya uğrar.
- Ekmeksiz aş, sevdasız baş.
- Ekmeksiz ev, köpeksiz köy olmaz.
- Ekşi yemedim ki kursağım ağrısın.
- Ektiğin yerde biter.
- El ağzına bakan aç kalır.
- El ağzıyla kuş tutulmaz.
- El ağzına bakan, karısını tez boşar.
- El aşığı arsız sanır, aşık eli gözsüz sanır.
- El atına binen tez iner.
- El beş parmaktır hangisi bir boyda.
- El derdi bize masal gelir.
- El el için ağlamış, başına kara bağlamış.
- El el üstünde olur, ev ev üstüne olmaz.
- El elde baş başta.
- El eli boyar, iki el yüzü boyar.
- El eli ile kuş tutulmaz.
- El elin aynasıdır.
- El elin parasız gözcüsüdür.
- El eliyle yılan tutar.
- El etse ellisi, göz etse tellisi gelir.
- El gönlü dolaşık ibrişimdir açılmaz.
- El için ağlayan gözden olur, yar için dövünen dizden.
- El için ağlayan gözsüz kalır.
- El için eşek kuyruğunu kesme, kimi uzun der, kimi kısa.
- El için kuyu kazan iptida kendi düşer.
- El ile çözüleni dişe bırakma.
- El ile gelen düğün bayramdır.
- El ile kuş tutulmaz.
- El insanın halinden ne bilsin; herkes çektiğini kendi bilir.
- El işte akıl oynaşta.
- El kapısı hem geç, hem güç açılır.
- El kazanı ile aş kaynamaz.
- El kesesinden cömertlik olmaz.
- El kesesinden ikram etmek kolaydır.
- El kesesinden sultanım, develer olsun kurbanım.
- El malıyla zenginlik olmaz.
- El mi yaman, bey mi ?
- El mizan, göz terazi.
- El seni işte görsün.
- El sözü harman tozu.
- El uzatılan yere dil uzatılmaz.
- El üstünde tutmak.
- El vergisi, gönül sevgisi.
- El yarası unulur, dil yarası unulmaz.
- Elbet sen de bir gün bu köprüden geçersin.
- Elbette bir baltaya sap olur.
- Elbette olur ev yıkanın hanesi viran.
- Elçiye zeval olmaz.
- Elde altın bileziktir sanat.
- Elde avuçta.
- Elde haber çok olur.
- Eldeki bülbülden, bendeki karga elbette iyidir.
- Eldeki yara, yarasıza duvar deliği gelir.
- Elden çıkan ele girmez.
- Elden çıkan şeye tasa boştur.
- Elden çıkan şeyle övünülmez.
- Elden gelen öğün olmaz, o da vaktinde bulunmaz.
- Elden vefa, zehirden şifa.
- Ele avuca sığmaz.
- Ele eden sana da eder.
- Ele giden yele gider.
- Ele güne karşı.
- Ele kazdığı çukura kendi düştü.
- Ele sen soracağına el sana sorsun.
- Ele veren talkını, kendi yutar salkımı.
- Ele verir öğüdü, kendi kırar söğüdü.
- Eleğim var, sacım var, komşuya ne borcum var ?
- Elek yeni olunca asacak yer bulunur.
- Eli ağır eskiciden ayağı ağır dilenci yeğdir.
F
- Fakirlik ayıp değildir, tembellik ayıptır.
- Fahiş faize, batakçı müşteri.
- Faka bastı.
- Faka koyacak dane yok.
- Fakir adam hazır şeytan.
- Fakire itibar yoktur.
- Fakiri doyur da ne yapacağını düşünme.
- Fakirin tesellisi ölümdür.
- Fakirlik ateşten gömlektir.
- Fala inanma, falsız da kalma.
- Fal yalancı, gönül eğlenci.
- Fani dünyaya temel mi kalacak ?
- Fare çıktığı deliği bilir.
- Fare deliğe sığmamış, bir de kuyruğuna kabak bağlamış.
- Fare düşse başı yarılır.
- Fare geçer yol olur.
- Fare gibi bir gözü delikte.
- Fare gibi delikten deliğe kaçar.
- Fare gibi her delikten baş gösterir.
