Ey Kilis sen ün saçardın bir zaman sancaklara,
Altı yüzden fazla köyden un akardı ambara.
Kendi mahsulündü kırk türlü üzüm, envâ yemiş,
Bu vaziyette girerdi koynuna yük yük para.
Yüz ağardırdı akıp zeytin yağın Afrın gibi,
Kürt dağın mümbit arazin vardı düşmezdin dara.
Şimdi işsizlikle yıpranmış o eşsiz şöhretin,
Bıktırır yurttaşları candan bu nahoş manzara.
Cennet ağuşun koyup göçmektedir sakinlerin,
Gayesi ehl-i iyalin meskenetten kurtara.
Bağ-u zeytunun, arazin uğramış afetlere,
Köylerin kartal payı olmuş vurulmuş kantara.
Fabrikan yok, iş mahalin yok günün bir yıl geçer,
Durma otuz bin nüfusun derdine derman ara.
Bastırıp feryadı haykır, inlemek kafi değil,
Öldürür yoksa seni âlâm içinde bu yara.
Derdini anlatmayan derman bulur mu derdine?
Söyle derdin söyle ki Kamil işitsin Ankara.
Hafız Kamil Hoca
*Şairin bu şiiri 1940lı yıllarda yazmış olmasına rağmen, bir nevi günümüz Kilisini tasvir ediyor oluşu çok manidardır.









