
Çalışan annelerin en önemli sorunları şunlardır:
- Annenin işten ve trafikten eve geç ulaşması nedeniyle yaşadığı gerginlik
- Yemeği hazırlama telaşından kaynaklanan panik
- Çocuğuna yeterli zaman ayıramamanın getirdiği suçluluk duygusu
Bütün bunlar annenin zamanı iyi yönetmesiyle belirli bir düzene oturtulabilir. Bu durumda anne, işe ve çocuğuna ayırdığı zamanı verimli bir şekilde kullanabilme alışkanlığına sahip olacak, buna bağlı olarak da söz konusu panik ve suçluluk duygusunu yaşamayacaktır. Ergin (2003) tarafından yapılan araştırmada, çalışan annelerin çocuklarının bilişsel işlemlerdeki performansının, çalışmayan annelerin çocuklarına göre daha yüksek düzeyde olduğu bulunmuştur.
Diplomasının hakkını vermesi ve mesleki açıdan tatmin olması, çalışan annenin ruh sağlığını olumlu etkiler. Bu durum da davranışlarına yansır. Buna karşılık çalışmayan anne, mesleğini yapamamasının sıkıntısı ve rutin ev işleri nedeniyle, zaman zaman gerginliğini olumsuz davranış şeklinde çocuğuna yansıtabilir. Bu bağlamda, çalışan anne zamana hükmedebildiğinde, zamanı verimli bir şekilde kullanabildiğinde, çalışmayan anneye oranla çocuğuyla daha iyi iletişim kurma şansına sahiptir.
Öneriler
- Çok zaman değil yoğun birliktelik, nicelik değil, zamanın niteliği önemlidir. Bu nedenle anne iş sonrası var olan zamanını yoğun bir şekilde çocuğuyla birlikte geçirdiği takdirde çocuk yeterli duyumu sağlar.
- En önemli tehlike, annenin suçluluk duygusu içinde çocuğa veremediği zamanı maddeyle kapatmaya çalışması, her akşam oyuncak veya çikolatayla gelmesidir. Bir başka tehlike de aynı suçluluk duygusu içinde çocuğu aşırı şımartma, her istediğini yapmaya çalışmaktır. Burada çocuğun anneden istediği ne aşırı hoşgörü, ne şımartma, ne de oyuncaktır. Çocuk anne ile yüz yüze birlikteliği özlemiştir. Mutfağında yemeğini çocuğuyla birlikte yapan anne, bu beraberliği ona yaşatmış olur.
- Çalışan anne çocuğuyla ortak bir etkinlikte bulunduğu, onunla birlikte oynadığı, onu sinemaya, tiyatroya, müzeye götürdüğü takdirde çocuğun ihtiyacı olan doyum sağlanmış olur.
- 0-3 yaş arası çocuğun okulöncesi eğitim kurumuna verilmesi hem okulöncesi eğitim süresini uzatması, hem de aile ortamında özellikle anneye olan ihtiyaç nedeniyle sakıncalıdır. Bu sebeple anne, bu dönemi büyükanne kontrolünde bir bakıcının yardımıyla aşmalı ya da 0-3 yaş arasında mümkünse çalışmamalıdır. Çocuk 3 yaşına geldiğinde, anne ister çalışsın ister çalışmasın, gerekirse ilk sene yarım günden başlayarak, çocuk okulöncesi eğitim kurumuna gönderilmelidir.
Kaynak: Çocuk Eğitimi El Kitabı (Prof. Dr. Haluk Yavuzer)