- Fare gibi kaçacak delik arar.
- Fare kaçmayınca delik görünmez.
- Fare kapana tutuldu.
- Farfaralıkla takke kapılmaz.
- Fasulye gibi kendini nimetten sayar.
- Fayda, zarar hesap başında belli olur.
- Fayda zararın kardeşidir.
- Faydasız baş mezara yaraşır.
- Faydasız dosttan faydalı düşman yeğdir.
- Faydasız duaya amin denmez.
- Faydasız evliyanın, kubbesi başına yıkılsın.
- Faydasız hısımdan faydalı hasım yeğdir.
- Fazla aş, ya karın ağrıtır ya baş.
- Fazla mal göz çıkarmaz.
- Fazla naz aşık usandırır.
- Feleğin çenberinden geçmiş.
- Feleğin her işi tersinedir.
- Felek adama her zaman yar olmaz.
- Felek, kimine kavun yedirir, kimine kelek.
- Felek sillesini yemiş.
- Felek vakit olur adama kelek sattırır.
- Fena gelmeyince iyiliğin kadri bilinmez.
- Fena haber tez duyulur.
- Fenadan fena var.
- Fener, felek gibi döner.
- Feneri nerede söndürdün ?
- Ferah ile yenirse soğanla ekmek, haltetmiş baklava ile börek.
- Ferdaya salma kimsenin kârın, ne bilirsin ne olur yarın.
- Fermansızdır, söz dinlemez.
- Feryad ile figanı ayyuka çıktı.
- Fes düştü, kel açıldı.
- Fesat başı.
- Fesat kumkuması.
- Fesadın şerrinden Allah korusun.
- Fettan insanın sözünden ziyade gözüne bakmalı.
- Fetvasını almış.
- Fetvayı anlatışa göre verirler.
- Fıçı gibi.
- Fıkır fıkır kaynuyor.
- Fındık kurdu.
- Fındıkçının terazisi olmaz.
- Fırıldak çevirdi.
- Fırıldak gibi döner.
- Fırın küreği.
- Fırsat düşkünü.
- Fırsat elde iken kaçırma.
- Fırsat iyi ile kötünün mihengidir.
- Fırsat, rüzgara benzer marifet onu geçerken tutmalıdır.
- Fırsat yoksulu.
- Fırsatı ganimet bilmeli.
- Fırsattan istifade.
- Fırtınada mahya kandili gibi sallanır.
- Fıstıki makam ağır ezgi.
- Fidan boylu.
- Fil gibi.
- Fil gibi yedikçe yer, karnı doymaz.
- Fincan gibi, gözleri dışarı fırlamış.
- Fincancı katırlarını ürkütmüş.
- Firavun inadı.
- Firavun gibi sözünden dönmez.
- Firkatin sonu vuslattır.
- Fiskos etti.
- Fitil fitil burnundan geldi.
- Fitili aldı.
- Fitili alırken mumu söndürür.
- Fitne olan yılana benzer, uyandırmamalı.
- Fol yok, ortada yumurta yok.
- Fol yok yumurta yok çök tavuğum çök.
- Foyası meydana vurdu.
- Fukara babası.
- Fukara kalbine her kim dokuna, dokuna sinesi Allah okuna.
- Fukaradan sakın geç, devletliye dokun geç.
- Fukaralara veren Allaha verir.
- Fukaranın ahı tahttan indirir şahı.
- Fukaranın başı ucunda oturmaktan zenginin ayağı ucunda ölmek yeğdir.
- Fukaranın cebi boş, kalbi doludur.
- Fukaranın tavuğu tek tek yumurtlar.
- Fukaranın tavuğu, zenginin atı kıymetli olur.
- Fukarayı deve üstünde yılan ısırır.
- Fukarayı yaşatan mâlihülyadır.
- Fürumâyeden kerem olmaz.
- Fürumâyenin lütfundan, asilin kahrına kaç.
- Fütur getirme, fütursuzluk etme.
- Fütüvvet erlere yaraşır.
G
- Gafil kuşun avcısı çok olur.
- Gafil avladı.
- Gafil baş, düşmana aş olur.
- Gafil çobana dağ taş kurt kesilir.
- Gaflet insan içindir.
