
Nedir?
Basitçe söylemek gerekirse, kırıklar kemiklerdeki kırılmalardır. Açık (bileşik) kırıklar, kemiğin derinin dışına çıktığı kırılmalardır. Bunlar kontaminasyon (mikroplarla kirlenme) ve enfeksiyon için bir ortam yaratır. Kırıklar zarar gören kemiğin bölümlerine (örneğin orta-şaft kırıkları), kırığın biçimine (sarmal kırıklar) ve yerinden çıkan parçaların birbiriyle olan ilintisine (yer değiştiren veya yer değiştirmeyen kırıklar) diye de sınıflandırılırlar. Çoğunlukla, kırıklara burkulmalar (kemikleri birbirine bağlayan bağların zarar görmesi), zorlamalar (tendonlar, kasları kemiğe bağlayan liflerde hasar) veya çürükler eşlik eder (bağ dokusunda kan birikmesi).
Araba kazaları, boyundaki yedi omurdan her birinde kırığa neden olabilir (servikal omurlar). Bu tür kırıklar, arabaların aniden yavaşladığı ve yolcunun boynu öne doğru hareketine devam ettiği zaman oluşur. Kemik kırığı omurilik sinirlerine zarar verirse, kaza kurbanları kalıcı olarak kötürüm kalabilir.
Kendilerini kollarını uzatarak düşmekten korumaya çalışan hastalar, sıklıkla kol ve bilek kırıklarından, tendon yırtılmasından ve çıkıklardan zarar görürler. Çıkıklar, eklem yerlerindeki kemiklerin (iki bitişik kemiğin pivot noktası) eklemden çıkmaya zorlanmasıyla oluşurken, hareketsizlik ve ağrıya sebebiyet verir.
Yaşlılar, sarsaklıkları ve kırılgan kemikleri yüzünden, kalça kırıklarına meyillidirler. Çocuklar kendilerine özgü iki tip kırığa maruz kalırlar; yaş ağaç kırığı (nadiren operasyon gerektiren tamamlanmamış kırıklar) ve büyümekte olan uzun kemiklerin sonlarındaki büyüme plaklarına olan hasarlar.
Neye Bakmalı?
- Anormal şekildeki kol veya bacak kemikleri.
- Kemik çıkıntılar.
- Olağanüstü ağrı.
- Çürükler.
- Şişlik.
- Geniş çaplı adale yaranlanması belirtisi olan kahverengi idrar.
Ne Yapmalı?
- Hemen 112'yi arayın. Acil durum sağlık görevlileri yaralı bölgeyi stabilize edecek ve ilave bakım için hastayı nakledecektir. Hastanın sinir veya damar harabiyeti olup olmadığını inceleyecek, kaburga kırığı söz konusuysa, kırıklardan daha çok hassasiyet gerekiren akciğerleri ve kalbi de kontrol edeceklerdir.
- Hastanın yaraları hayati organlarını kapsamasa da, hava yolu açıklığı, solunum ve nabız düzeni açısından kontrol edilmelidir. Görülmeyen göğüs içi ve batın travması (akciğerlerin etrafında kanama, dalak yırtılması) şiddetli ortopedik yaralara eşlik edebilir.
- Bakteriyel kontaminasyona maruz kalmayı azaltmak için kemik kırıklarını temiz gazlı bezle kapatın.
- Yaralı bölgeyi yükseltin ve soğuk kompres yapın.
Ne Yapmamalı?
- Boyun yaralanması olan hastaya dokunmayın veya hareket ettirmeyin! Ambulansı bekleyin. En küçük hareketler bile omuriliğe zarar verebilir. Acil durum görevlileri boyun yaralanması olan hastayı boyunu haketsiz kılacak bir boyunlukla veya özel bir sedyede taşıyacaklardır.
- Kalça yaralanması olan hastanın yürümesine izin vermeyin! Kalçası yerinden oynamış olan bir hasta ağırlığa dayanabildiği halde, böyle yapmak kırığın yer değiştirmesine ve ileri yaralanmaya neden olabilir.
- Parçalanmış kemikleri oynatmayın! Başkalarının oynatmasına da izin vermeyin! Parçalanmış kemiklerin sivri uçları bitişik dokuları delebilir, sinirleri ve kan damarlarını yaralayabilir ve/veya deriyi delebilir. Bunun yerine, kırık kemiklerin her iki ucunu da eşzamanlı tek bir birim olarak hareket ettirin ve düz bir yüzeye yerleştirin. Mümkünse kırığı sabitleyin. Elbette ambulans servisi mevcutsa, acil durum personeli bu görevi yerine getirmelidir.
Tipik Tedavi
Acil durum personeli hastanın yaşamsal belirtilerini kontrol edip düzeltecektir. Sonra hastayı daha çok rahatlatmaya çalışacaklar ve mümkün olduğunda, kırık kemik parçalarını hizalayacak şekilde (kırığı azaltarak) yerleştireceklerdir. Kemiği orjinal durumuna olabildiğince yakın bir şekilde düzelteceklerdir. Çünkü kemik dokusu devamlı aktif olduğundan, ayrışmış parçayı tanıyıp birleşecektir. Hizalama iyileşmeyi kolaylaştıracaktır ve kemik iyileşirken orjinal yapıyı umut verici biçimde kopyalayacaktır.
Acil serviste yaranın boyutunu tespit etmek için röntgen çekilecektir ve operasyon gerekip gerekmediğine karar verilecektir. Bütün ortopedik hasarlar vücudun etkilenmemiş yeriyle kıyaslanır. Ancak, çocuklarda sıklıkla zarar gören ve görmeyen uzuvların röntgeni de çekilir. Böylece büyüyen normal kemik, kırıkla karıştırılmaz.
