
1935 mi yoksa 1936 mıydı Kilis ilk olarak sessiz sinemayla tanışmıştı. Cumhuriyet Caddesi'nde belediyenin malı olan bir handa gösterime başlamıştı. Çok geçmeden sesli sinemayı da gördük ve tanıdık. İşte Cumhuriyet Caddesi'ndeki iki katlı binanın üst katında gösterime başlayan Kültür Sineması, Kilis'in ilk sinemasıdır. Biz sinemayı onunla tanıdık, ondan öğrendik. Bu gün hala kulağımda o günkü çığırtkanın sesi:
"Bu akşam Kültür Sineması'nda Münire Mehdi, Ahmet Allam aşk, şarkı, dans, ayrılık, gözyaşı dolu bir film saat sekiz buçukta başlıyoooor!"
Diye bağıra çağıra, bütün Kilis'i dolaşırdı. Omzunda o gün gösterilecek filmin tanıtım afişleri ile donatılmış bir tabela, elinde saplı bir çan çarşı, pazar, cadde, sokak gezerek bütün Kilis'e duyururdu o gün gösterilecek filmi. Çığırtkanın sesini duyduk muydu mahallenin bütün çocukları koşup gelir arkasında çocuklar alayı oluştururduk. Onunla mahallemizi dolaşır sonra evimize dönerdik. O hangi mahalleye gitmişse o mahallenin çocukları gelip sanki görevi teslim alır gibi başlarlardı çığırtkanla dolaşmaya. Adeta yeni bir oyun olmuştu biz çocuklar için. Bu olay bir süre sonra bitti. Ya bizler anlamıştık bu işin gereksiz olduğunu, ya da anlatmışlardı büyüklerimiz kendi yöntemleri ile.
Kültür Sineması gösterimini sürdürüyordu. İlk kovboy filmlerini, tarzan filmlerini biz bu sinemada görüp tanıştık. Hele ilk Türk filmlerinin o çok ağlatan senaryolarını, Nezihe Becerikli, Naşit, İsmail Dümbüllü gibi aktörleri, Münir Nurettin'in bol şarkılı türkülü filmlerini orada görüp tanıdık. Nezihe Becerikli ile Münir Nurettin'in Kahveci Güzeli filmi hala belleğimde. Hele bir Dertli Pınar filmi vardı ki bütün izleyicileri hıçkıra hıçkıra ağlatırdı. Çok istememe karşın görememiştim o filmi. Sinemaya gitmek için ailemden izin almak o kadar kolay değildi. O nedenle göremedim bir türlü.
Bir gece babaannemle yatıyorduk. Henüz uyumamıştık. Birden bire ani bir ışık parlaması oldu. Arkasından korkunç insan bağırışları, silah sesleri geliyordu. Sinema bizim evden rahat görülürdü. Evle sinema arasında kuş uçuş hattı olarak 40-50 metrelik bir uzaklık vardı. Yataktan kalktık. O akşam Arşın Mal Alan filmi oynuyormuş. Filmin ilk gecesi olduğu için müşteri çokmuş. Çatı mum gibi yanıyor, çatı tahtaları yandıkça üstündeki kiremitler aşağıya dökülmeye başlıyor. Isıya dayanamayan camlar çatlayarak dökülüyor. Kilis İtfaiyesi bu büyük yangınla baş edemiyor. En yakın yardım Gaziantep'ten gelebilir. Onun gelmesi de 1-2 saat sürer. Bu arada rüzgar da çıkmaz mı?
Babam "Dikkat edin! Alevler evlere gelmesin. Kapıları, pencereleri iyice kapayın!" diyor. Henüz gözleri görmediği için kendisi bir şey yapamıyor. Bu arada yangın da şiddetini arttırarak sürüyor. Komşular damlarına çıkmışlar, ellerinde kovalarla su getirmişler. Damların tümü toprak olduğundan otlar çıkar. Bu otlar tutuşursa yeni bir yangına neden olabilir. Bunu önlemek için herkes kendi damındaki otları ıslatmaya çalışıyor. Çıkan rüzgar da yardım ederek uçuşan çatı tahtalarını birer küçük kuyruklu yıldız gibi avlulara, damlara alevler saçarak taşıyordu.
Bir ara haber geldi. Herkes evlerini boşaltıp sokağa çıksın dediler. Ben henüz okula başlamamıştım. Hocaya gidiyordum. Kur'an-ı Kerim'e başlamıştım. Bizimkiler hiç bir eşya almadan dışarıya çıktılar. Bana yeni bir Kur'an-ı Kerim alınmıştı, bez bir çantanın içinde duruyordu. Onu aldığım gibi bağrıma basıp dışarı çıktığımı anımsıyorum. O gece yangın sabaha değin sürdü. Sabahleyin söndürebilmişlerdi.
O geceki yangın hem Kilis'ten sinemayı alıp götürmüş, hem de Kilis'in çok güzel bir taş binasını yok etmişti...
Kaynak: Olaylar, Anılar, İnsanlar, Öyküler (Halil İban)