- Gaflet gözün perdesidir.
- Gaflet olmasa insan evliya olur.
- Gafletin sonu nedamettir.
- Gaibi Allah'tan başka kimse bilmez.
- Gaibi bilse yerden mal çıkarır.
- Gailesiz baş yerin altında.
- Galip sayılır o yolda mağlup.
- Gam ile kasvet ömür törpüsüdür.
- Gamı def, parayı sarf etmeli.
- Gammaz olmasa tilki pazarda gezer.
- Gamsız kasavetsiz insan olmaz.
- Garib kuşun yuvasını Tanrı yapar.
- Garibe bir selam bin altın yerine geçer.
- Garibin dostu olmaz.
- Garibin parası pul, karısı dul.
- Garibin yardımcısı Allah.
- Garibin yeri ya han, ya külhan.
- Garip garibe sahip çıkar.
- Garip itin kuyruğu bacağı arasında gerek.
- Garip kuşun yuvasını Hazreti Allah yapar.
- Garip yiğitin dili kısa, boynu eğri olur.
- Gâvur inadı tuttu.
- Gâvura kızıp da oruç bozmaya benzer.
- Gâvurdan vefa, zehirden şifa.
- Gâvurun tenbeli keşiş, müslümanın tenbeli derviş.
- Gazap gelince akıl gider.
- Gazap ile kalkan zararla oturur.
- Gece silahlı, gündüz külahlı.
- Gecenin karnı büyüktür, ne doğuracağı bilinmez.
- Geç olsun, güç olmasın.
- Geçen geçti, gelene bak.
- Geçen ömür geri gelmez.
- Geçen sene bir yalan söylemiş, bu yıl kendi inanmış.
- Geçmiş zaman olur ki, hayali cihan değer.
- Geçmişe mazi derler.
- Geçmişe mazi, yenmişe kuzu.
- Geçti Bor'un pazarı, sür eşeğini Niğde'ye.
- Geçti bülbül geçti gül, ister ağla ister gül.
- Gel demek kolay, git demek güç.
- Gel denilen yere gitmeğe âr eyleme. Gelme denilen yere gidip de yerini dar eyleme.
- Geldi kovulmaz, doğdu boğulmaz.
- Geleceği varsa göreceği de vardır.
- Gelecek deveden gelen tavuk yeğdir.
- Gelen geçer, konan göçer.
- Gelen gelsin saadetle, giden gitsin selametle.
- Gelen gideni aratır.
- Gelen gidene rahmet okutur.
- Gelen kısmetiyle gelir.
- Gelen misafire git denilmez.
- Gelen paşam, giden ağam.
- Gelin altın kürsü getirmiş, çıkmış üstüne kendi oturmuş.
- Gelin ata binmiş ya nasib, kim bilir kime münasib.
- Gelin atta kısmeti yatta.
- Gelin babasına: "Hem ağlarım, hem giderim.." demiş.
- Gelin çiçek, her dediği gerçek; kaynana yılan, her dediği yalan.
- Gelin eşikte, oğlan beşikte.
- Gelin güvey olmak.
- Gelini arabaya bindirmişler "ya nasib" demiş.
- Gelinin dini yok, kaynananın imanı.
- Gelinliği pekmez sandım, yüreğimi yakmaz sandım.
- Gelmek misafirin, gitmek hane sahibinin elinde.
- Gelmesi ile gitmesi bir oldu.
- Gem almayan atın ölümü yakındır.
- Gemi azıya aldı.
- Geminin selameti dümencinin elinde.
- Gemisini kurtaran kaptandır.
- Gemsiz ata dizgin olmaz.
- Genci gence ver de rızıklarını Allah verir.
- Genç beyle, küheylan atla geçinmek güç.
- Gençliğin kıymeti bilinse kocalığın şikâyeti az olur.
- Gençlik uçar kuştur.
- Gençliğin kıymeti ihtiyarlıkta bilinir.
- Gençlik uçar kuştur, ihtiyarlık naçar iştir.
- Gençlikte ölüm, ihtiyarlıkta yoksulluk güçtür.
- Gençlikte para kazan, kocalıkta kur kazan.
- Gençlikte taş taşı, kocalıkta ye aşı.
