KU’RAN-I KERİM PEYGEMBERE İTAATİ EMREDİYOR

KU’RAN-I KERİM PEYGEMBERE İTAATİ EMREDİYOR

Kur'an insanlara ve cinlere Allah tarafından bir hidayet rehberi olarak gönderilmiştir. O taktirde göndereni, getireni ve tasdik edeni bir bütün olarak kabul etmek zorundayız. Hükmüne karar veren Allah, tasdik edici ve uygulayıcı elçileri seçmiş, mesajını emanet ettiği melek Cebrail'i vasıta olarak tercih etmiştir. Bu vahiy zincirini inkâr etmek ya da "biri bize yeter demek" birini kabul edip, diğerini yok saymak, İslam esaslarını inkâr etmek demektir. Ve neticesi küfürdür.

05 Aralık 2020 - 17:03

Kur'an insanlara ve cinlere Allah tarafından bir hidayet rehberi olarak gönderilmiştir. O taktirde göndereni, getireni ve tasdik edeni bir bütün olarak kabul etmek zorundayız.

Hükmüne karar veren Allah, tasdik edici ve uygulayıcı elçileri seçmiş, mesajını emanet ettiği melek Cebrail'i vasıta olarak tercih etmiştir. 

Bu vahiy zincirini inkâr etmek ya da "biri bize yeter demek" birini kabul edip, diğerini yok saymak, İslam esaslarını inkâr etmek demektir. Ve neticesi küfürdür.

Her zaman başımızın belası olan bir söz dolaşır ortada, İslam dünyasını, İslam fikriyatını temelden sarsan, İslam'a sokulan belki de en büyük ihanet söz "Kur'an bize yeter" sözüdür.

"Kur'an bize yeter" sözü Hz. Ali (a.s.) döneminde hariciler tarafından söylendiği iddia edilse de bazı kaynaklar bu sözü ilk defa Hz. Ömer'in kullandığını ifade ederler.

Hz. Ömer'in bu sözü söylediğini inkâr eden yok ama bu sözde niyetinin güzel olduğunu, peygamberin vefatıyla oluşacak boşluğun ortadan kalması için "Peygamber öldü ama onun davası Kur'an'dı Kur'an'ın hükmü kıyamete kadar geçerlidir. Bu sebeple Kur'an bize yeter" dediği iddia edilir.

İmam Ali Buyruğu Nehcü-l Belâga"da, Ehl-i Beyt kaynaklarında, Hz. Ömer'in bu sözü, Hz. Ali'ye karşı da söylediği beyan edilir.

(Nehcü-l Belaga: Müellif, derlediği eserin onu okuyup belleyenlere söz söyleme sanatı kapılarının açılacağı ve edebî yeteneklerini geliştireceği kanaatini taşıdığından kitabına "belâgat yolu, belâgat çığırı" anlamına gelen bu ismi vermiştir (İbn Ebü'l-Hadîd, I, 53-54). Eser hutbeler, hitabeler ve emirnâmeler, resmî ve özel mektuplar, vecîzeler ve öğütler olmak üzere üç bölüme ayrılmıştır. Birinci bölümde Allah Teâlâ'dan, Resûl-i Ekrem'den, Hz. Ali ve Ehl-i Beyt'ten, dünya ve âhiretten, bazı içtimaî ve iktisadî meselelerle ilk üç halifeden ve Hz. Ali zamanına ait bazı tarihî olaylardan söz eden 242 hutbe yer alır. / Diyanet İslam Ansiklopedisi)

İmam Ali (a.s.) Velayet hakkının kendisine ait olduğunu beyan ettiğinde bu konuda Peygamber hadislerini aktardığında Hz. Ömer’in “bize Allah'ın kitabı yeter” dediği hakkında birçok rivayet vardır.  

Kur’an bize yeter" ifadesi maksadını aşan bir sözdür

Bu sözü kim ne maksatla meydana attıysa bu yolda açılan çığırdan elde edilen kâr ya da zarar o kişiye aittir. Hüküm verecek Allah'tır. Bu konuda gayemiz İslam'a ve Kur'an'a sokulan bidatlerle mücadeledir.

Bu konu sıradan bir konu değil insanların düşünce dünyasını ifsat eden bir konudur. Bazen söylenen söz gerçek de olsa niyet sebebiyle tahribat meydana gelebileceği İmam Ali (a.s.) sözüyle sabittir.

