Zilhicce ayı, içerisinde birçok hikmetli olayları barındıran, önemli bir aydır. Bu ay hem Hac hem de Kurban ibadetini içerisinde barındırmakla da çok büyük öneme haizdir.Haccedenler, zilhiccenin dokuzunda Arafat?ta ihrama bürünüp adeta mahşeri yaşamaktadırlar. Arafat, Hazreti Âdem?den bu yana bütün Enbiyanın, Evliyanın ve bütün Hacıların istisnasız ziyaret ettiği, ?Hac Arafat'tır? buyrulan, dualarının geri çevrilmeyeceği ?mekânı mahsus ve zamanı mahsus?(özel bir yer ve özel bir zaman)bir yerdir.
Peygamberimiz, insanlığa hayat rehberi niteliği arz eden, ?Müminler! Size iki emanet bırakıyorum. Onlara sımsıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. Bu emanetler, Allah'ın kitabı Kur'ân ve O'nun Peygamberinin sünnetidir.? hitabını içeren veda hutbesini, veda haccında 124 bin Müslüman?ın şahsında bütün insanlığa yine zilhicce ayının dokuzunda, Cuma günü Arafat?ta vermiştir.
Peygamber efendimizin eşlerinden rivayet olunur ki;
"Resulullah (aleyhissalatu vesselâm) Zilhicce'den dokuz günle, Aşura günü oruç tutardı. Bir de her aydan üç gün, ayın ilk pazartesi ile perşembe günü oruç tutardı.? (kütübü sitte/3133)
Zilhiccenin dokuzunda tutulan orucun faziletini yine Resulullah(sav) şöylece haber vermiştir.
"Arafat günü tutulan orucun, geçen yılın ve gelecek yılın günahlarına kefaret olacağına Allah'ın rahmetinden ümidim var."(kütübü sitte/ 3135)
?Zilhiccenin ilk on günü fazilette bin güne, Arefe günü ise, on bin güne eşittir.?( Beyhaki)
?Allah indinde zilhiccenin ilk on gününde yapılan amellerden daha kıymetlisi yoktur. Bugünlerde tesbihi, tahmidi, tehlili ve tekbiri çok söyleyin!? (Taberani)
(Tesbih: Sübhanallah. Tahmid: Elhamdülillah, Tehlil: Lâ ilâhe illallah, Tekbir: Allahü ekber, demektir.)
"Peygamber efendimiz, Zilhiccenin ilk on gününde yapılan amellerin, diğer aylarda yapılan amellerden daha kıymetli olduğunu bildirince, Ashab-ı kiram, (Ya Resulallah, Allah yolundaki cihaddan da mı daha kıymetlidir) dediklerinde, (Evet cihaddan da kıymetlidir. Ancak canını, malını esirgemeden harbe gidip şehit olan kimsenin cihadı daha kıymetlidir) buyurdu. (Buhari)
TEŞRİK TEKBİRLERİ
Arefe günü sabah namazı ile başlayıp, bayramın dördüncü günü ikindi namazına kadar(ikindi dâhil) 23 vakte tekabül eden teşrik tekbirleri getirmek vaciptir. Her farz namazdan selâm verdikten sonra gerek cemaat, gerekse de ferdi kılınan namazlardan sonra okunması gerekmektedir. Teşrik tekbiri "Allahu ekber Allahu ekber, Lâ ilâhe illallahu vallahu ekber. Allahu ekber ve lillahi'l-hamd" Anlamı şöyledir: "Allah her şeyden yücedir, Allah her şeyden yücedir. Allah'tan başka ilâh yoktur. O Allah her şeyden yücedir, Allah her şeyden yücedir. Hamd Allah'a mahsustur". ( Hz. Ali ve Abdullah b. Mes'ûd (r.a)' rivayetlerine dayanır.)
Teşrik tekbirinin aslı; Hz. İbrahim (as)'den rivayet edilen şu olaydır:
Cebrail (as) Allahû Teâla (cc)'nın ihsan buyurduğu kurban ile Hz. İbrahim (as)'e geldiği zaman; O'nun oğlu Hz.İsmail (as)'i kurban etme hususunda acele edeceği endişesi ile "Allahû Ekber, Allahû Ekber" diye nida etmiştir. Hz.İbrahim (as) Cebrail'i görünce "La ilâhe illâ'llahû va'llahû Ekber" diyerek cevap vermiştir. Hz. İsmail (as)'da, kendisine bedel olarak gönderilen kurbanı görünce: "Allahû Ekber ve li'llâhi'l Hamd) diye tesbihte bulunmuştur. İşte teşrik tekbirleri, bu teslimiyeti ifade eder. "Teşrik Tekbiri" getirirken bu manayı tefekkür etmelikte fayda vardır.(İbn-i Abidin - Reddü'l Muhtar Ale'd Dürri'l Muhtar - İst: 1983, C: 3, Sh: 368.)
KURBAN OLABİLMEK!
