[caption id="attachment_638" align="alignleft" width="150" caption="dua_eden_çocuk"]
[/caption]
O sırada dükkanın dışında bekleyen bir müşteri ikisinin arasında devam eden bu konuşmayı dinlemektedir. İçeriye girerek manava yaklaşır: "Ben o kadının almak istediklerine kefilim, ailesinin ihtiyacı olan şeyleri ona ver" der.
Bunun üzerine manav çok isteksiz bir şekilde kadına döner: "Bir alışveriş listen var mıydı?" diye sorar. Kadın: "Evet efendim" der. Manav: " Tamam, şimdi onu terazinin şu kefesine koy, onun ağırlığınca diğer kefeye istediklerinden koyacağım" der.
Kadın bir an duraklar. Sonra başını önüne eğer ve çantasını açarak üzerine birşeyler karalanmış bir kağıt parçası çıkartır. Manavın kendisine gösterdiği kefeye özenle bırakırken başı hala öne eğiktir. Manavın ve diğer müşterinin gözleri terazinin kefesine dikilirken hayretle büyümüştür.Manav müşteriye dönerek, kısık bir sesle: "İnanamıyorum" der.
İnanılacak gibi değildir. Müşteri manava gülerken manav çoktan diğer kefeye eline geçeni doldurmaya başlamıştır ama nafile. Diğer kefeyi yerinden bile kıpırdatamamıştır. Terazinin kefesi artık üzerindekileri alamayacak kadar dolduğında çaresiz hepsini bir torbaya doldurarak kadına verir. Şaşkınlıkla üzerinde birşeyler çizilmiş kağıdı eline alır ve okur. Bir de bakar ki orda bir alışveriş listesi yoktur. Sadece bir dua yazılıdır.
"Allah'ım! Neye ihtiyacım olduğunu ancak sen bilirsin. Kendimi senin ellerine teslim ediyorum."
Manav taş gibi bir sessizliğe bürünmüştür. Kadın kendisine teşekkür ederek dükkandan ayrılır. Müşteri manavın eline bir miktar para tutuştururken: "Her kuruşuna değdi" der. Daha sonra manav terazisinin kefelerinin kırılmış olduğunu görür.
Dua bizim için hiçbir bedeli, masrafı ve karşılığı olmayan güzel bir hediyedir...
[/caption]O sırada dükkanın dışında bekleyen bir müşteri ikisinin arasında devam eden bu konuşmayı dinlemektedir. İçeriye girerek manava yaklaşır: "Ben o kadının almak istediklerine kefilim, ailesinin ihtiyacı olan şeyleri ona ver" der.
Bunun üzerine manav çok isteksiz bir şekilde kadına döner: "Bir alışveriş listen var mıydı?" diye sorar. Kadın: "Evet efendim" der. Manav: " Tamam, şimdi onu terazinin şu kefesine koy, onun ağırlığınca diğer kefeye istediklerinden koyacağım" der.
Kadın bir an duraklar. Sonra başını önüne eğer ve çantasını açarak üzerine birşeyler karalanmış bir kağıt parçası çıkartır. Manavın kendisine gösterdiği kefeye özenle bırakırken başı hala öne eğiktir. Manavın ve diğer müşterinin gözleri terazinin kefesine dikilirken hayretle büyümüştür.Manav müşteriye dönerek, kısık bir sesle: "İnanamıyorum" der.
İnanılacak gibi değildir. Müşteri manava gülerken manav çoktan diğer kefeye eline geçeni doldurmaya başlamıştır ama nafile. Diğer kefeyi yerinden bile kıpırdatamamıştır. Terazinin kefesi artık üzerindekileri alamayacak kadar dolduğında çaresiz hepsini bir torbaya doldurarak kadına verir. Şaşkınlıkla üzerinde birşeyler çizilmiş kağıdı eline alır ve okur. Bir de bakar ki orda bir alışveriş listesi yoktur. Sadece bir dua yazılıdır.
"Allah'ım! Neye ihtiyacım olduğunu ancak sen bilirsin. Kendimi senin ellerine teslim ediyorum."
Manav taş gibi bir sessizliğe bürünmüştür. Kadın kendisine teşekkür ederek dükkandan ayrılır. Müşteri manavın eline bir miktar para tutuştururken: "Her kuruşuna değdi" der. Daha sonra manav terazisinin kefelerinin kırılmış olduğunu görür.
Dua bizim için hiçbir bedeli, masrafı ve karşılığı olmayan güzel bir hediyedir...