Maksadımızı izah etmek adına Hz. İmam Ali (as) döneminde yaşanan bir hadiseyi aktarmak isteriz:

Hz. Ali Cuma namazında, minberden halka hutbe okurken mescidin bir köşesinden bir gurup Harici ayağa kalkarak "Hüküm Allah'a aittir" diye bağırmaya başladılar. Hz. Ali sözünü kesti, onlara dönerek "Söz doğru ama söyleyenlerin maksadı hak ve doğru değil." diye cevap vererek doğru gibi görünen bazı sözlerin aslında maksatlarının yanlış olabileceğini işaret etmiştir. (İmam Ali, Prof. Dr. Haydar Baş, sayfa 758)

İbretle şu hadis-i şerifi okuyup düşünmekte fayda görmekteyim.

Kıyamet gününde ilk defa bir şehit hakkında hüküm verilecek. Allah Teala ona ne yaptığını sorduğunda:

- Senin uğrunda çarpıştım, şehit edildim, diyecek. Fakat Cenab-ı Hak ona: -Yalan söyledin. Sana cesur adam desinler diye çarpıştın, buyuracak ve o adam yüz üstü sürüklenerek cehenneme atılacak.

Daha sonra ilim öğrenip öğreten ve Kur'an okuyan bir kimse getirilecek. Ona da yaptığı sorulacak.

- İlim öğrendim ve öğrettim. Senin rızanı kazanmak için Kur'an okudum, diyecek. Allah Teala ona: -Yalan söyledin. İlmi, sana âlim desinler diye öğrendin. Kur'an'ı ise, güzel okuyor desinler diye okudun. Nitekim öğle de denildi, buyrulacak. O adam da yüz üstü sürüklenerek cehenneme atılacak.

Zengin bir kimsenin huzura getirileceği onun da malını Allah rızası için harcadığını söyleyeceği, ona "cömert adam" desinler diye malını sarf ettiği söyleneceği ve diğerleri gibi onu da cehenneme atılacağı belirtilmektedir. (Müslim/imâre 152)

"Bize Kur'an yeter" sözü madem ki İslam'a sokulan en büyük bidat, madem kıyamete kadar bu söz Müslümanların başının belasıdır; O zaman tefsircilik, mealcilik, yorumculuk yapmaya kalkan yeni yetme medyatik ilahiyatçıların, diyalogcuların, oryantalistlerin, sözde kanaat önderlerinin Kur'an üzerinden nemalanmalarının da önünü kesmek iman ehli olanın vazifesidir.

Allah'ım Prof. Dr. Haydar Baş hocamız üzerindeki razılığını arttırsın, bizi bu dünyada komşu arkadaş ettiği gibi ahirette de onunla haşreylesin. Dilimi ve gönlümü bu duanın sırrından ayırmasın…

Bize ilmin kapısını gösterdiği Tevhidin Merkezi Ehl-i Beyt'tir. Kanunu öğrettiği için bu cesareti buluyorum. İlim ve bilgiçlik taslamadan sadece araştırmak, anlamak, aktarmaktır niyet ve görevimiz. Bir de aklını kiraya veren, düşünme kabiliyetini kaybetmiş saf kardeşlerimize düştükleri bataklıktan çıkmak, sırat-ı müstakim ile buluşmalarını sağlamaktır.  

Kur’an, yaratılış gayemizin, kulluğun gereklerinin, Allah’ın mesajlarının bize sunulduğu; kudretinde kelamında hiçbir eksiklik olmayan, rehberimiz, hidayet kaynağımızdır. Kur’an bir bütündür ve kıyamete kadar herkese yetecek kabiliyet ve kudrettedir.

“Gaybın anahtarları Allah'ın yanındadır; onları O'ndan başkası bilmez. O, karada ve denizde ne varsa bilir; O'nun ilmi dışında bir yaprak bile düşmez. O yerin karanlıkları içindeki tek bir taneyi dahi bilir. Yaş ve kuru ne varsa hepsi apaçık bir kitaptadır. (Enam /59)

“O gün her ümmetin içinden kendilerine birer şahit göndereceğiz. Seni de hepsinin üzerine şahit olarak getireceğiz. Ayrıca bu Kitabı da sana, her şey için bir açıklama, bir hidayet ve rahmet kaynağı ve Müslümanlar için bir müjde olarak indirdik.” (Nahl, 16/89.)

“Kur’an bize yeter” sözünün sahiplerini, kaynak olarak gösterdikleri Kur’an yalanlamaktadır. Hatta Allah, Kur’an’da bu fikirde olanları tehdit etmektedir.