Bildiğiniz gibi zilhiccenin 10. günü kurban bayramıdır. Kurban bayramı; bayram olmanın yanında ?kurban olmanın sırrını? da içinde barındıran mübarek bir bayramdır.
Kurban, Allah Teâlâ'nın Kur'ân-ı Kerîm'de; "Rabbin için namaz kıl ve kurban kes" (Kevser, 108/2), emriyle Müslümanlar üzerine vacip bir ibadet olmuştur. Kurban Bayramında kurban kesmenin önemini Hz. Peygamber (sav) bir hadisi şeriflerinde "İmkânı olup da kurban kesmeyen bizim namazgâhımıza yaklaşmasın" buyurarak aynı zamanda bizleri bu konuda hassasiyete davet etmiştir. (İbn Mâce, Edâhı, 2; Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 321)
Kurban kesmek ?Müslüman, hür ve yolculuk halinde bulunmayıp mukim olanlardan, nisab miktarı mala sahip olanlara vaciptir.?(el-Fetâva'l-Hindiyye, V, 292)
Kurbanın Müslümanlara vacip oluşu hazreti İbrahim Peygamberle başlar. Bu hadise Kur?anda şöylece dile getirilir.
?Rabbim, bana Salihlerden ihsan et./Biz de ona, hilim sahibi bir oğul müjdeledik./O,kendisinin yanı sıra yürümeye başlayınca dedi ki: Oğulcuğum; doğrusu ben, rüyada iken seni boğazladığımı görüyorum. Bir bak, ne dersin? O da dedi ki: Babacığım; sana emrolunanı yap. İnşallah beni sabredenlerden bulursun./kişi de teslim olunca, babası; oğlunu alnı üzere yatırdı./Biz, ona şöyle seslendik:Ey İbrahim;/Sen rüyayı gerçekleştirdin. Elbette Biz, ihsan edenleri böylece mükâfatlandırırız./Muhakkak ki bu,apaçık bir
imtihandı. /Ve ona fidye olarak büyük bir kurbanlık verdik./Sonrakiler arasında ona da(bir güzel sena) bıraktık./Selam olsun İbrahim'e./Biz, ihsan edenleri işte böyle mükâfatlandırırız./Muhakkak ki o, mümin kullarımızdandı.(saffat /100-111)
Kurbandaki en büyük nükte;Allah'tan (cc)başka sevilen herşeyin, Allah yolunda feda edilmesi gerçeğidir. Gunyet?üt Tailibinde, Abdulkadir Geylani Hazretleri şu tespitlere yer vermiştir:
?Bu apaçık bir imtihandı. Aynı zamanda, büyük bir nimetti. Zira oğlunu kurban etmeyi affedip onun yerine bir kurban yolladı.
Şöyle anlatıldı:
?İbrahim Aleyhisselam, oğlunun boğazına bıçağı dayadığı zaman, kendisine Yüce Hak tarafından şöyle nida geldi:
? Ey İbrahim, oğlunu serbest bırak. Bizim muradımız, oğlunun kurban edilmesi değildir; ancak muradımız, kalbinden oğul sevgisini çıkarmaktır.?(sayfa:726)
Allah?u Teala hiçbir konuda kendine şirk (ortak) koşulmasını istemediği için sevgide de kendi sevgisine engel olabilecek, sevgilerin ortadan kaldırılmasını istemiştir. İmtihan edilen kişi Peygamber olduğu için, tabii olarak onun imtihanı da derecesine göre olmuştur.
Kurbanla biz Muhammed ümmetine verilmek istenen mesajlardan biride; Allah sevgisi iddiasında bulunanların, dünya nimetleri ile alakalı sevgilerinin dozunu iyi ayarlamasıdır. Hiçbir şey Allah?la denk tutulmamalıdır. Sevmek konusunda bile?
Kurban Bayramı vesilesiyle, bize düşen; bu sevginin neresinde olduğumuzu muhasebe etmektir. Yani biz Allah?a (cc) ne kadar kurban olabiliyoruz? Nelerimizi kurban edebiliyoruz?
Hz. Mevlâna ?Neyi arıyorsan O?sun sen! Bir lokma ekmek arıyorsan ekmeksin, can arıyorsan cansın sen...? demekle sevginin kalpteki konumuna dikkat çekmiştir. Sevginin bedeli; uğrunda katlanılan fedakârlıkla ölçülür. Kul olarak Allah için ne yaptığımıza bakmak zorundayız. Hazreti İbrahim, istendiği takdirde evladını kurban etmekten, Hazreti İsmail ise Allah yolunda kurban olmaktan çekinmediler? Ya biz!
O imtihan, Peygamber imtihanıdır. Mademki dünya sahnesinde hepimiz imtihan için bulunuyoruz. Biz kendi imtihanımıza bakıp, Allah?ın(cc) bizden ne istediğine bakmalıyız. Nefsimizin arzu ve isteklerinden vaz geçip; Allah(cc) için nelerimizi kurban edebildiğimize bakmalıyız. Yüce Allah(cc) kurbanın sırrına ve faziletine ermeyi nasip eylesin.