- Gençlikten kocalığa sağlık saklamalı.
- Gerdeğe kim girdi ise sarı aşı o yesin.
- Gerdek gecesi geri kalmaz.
- Gerekliyi gerekmez iken saklamalı.
- Getirince el getirir, yol getirir, sel getirir, götürünce el götürür, yol götürür, sel götürür.
- Gezen ayağa taş düşer.
- Gidene dur olmaz.
- Gidenin izine, gelenin yüzüne.
- Giderayak.
- Gidip gelmemek, gelip bulmamak var.
- Gireceğini düşünme, çıkacağını düşün.
- Gittiği Antep, yediği pekmez.
- Göğe direk, denize kapak olmaz.
- Göğe merdiven kurmak.
- Göğüs germek.
- Gök ağlamayınca yer gülmez.
- Gök demir, yer bakır.
- Gök boncuk kimde ise gönlüm ondadır.
- Gök gibi gürleyip şimşek gibi çakar.
- Gökte araken yerde buldu.
- Gökteki yıldıza akçe diye kement atar.
- Gökten ne yağar ki yer kabul etmez.
- Gökyüzünde düğün var deselsr kadınlar merdiven kurmaya kalkar.
- Gölge etme başka ihsan istemem.
- Gölgelenemediğim ağaç kurusun.
- Gön yufka yerinden delinir.
- Gönül bir sırça saraydır kırılırsa yapılmaz.
- Gönül çocuğa benzer, gördüğünü durmayıp ister.
- Gönül kimi severse güzel odur.
- Gönül kocamaz.
- Gönül kolay düştüğü yerden güç kalkar.
- Gönül var otluğa konar, gönül var çöplüğe konar.
- Gönülden gönüle yol vardır.
- Gönüle kötek olmaz, aşığa edep.
- Gönülsüz davara giden köpekten hayır çıkmaz.
- Gönülsüz köpek av avlamaz.
- Gönülsüz yenen aş, ya karın ağrıtır ya baş.
- Gör geç demişler, sür git dememişler.
- Gördüğünü koyup işittiğine gitme.
- Gördün deli, savul geri.
- Gördün yemek, daha ne demek.
- Görelim ayine-i devran ne gösterir.
- Görmedi, gördü, bayıldı öldü.
- Görmeyenin oğlu olmuş, tutmuş kolunu koparmış.
- Görmeyince yüzünü, harcedemem sözümü.
- Görünen dağa tez ulaşılır.
- Görünen köy kılavuz istemez.
- Görünür görünmez kazadan Tanrı saklasın.
- Görünüşe aldanma.
- Görür ama görmezlenir.
- Görür göz, tutar el.
- Göster gübreliğini, nasıl çiftçi olduğunu söyliyeyim.
- Götürü pazar, mideyi bozar.
- Göz atmak.
- Göz ağrısı.
- Göz bakar, su akar.
- Göz dağı verdi.
- Göz değil, çıra budağı.
- Göz dikti.
- Göz etmek.
- Göz derya, seyir bedava.
- Göz görmeyince gönül katlanır.
- Göz görür, gönül çeker.
- Göz göze.
- Göz gözü görmüyor.
- Göz hapsine aldı.
- Göz iki, ağız tek, çok görüp, çok dinleyip, az söylemek gerek.
- Göz kararı.
- Göz yummak.
- Göz koymak.
- Göz kulak olur.
- Göz yumup açıncaya kadar fırsat vakti geçer.
- Gözde olmak.
- Gözden çıkarmak.
- Gözden düştü.
- Gözden ırak olan gönülden de ırak olur.
- Gözden sürmeyi çeker.
- Göze almak.
- Göze gelmek.
- Göze batmak.
- Göze yasak olmaz.
- Gözleri fal taşı gibi açıldı.
- Gözleri velfecr okuyor.
- Gözlüye gizli yoktur.
- Gözü aç.
- Gözü açık.
- Gözü açık gitmek.
- Gözü bağlı.
- Gözü ısırıyor.
- Gözü kapalı.
- Gözü kızdı.
- Gözü pek.
- Gözü tanede olan kuşun ayağı tuzaktan kurtulmaz.
- Gözü yaşlı.