Kur’an bize yeter sözünü çürüten Kur’an’dan ayetler

 “Hayır, hayır! Senin Rabbin hakkı için, onlar aralarında ihtilâf ettikleri meselelerde seni hakem kabul edip, sonra da verdiğin hükümden ötürü içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın sana tam bir teslimiyetle bağlanmadıkça iman etmiş olmazlar.” (Nisâ, 4/65)

Muhkem (açık anlam içeren) ve müteşabih (anlamında sırlar gizlenen) diye adlandırılan ayetler vardır. Bu da kulun imtihan gereğidir. Bunu da yine bize Kur’an haber vermektedir:

“Sana kitabı indiren O’dur. Onun (Kur’an) bir kısım ayetleri muhkemdir, ki bunlar kitabın esasıdır; diğerleri ise müteşâbihtir. Kalplerinde eğrilik bulunanlar, fitne çıkarmak ve onu (kişisel arzularına göre) te’vil etmek için ondaki müteşâbihlerin peşine düşerler. Halbuki onun te’vilini ancak Allah bilir; bir de ilimde yüksek pâyeye erişenler. Derler ki: Ona inandık, hepsi rabbimiz katındandır. (Bu inceliği) yalnız aklıselim sahipleri düşünüp anlar.” Âl-i İmrân /7)

Allah’ın peygamberlerine itiraz yeni değildir. Bütün peygamberler bu çileyi yaşamıştır. Çağdaşlarından pek azı iman etmiş, diğerleri hep onlara zulmetmiş, çoğu da şehit edilmiştir. Biz bunları da Kur’an’dan öğreniyoruz:

“İşte bu elçiler; bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. Onlardan, Allah'ın kendileriyle konuştuğu ve derecelerle yükselttiği vardır. Meryem oğlu İsa'ya apaçık belgeler verdik ve O'nu Ruhu'l-Kudüs'le destekledik. Şayet Allah dileseydi, kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra, onların peşinden gelenler (ümmetler) birbirlerini öldürmezdi. Ancak ihtilafa düştüler; onlardan kimi inandı, kimi inkâr etti. Allah dileseydi birbirlerini öldürmezlerdi. Ama Allah dilediğini yapandır.” Bakara / 253)

Peygambersiz din icat etmek isteyenler

“Kur’an bize yeter” sözünün maksadını aşan manalar içerdiğini, aslında bu sözün ortaya atılması; Peygambersiz din icat etmek isteyenlerin bir oyunu olduğunu bu ifadenin bizzat Kur’an tarafından reddedildiğini Kur’an’dan ayetlerle açıklamaya devam ediyoruz:

“Allah'a ve Resûlü'ne inananlar ve onlardan (peygamberlerden) hiçbiri arasında ayrım yapmayanlar, işte onlara ecirleri verilecektir. Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.” Nisa /152)

Peygamberleri her dönemde yalanlayanlar çıkmıştır kimi müşrik kimi münafık! Hepsinin temel gayesi nefislerine göre bir din icat etmek:

“Elçi, kendisine Rabbinden indirilene iman etti, mü'minler de. Tümü, Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve elçilerine inandı. "O'nun elçileri arasında hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz. İşittik ve itaat ettik. Rabbimiz bağışlamanı (dileriz). Varış ancak Sanadır" dediler.” Bakara /285)

“Eğer seni yalanlarlarsa, senden önce apaçık belgeler, Zeburlar ve aydınlık kitapla gelen elçileri de yalanlamışlardır.” Al-i İmran /184)

Allah Kur’an’da peygamberini hakem olarak tayin ediyorsa tayin edilenin hükmüne itiraz tayin edene de itirazdır:

 “Eğer o meseleyi peygambere ve müminlerden ihtisas sahibi kimselere havale etselerdi, elbette o kimselerden hüküm çıkarmaya ehliyetli olanlar işin doğrusunu bilirlerdi.” (Nisâ, 4/ 83)

 “Her kim de hidayet yolu kendisine iyice belli olduktan sonra, Resûlullah’a muhalefet eder ve müminlerin yolundan başka bir yola tâbi olursa, Biz onu döndüğü yolda bırakırız. Fakat ahirette kendisini cehenneme koyarız. Orası ne fena bir varış yeridir!” (Nisa, 4/115)

 “Allah ve Resûlü, herhangi bir meselede hüküm bildirdikten sonra, artık inanmış bir erkek ve kadının, o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Kim Allah'a ve Resulüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.” (Ahzab, 33/36)

Kur’an, Peygambere itaati emrediyor

Kur’an da hiçbir ayet diğeriyle çelişmez. Yorumcular, mealciler tefsirciler, eğer bir ayetin anlamındaki sırrı kavrayamaz ise mutlaka bütünlük içinde kendisiyle çelişir, eliyle çukura düşer. Anlayanlar anlarlar! Anlayamayanlar da o çukura düşmekten kurtulamazlar.

