_ Ç _
- Çabuk parlayan çabuk söner.
- Çadırı yanmış çingene karısı gibi yaygara eder.
- Çağırılan yere erinme; çağırılmayan yere görünme.
- Çağırılmayan yere kedi ile köpek gider.
- Çağırsalar da gitmesem, çağırmasalar da sitem etsem.
- Çakalsız köy olmaz.
- Çakar almaz, atar vurmaz.
- Çalgı düğün evine yakışır.
- Çalı çırpıyla ev yapılmaz harç ister.
- Çalıda gül bitmez, cahile söz yetmez.
- Çalı dibinde tavşan yuvası.
- Çalı dibinde yuvası böyle götürür havası.
- Çalı idi çırpı idi evim idi ya, ayı idi uyu idi kocam idi ya.
- Çalı kuşu gibi daldan dala konar.
- Çalıkuşu gibi bir yerde durmaz.
- Çalım para etmez.
- Çalımından geçilmiyor.
- Çalının yırttığı çobanın dürttüğü.
- Çalışmak ibadetin yarısı.
- Çalışmakla her iş tamam olur.
- Çalıyı tepesinden sürüme.
- Çalma çırpma.
- Çalma elin kapısını, çalarlar kapını.
- Çalmadan oynar.
- Çalmadan oynama, sabırlı ol.
- Çam ağacından ağıt olmaz, el oğlundan oğul olmaz.
- Çam devirdi.
- Çamın kökü, yalancının sözü bitmez.
- Çamsakızı çoban armağanı.
- Çamura bastım, çalıya astım.
- Çamura bat da kalıbını seyreyle.
- Çamura yat da kalıbına bak.
- Çamura batan arabayı koca öküz götürür.
- Çamurdan çıkardı onu.
- Çamura yattı, boyunun ölçüsünü aldı.
- Çamurdan çıktı, batağa saplandı.
- Çamuru karnında, çiçeği burnunda.
- Çanağa ne doğrarsan kaşığına o çıkar.
- Çanak tutmak.
- Çanak yalayıcı.
- Çanına ot tıktı.
- Çantada keklik.
- Çapağı alırken gözünü çıkardı.
- Çapak silerken göz çıkarır.
- Çapkın at boğazını kendi çıkarır.
- Çaresiz derde Lokman neylesin ?
- Çarığa bakma, yürüğe bak.
- Çarşamba karısı alemin maskarası.
- Çarşambanın gelişinden perşembe bellidir.
- Çatal kazık yere çakılmaz.
- Çattık belâya.
- Çattık, teyellenmesi kaldı.
- Çavdar unundan baklava olmaz.
- Çay bin olur, çeşme bir.
- Çay kenarında kuyu kazar.
- Çay kuşu, çay taşıyla vurulur.
- Çaya susuz götürür, susuz getirir.
- Çaya varmadan, paçalarını sıvar.
- Çayı geçinceye kadar keçiye Abdurrahman Çelebi derler.
- Çayı görmeden paçaları sıvar.
- Çaylağa sormuşlar: ?Anasını koyup yavrusunu neye kaparsın ? Avazı kulağıma hoş gelir ? demiş.
- Çekidüzen vermek.
- Çekirdekten yetişme.
- Çekirge bir sıçrar iki sıçrar, üçüncüsünde ele geçer.
- Çekirgeyi suya göndermişler yine çekirge getirmiş.
- Çekişmeyince pekişmez.
- Çektim yün, teptim keçe oldu, burdum külâh.
- Çelik çomak mı oynuyor ?
- Çelebi değiliz ya bugün de keçi eti yemeyiz.
- Çenesi düşük.
- Çenesi düşük kocakarı.
- Çeneye kuvvet, keseye bereket.
- Çengelde kokmuş etim yok ya.
- Çengi ölüsü çalgı ile kalkar.
- Çerçi kızı boncuğa aşıktır.
- Çerden, çöpten.
- Çerçöpten saray yapılmaz ya, olacağı kulübe.
- Çeşmeye gitse kurutur.
- Çeşmeye gidenin testisi kırılır.
- Çeşm-i insaf gibi kâmile mizan olmaz, kişi noksanını bilmek gibi irfan olmaz.
- Çevir kaz yanmasın.
- Çıbandan korkan cibinliği beraber taşır.
- Çıfıt çarşısı.
- Çığlığı kırk köyün köpeğini başına toplar.
- Çık çık eden nalçadır, iş bitiren akçadır.
- Çıkacak kan damarda durmaz.
- Çıkmadık candan ümit kesilmez.
- Çıkmış dokuza, inmez sekize.
- Çıngıraklı deve kaybolmaz.
- Çıra dibine ışık salmaz.
- Çıra dibine ziya vermez.
- Çıra is vere vere yanar.
- Çıra gibi yandı.
- Çırak ustayı geçer.
- Çiçeği burnunda.
- Çiçek olan yerde bal da olur.
- Çift basar, tek atlar.
- Çift çubuk sahibi.
- Çift edersen bağlanırsın, bağ edersen eğlenirsin.
- Çiftçi yağmur ister, yolcu kurak.
- Çiftçinin anbarı sabanın ucundadır.










