Bayram Sabahı Kapılar Kapalı
Ramazan Bayramı’nın ilk günü, her yıl yüz binlerce Müslümanın akın ettiği Mescid-i Aksa bu yıl kapalı kaldı. İsrail yönetiminin uyguladığı kısıtlamalar nedeniyle Müslümanların kutsal mekâna girişine izin verilmedi.
Bayram namazını Aksa’da kılmak isteyen binlerce Filistinli, camiye ulaşamayınca çevredeki sokaklarda saf tutarak ibadetlerini gerçekleştirmek zorunda kaldı.
839 Yıl Sonra Bir İlk
Tarihî kaynaklara göre Mescid-i Aksa, Selahaddin Eyyubi’nin Kudüs’ü fethettiği 1187 yılından bu yana bayram günlerinde kesintisiz ibadete açık kaldı.
Ancak bu yıl yaşanan gelişmelerle birlikte, 839 yıl sonra ilk kez bayram sabahı kapalı kaldı.
Bu durum, İslam dünyasında büyük yankı uyandırırken, birçok çevre tarafından “tarihi bir kırılma” olarak nitelendiriliyor.
Sokaklar Seccadeye Döndü
Camiye girişlerin engellenmesi üzerine Filistinliler, Mescid-i Aksa’nın çevresinde ve Kudüs sokaklarında bayram namazını eda etti.
Kadın, erkek, çocuk binlerce kişi; kutsal mekâna birkaç yüz metre mesafede, açık alanlarda saf tutarak ibadetini gerçekleştirdi.
Müdahale ve Gerilim
Bölgede zaman zaman gerginlik yaşandığı, güvenlik güçlerinin toplanan kalabalığa müdahale ettiği bildirildi.
Uzmanlara göre bu durum, yalnızca dini bir mesele değil, aynı zamanda bölgedeki siyasi ve güvenlik geriliminin de bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Kutsal Mekân ve Bayram: Büyük Çelişki
Mescid-i Aksa, İslam inancına göre ilk kıble olma özelliğini taşıyor ve Müslümanlar için büyük bir manevi öneme sahip.
Bayram gibi birlik ve ibadet gününde kapalı olması, sadece Filistin’de değil, tüm İslam dünyasında derin bir üzüntüye neden oldu.
Tepkiler Büyüyor
Yaşanan gelişmelere birçok ülkeden ve sivil toplum kuruluşlarından tepki gelirken, uluslararası kamuoyunda da konu geniş yankı buldu.
Uzmanlar, kutsal mekânlarda ibadet özgürlüğünün engellenmesinin uluslararası hukuk açısından da tartışmalı bir durum olduğunu vurguluyor.
Genel Değerlendirme
Mescid-i Aksa’nın bayram günü kapalı kalması, yalnızca bir güvenlik uygulaması değil; tarihî, dini ve siyasi boyutları olan kritik bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Bu bayram, Kudüs için “en hüzünlü bayramlardan biri” olarak kayıtlara geçti.