Bu sebeple Allah kulunu peygambere havale ederek o nasıl anlarsa ve anlatırsa ona göre anlayın. Yoksa helake düşersiniz şeklinde uyarılarda bulunarak peygambere iman etmeyi Allah’a iman etmenin parçası olarak emretmiştir:

“Kim Resûlullah’a itaat ederse Allah'a itaat etmiş olur.” (Nisâ, 4/80)

“(Resulüm!) De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir.” “De ki, Allah’a ve resulüne itaat edin. Eğer yüz çevirirlerse, elbette Allah küfre girenleri sevmez.” (Âl-i İmran, 3/ 31-32)

Kur’an bize yeter” sözündeki anlamın saptırılmasına olan itirazımızı Kur’an’dan delillerle çürütmeye ve hakikati nefsimizden değil pınarın gözünden Kur’an’dan ayetlerle izaha çalıştığımız analizimizi bu makalede sona erdiriyoruz. Büyükler derki; “anlayana sivri sinek saz, anlamayana davul zurna az!

“Eğer seni yalanlıyorlarsa, senden öncekiler de yalanlandı; elçileri ise, kendilerine apaçık ayetler, sahifeler ve aydınlatıcı kitaplar getirmişlerdi.” (Fatır/25)

Kimse kafasına nefisine göre Kur’an’a anlam vermeye kalkışmasın diye peygamber gönderildiği de Kur’an’da haber veriliyor:

“Ey Kitap Ehli, elçilerin arası kesildiği dönemde: "Bize müjdecide, bir uyarıcı da gelmedi" demenize (fırsat kalmasın) diye size apaçık anlatan elçimiz geldi. Böylece müjdecide, uyarıcı da gelmiştir artık. Allah her şeye güç yetirendir. Maide Suresi/19)

“Andolsun senden önce de elçiler yalanlandı; onlara, yardımımız gelinceye kadar yalanlandıkları ve eziyete uğratıldıkları şeye sabrettiler. Allah'ın sözlerini (va'dlerini) değiştirebilecek yoktur. Andolsun, gönderilenlerin haberlerinden bir bölümü sana da geldi.” (En'am /34)

“Onlara ne zaman bir ayet gelse, derler ki: "Allah'ın elçilerine verilenin bir benzeri bize de verilene kadar biz kesin olarak inanmayacağız." Allah, elçiliğini nereye vereceğini daha iyi bilir. Bu, suçlu-günahkarlara, kurdukları hileli-düzenleri nedeniyle şiddetli bir azap ve Allah Katında bir küçüklük isabet edecektir.” En'am /124)

Allah, resulüne itaat etmeyi emrediyorsa Peygambersiz bir dinle gelenlerin dini kabul görmeyecektir:

 “Ey iman edenler! Allah'a ve Resûlü'ne itaat edin. Kur’an’ı ve Resulullah’ın öğütlerini işitip durduğunuz halde ondan yüz çevirmeyin!” (Enfâl, 8/20)

“Kim Allah'a ve Peygambere itaat ederse işte onlar, Allah'ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle, Sıddıklarla, Şehitlerle ve Salihlerle birliktedir. İşte bunlar ne güzel arkadaştır!” (Nisâ, 4/69)

Peygambere itaat ve emirlerine uymak konusunda emirlere uyanlar cennet ehli, uymayanlar cehennem ehli olacağını bildiren ayetlerden birkaçını da aktararak konumuzu bitirelim:

“Allah'a ve O'nun Resûlü'ne iman edenler; işte onlar Rableri katında Sıddıklar ve şehitler (veya şahid)lerdir. Onların ecirleri ve nurları vardır. İnkâr edip ayetlerimizi yalanlayanlar ise; işte onlar da cehennem halkıdır.” Hadid /19)

“Ülkelerden niceleri vardır ki, Rablerinin ve O'nun elçilerinin emrine karşı gelip azmışlar, böylece Biz de onları çetin bir hesaba çekmişiz ve onları benzeri görülmedik bir azapla azaplandırmışız.” (Talak / 8)

Peygamber Allah’ın elçisidir. Allah’tan gelen elçiye nasıl davranırsanız dünyada ve ahirette ona göre muamele görürsünüz:

 “Peygamber size her ne getirirse onu alın, sizi neden men ederse ondan da sakının.” (Haşr/7)

Bu kadar ayet ve izahlardan sonra “Kur’an bize yeter” sözünün nelere mal olduğunu, bu mantığın Kur’an’a ters olduğunu anlatabildik ise mutluluk duyar Allah’a hamd ederiz. Niyet ve gayret bizden, tercih sizden hidayet Allah’tandır.

Uğur Kepekçi

Bu haber 630 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
Reklam
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Altın Fiyatları (23 Eylül 2021)
Altın Fiyatları (23 Eylül 2021)
BTP Kilis’te Kongreye Hazırlanıyor
BTP Kilis’te Kongreye Hazırlanıyor