- Gözün ile gördüğünü eteğin ile ört.
- Gözün üstünde kaşın var dedirtmez.
- Gözüne dizine dursun.
- Gözüne kestirmek.
- Gözünü budaktan sakınmaz.
- Gçzünü toprak doyursun.
- Gözünü yumdu, kıymeti bilindi.
- Gurbet adamı terbiye eder.
- Gurbette övünmek hamamda türkü çağırmaya benzer.
- Gurbette taşa yaslanmayan evindeki halının kıymetini bilmez.
- Güçle giden köpek av avlamaz.
- Güçü gitti, kolayı kaldı.
- Güçün de güçü var.
- Gül bülbülden ziyade insan elinden neler çeker.
- Gül çengelsiz, yar engelsiz olmaz.
- Gül dalından odun, çingeneden kadın olmaz.
- Gül dikenli ağaçta biter.
- Gül güdük amma kokusu güzel, selvi büyük amma yapısı güzel.
- Güldükçe güller açılır.
- Gülme eşine, gelir başına.
- Gülme komşuna, gelir başına.
- Gülü seven dikenine katlanır.
- Gülü tarife ne hacet ne çiçektir biliriz.
- Gülü yadettikçe bülbülün feryadı artar.
- Gülün kadrini bülbül bilir.
- Gülüne bak, goncasını al.
- Gülünü seven dikenine katlanır.
- Gümrükten mal kaçırır gibi.
- Gün doğmadan neler doğar.
- Gün geçer, kin geçmez.
- Gün geçer, ömür tükenir.
- Gün geçirmek.
- Gün gibi aşikâr.
- Gün gider gediğinden, el utansın dediğinden.
- Gün görmek.
- Gün görmüş kimse.
- Gün güne uymaz.
- Gün karası gön karası değil.
- Gün olsa kimsenin üstüne doğmaz.
- Gün var yılı besler, yıl var ayı beslemez.
- Günahı boynuna.
- Gündüz tesbih çevirmesi, gece koyun kavurması.
- Güneş giren eve doktor girmez.
- Güneş olsan kimsenin mendilini kurutmazsın.
- Güneş yeryüzüne düşmekle pâyimal olmaz.
- Günü gününe uymaz.
- Gür söğüde kuş konar, güzele söz gelir.
- Gürültü istemeyen adam demirci dükkanına girmez.
- Güvendiğimiz dağlara kar yağdı.
- Güvenme dayına, ekmek al yanına.
- Güvenme dostuna, saman doldurur postuna.
- Güvenme varlığa, düşersin darlığa.
- Güzel bürünür, çirkin görünür.
- Güzel göz için, akıllı gönül için.
- Güzel huylu olanın can verirler sözüne, çirkin huylu olanın kimse bakmaz yüzüne.
- Güzel olana gölgesi bile düşmandır.
- Güzel yüzden kırk yılda usanılır, güzel huydan kırk yılda usanılmaz.
- Güzele bakmak sevaptır.
- Güzele bakmaya doyulmaz.
- Güzele ne yakışmaz.
- Güzeli herkes sever.
- Güzelin başından çile eksik olmaz.
- Güzelin kadrini ne bilir ahmak, mürüvvet değil mi yüzüne bakmak.
- Güzelliğe kapılma, huya bak.
- Güzellik ekmeğe sürülüp yenilmez.
- Güzellik kudretten olmalı.
- Güzellik ondur, dokuzu dondur.
- Güzün gelişi yazdan bellidir.
H
- Ha hoca Ali, ha Ali hoca.
- Ha anan ölmüş öksüzsün, ha baban.
- Ha ördek ha değirmen, ikisi de suda yürür.
- Ha şuracık, ha buracık derken Bağdat.
- Habbeyi kubbe etme.
- Hacca giden geldi; saca giden gelmedi.
- Hacı dediğinizin haçı koltuğundan çıktı.
- Hacı hacı olmaz gitmekle Mekke'ye, dede dede olmaz gitmekle tekkeye.
- Hacı hacıyı Mekke'de bulur.
- Hacı Mekke'de yaraşır, derviş tekkede.
- Hacı lokumu gibi her ağıza uyar.
- Hacıya tesbih alır mısın demişler, ya biz buraya niye geldik, demiş.