Kırık uzuvlar çoğunlukla alçı veya cam elyafı ile sabitlenir (kırığın dıştan düzeltimi-kapalı düzeltme). Omuz, köprücük kemiği, kol, el, diz ve ayak bileği kırıklarında özel askılar kullanılabilir.
El, kol veya bacağın iç yüzeyinde derindeki kanamalar normal dolaşımı kısıtlayabilir. Dokular artan sıvıya uyum gösterecek oranda esneyemezse, kaslar ve sinirler baskılanır (kompartman sendromu).
Hastalar hasarlı bölgenin tam üstünde uyuşma hissedecekler ve yaralı uzuvlar soluk, ağrılı ve/veya hareketsiz olacaktır. Çoğunlukla, etkilenen dokuları kurtarmak ve baskıyı hafifletmek için operasyon gerekir.
Omuz çıkıkları genellikle, çıkmış kemiği eski yerine elle yerleştirerek düzeltilir. Ancak, kalça gibi diğer çıkıklar cerrahi düzeltme gerektirir. Köprücük kemiği, burun, kalça, leğen ve kürek kemiği kırıklarında kırığın kendi kendine düzelmesi teşvik edilir. Basit, oturmamış alçıyla stabilize edilmiş kırıkların, iyileşmesini izlemek için takip eden birkaç hafta sonra tekrar röntgeni çekilir. Kırıklara eşlik eden incinme, burkulma ve çürüklerde, genellikle doku şişliğini azaltmak için soğuk kompres ve yükseltme ile acil serviste tedavi edilir.
Kol, bacak ve kalçanın şiddetli yaralanmalarında 24 saat içinde operasyon (kırığın ameliyatla düzeltilmesi-açık düzeltme) gerekebilir. Yara açık kırık şeklindeyse, acil ameliyat ve damar içine antibiyotik gerekecektir. Boyun omur kırıkları, özellikle oynak olduğunda, acilen BT ve MRG taraması yapılıp bir beyin cerrahı tarafından değerlendirilmelidir.
İyileşme sürecinde, çoğu kez ortaya yeni ekstra bir kemik çıkarabileceğinden bu kırık sahası, orjinal kemikten daha güçlü olabilir.
Yaygın karşılaşılan ortopedik acil durumlar şu şekilde sıralanabilir:
- Elin beşinci tarak kemiğinin kırılması (boksör kırığı).
- Köprücük kemik kırığı (çocukluk çağlarının en yaygın kırığı).
- Colles kırığı (kolun ön yüzünde bilekte).
- Leğen kemiği kırığı (Çoğunlukla iç kanamayla sonuçlanan).
- Omuzun öne doğru çıkması (manipülasyonla tedavi).
- Rotator kol rahatsızlığı (iltihap veya omuz kaslarının fıtıklaşması, kolu kaldırma veya boğaza kadar olan hareketlerin kısıtlanması).
- Kalça kırığı (bacağın dışarıya doğru dönmesi veya kısalma yapması).
- Ayak bileğinin dış bağlarının burkulması (en yaygın ayak bileği rahatsızlığı).
- Dirseğin çıkması (düşmelere bağlı olarak, hemen teşhis edilip tedavi edilmezse, sinirlere ve damarlara zarar verebilir).
Müdahale Sonrası Bakım
Birçok ortopedik yaralanma hastane tedavisini gerektirmez, ancak bir ortopedik cerrah şişlik ve ağrı sonlanana kadar, birkaç günde bir hastayı görmelidir. Ortopedi cerrahı, periyodist hastayı yeniden değerlendirmeli, gerekliyse röntgen çektirmelidir. Ameliyat geçirmemiş hastalar çoğunlukla iyi bir gelişme gösterir.
Kendi başına yürüyemeyen hastalar tekerlekli sandalyeye, bastona veya koltuk değneğine ihtiyaç duyacaklardır. Evde, en başta yaralı uzuv kalp seviyesinden yukarıya yükseltilmelidir. Örneğin hastanın bacağı kırılmışsa, bacağı yüksek bir yere kaldırarak yatmalıdır. Böylece toplanmış doku sıvısı ve kan aşağıya akabilir.
Ameliyat sonrası, önemli omur veya belkemiği kırıkları olan hastalar, birkaç gün veya hafta hastanede kalacaktır. Durumları dengelendiğinde, iyileşme birkaç hafta daha kalacakları rehabilitasyon ünitesine sevk edileceklerdir. Ağır enfeksiyonlu kırıklar (osteomiyelit) bir ay veya daha uzun süre damar içi antibiyotiğe gerek duyar.
Doktorunuz Diyor Ki
Yaralanmadan hemen sonra röntgen alınması durumunda bile, bazı kırıklar gözden kaçabilir. 7-10 gün arasında ağrı ve huzursuzluk çeken hastalar, takip eden bir ortopedik muayeneye ihtiyaç duyarlar. Genellikle gözden kaçan kırıklar, dirsekte (radyal uç), ayakta (stres veya yürüme) ve bilekte (sandal kemiği) dir.
Tekrar ediyorum, kazalardan sonra, özellikle geniş etkili yaralanmalarda, boyun ağrısı olan kişileri hareket ettirmeyin. Özel eğitilmiş acil durum personelini bekleyin.
Kaynak:
İlkyardım Klavuzu
(?BİOFARMA?nın Türk tıbbına armağanıdır)









