_ M _
- Mağrur olma padişahım, senden büyük Allah var.
- Mahkeme kadıya mülk olmaz.
- Maksud bir ama rivayet muhtelif.
- Mal adama hem dost, hem düşmandır.
- Makara gibi sözün arkasını kesmiyor.
- Mal benim, tasası elin.
- Mal bulmuş Mağribi?ye döndü.
- Mal canı kazanmaz, can malı kazanır.
- Mal bulunur, can bulunmaz.
- Mal canın yongasıdır.
- Mal ile insan, insan olmaz.
- Mal kazanılmakla şan kazanılmaz, kişi kerim gerek.
- Mal malı kazanır.
- Mal meydanda.
- Mal müşteriye göre satılır.
- Malı kırağı öldürür, kışın adı çıkmıştır.
- Malın bekçisi zekâttır.
- Malını iyi sakla, komşunu hırsız etme.
- Malını yemesini bilmeyen zengin, her gün züğürttür.
- Mangal kenarı kış gününün lâlezarıdır.
- Mantar gibi yerden bitmez a !
- Marmara çırası gibi tutuştu.
- Mart ayı dert ayı.
- Mart havası gibi bir halde durmaz.
- Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır.
- Mart kedisi gibi damlarda dolaşıyor.
- Martın onbeşi yaz, onbeşi kış.
- Martın onundan, şubatın sonundan korkulur.
- Martın sonu kiremitçilere yarar.
- Martta yağmasın, nisanda dinmesin.
- Masal gibi uzattıkça uzatır.
- Maskaraya döndü.
- Maşa varken elini yakma !
- Mâşallahı var.
- Mat oldu.
- Mavi boncuk.
- Mayası bozuk.
- Mayasız yoğurt tutmaz.
- Maymun iştahlı.
- Maymun suratlı.
- Maymunun gözü açıldı !
- Mazlum eşeğe herkes biner.
- Mazlumun âhı yerde kalmaz.
- Mecliste dilini, seferde elini kısa tut.
- Mecnun gibi gezer.
- Medine dilencisi !
- Mekik dokumak.
- Meleyen inek süt vermez.
- Menzilci beygiri gibi koşar.
- Menzile erdi, yağmur kesildi.
- Merak insanı mezara kadar sokar.
- Meramın elinden bir şey kurtulmaz.
- Mercimeği fırına verdiler.
- Merdivenin alt başında bir yalan söyler, yukarı çıkar kendi inanır.
- Merhametten maraz gelir.
- Merkebe altın semer vursalar, yine merkep yine merkep.
- Merkebin kulağını kesmekle küheylan olmaz.
- Merkebin kuyruğu gibi ne uzar, ne kısalır.
- Mermer gibi dondu kaldı.
- Mermer iyi taştan, iyilik iki baştan.
- Meteliğe kurşun atar.
- Mevlâ diyen yolda kalmaz.
- Meydan bulunur, at bulunmaz.
- Meydanı boş buldu.
- Meyve, ağacından uzak düşmez.
- Meyvedar ağacı taşlarlar !
- Meyveli ağaç herkesin gözüne diken olur !
- Meyvenin iyisine kurt düşer.
- Meyvesini ye de ağacını sorma.
- Meyvesiz ağaca kimse taş atmaz.
- Mezar kaçkını.
- Mezarıma kandil mi dikecek ?
- Mısırı gitti koçanı kaldı.
- Mızıkçılık eder.
- Mızıkçı ile oyun oynanmaz.
- Mızrak çuvala sığmaz.
- Mihneti zevk etmedir âlemde hüner.
- Minare gölgesi.
- Minarede deli var.
- Minareden minareye ip yetişir, sana lakırdı yetişmez.
- Minareyi çalan, kılıfını hazırlar.
- Minnet gibi ağır yük olmaz.
- Miras helâl, hele al demişler.
- Mirasa : ?Nereye gidiyorsun? demişler ?Esip yağmaya, sürüp savurmaya? demiş.
- Mîri malı, balığın kılçığı boğazda kalır.
- Misafir çarşafı gibi her gelenin altına yayılır.
- Misafir kısmeti ile gelir.
- Misafir misafir üzerine olur, ev ev üzerine olmaz.
- Misafir misafiri sevmez, ev sahibi ikisini de.
- Misafir on kısmetle gelir, birini yer, dokuzunu bırakır.
- Misafir umduğunu yemez, bulduğunu yer.
- Misafir üç gün misafirdir.
- Misafiri horoz olanın anbarında arpa mı kalır ?
- Misafirin akılsızı ev sahibini ağırlar.
- Misk ile anber, Arzu ile Kanber !
- Mizaca göre şerbet verir.
- Muhabbet çeken bilir.
- Muhallebici çocuğu.
- Mum dibi karanlık olur.
- Mübaşir gibi başından ayrılmaz.
- Müflis bezirgân gibi eski defterleri karıştırır.
- Müflis olup düşünmektense, uyuz olup kaşınmak yeğdir.
- Müflise mal mı kaptırdın ?
- Mühür kimde ise Süleyman odur.
- Mülk ortaklık kabul etmez.
- Mültezim gibi gözü herkesin malında.
- Mümin kimsenin dargınlığı, tülbent kuruyuncaya kadardır !
- Münafıkın gözü elindedir.
- Mürâi dosttan, doğru sözlü düşman yeğdir.
- Mürekkep yalamış.
- Mürüvvete endaze olmaz.
- Mürüvvetsiz insan suyu çekilmiş değirmene benzer.