- Haddini bilmeyene, bildirirler.
- Haddini hududunu bilmez.
- Hadsize haddini bildirmek, öksüze kaftan giydirmek gibidir.
- Hafif çalıyı yel alır, ağır çalı yerinde kalır.
- Hain olan korkak olur.
- Hain haine yardım eder, doğru doğruya.
- Hak beterinden saklasın.
- Hak değirmende olur.
- Hak diyen mahrum kalmaz.
- Hak doğrudadır.
- Hak, doğrunun yardımcısıdır.
- Hak gelince batıl gider.
- Hak söz acı olur.
- Hak yerini bulur.
- Hâkimsiz, hekimsiz memlekette durma.
- Hakka tevekkül eden açıkta kalmaz.
- Haklı hakkından vazgeçmez.
- Haklı söz, haksızı Bağdat'tan çevirir.
- Hala yoğurdu yumruğu ile yemek ister.
- Halayıktan kadın olan kurnayı deler tasla, köleden müezzin olan minareyi yıkar sesle.
- Halayıktan kadın olmaz, gül ağacından odun.
- Halep orada ise arşın burada.
- Halep yolunda deve izi arar.
- Halının tozu tükenir, delinin sözü tükenmez.
- Hali vakti yerinde.
- Hali iç güveysinden hallice.
- Halil İbrahim bereketi.
- Halinden şikayeti yok.
- Haline bak da halı doku.
- Haline bakmaz da Hasan Dağına oduna gider.
- Haline bakmaz da maymun oynatır.
- Haline şükür et, zira beterin beteri var.
- Halkı belaya sokar, kendi uzaktan bakar.
- Ham armut.
- Ham armudun, ham sözü.
- Ham armut gibi insanın boğazına tıkılır.
- Ham demir döğülmez.
- Ham söz, kem akçe sahibinindir.
- Ham söz sahibinindir.
- Hamam kubbesi gibi her sözü aks ettirir.
- Hamam suyu ile misafir ağırlanmaz.
- Hamam peştemalı gibi girerken tutunulur, çıkarken bırakılır.
- Hamama giden terler.
- Hamama gider kurnaya aşık olur, düğüne gider zurnaya.
- Hamama giren terler.
- Hamamda deli vardır derler.
- Hamamda soğuktan şikayet etmişler; biz çıplak geziyoruz, demiş.
- Hamamda türkü çağırmak, her akıllının kârı değil.
- Hammala semeri yük gelmez.
- Hamur işine karışmaz, pişmiş aşa su katar.
- Hancı gibi, gelene hoş geldin, gidene uğurlar ola.
- Hancı tavuğu gibi, yolcu artığıyla geçinir.
- Hancının horozu ölmüş, yolcuya ne ?
- Hanenin şenliği içindeki sesten bilinir.
- Hangi gün var akşam olmadık ?
- Hangi taşı kaldırsan altından çıkar.
- Hanım evladı.
- Hapı yuttu.
- Hanım kırarsa hayrı ola, halayık kırarsa kör ola.
- Har vurdu, harman savurdu.
- Haraca kesmek.
- Haram harama gider.
- Haramdan gelen harama gider.
- Harama hile karıştırma.
- Haram helal ver Allahım, garip kulun yer Allahım.
- Haramdan şifa olmaz.
- Haramzadenin gözü yaşlı olur.
- Hareket berekettir.
- Hareket olmadıkça bereket olmaz.
- Harman dövmek keçinin işi değil.
- Harman yel ile düğün el ile.
- Hasımdan sakın karınca ise de.
- Hasmın kadı ise yardımcın Allah olsun.
- Hasmın sitemin anlamamak hasma sitemdir.
- Hasta ol benim için, öleyim senin için.
- Hasta olmayan sıhhatin kıymetin bilmez.
- Hastalık sağlık insan için.
- Hastanın başında eceli oturur.
- Hastaya döşek mi sorarsın ?
- Hastaya naz etmek hekime yakışmaz.
- Hastayı döşek bilir, ölüyü teneşir !
- Hastayım nar isterim, gül yüzlü yar isterim.
- Hatasız kul olmaz.
- Hatır








