Zaman zaman geçmiş yaşamımızı anımsadıkça, Kilis kültür ve sosyal yaşamındaki büyük değişiklikler bir bir gözlerimin önüne seriliyor. Zamanın usumuzdan kazıyıp atamadığı, ama gelişme ve yaşam koşullarının hızla değiştirdiği o kadar çok şey var ki
Bugün Kiliste yaşayan gençlerimize o eski günlerin, yalnızca oyunlarını, uğraşlarını, yaşamı renklendiren yaramazlıklarını sorsak, kimseler yanıtlayamaz sorumuzu
Tengirşek çevirmek, uzun eşek, usta bunun kârı ney (usta kerrek), çelik çomak, hölünü kılla, çinko, istop, birdir bir (baldıranbiç), muraharal oynamak;
tellerden arabalar, belleğalardan akan sularla havuzlar, hamacıklar yapmak, taştan dallı gülleler yapmak, o güllelerle kan dikerek gülle oynamak belli başlı sokak oyunlarımızdı.
Mahalle basmak, arı yuvalarını kızdırmak, kavun-karpuz arabalarından meyve çalmak, deve püskülü kesmek, delileri kızdırmak, Yahudi mahallesini rahatsız etmek, sapanla camları kırmak gibi, sözde bu eğlencelerimiz, yaramazlıklarımızı oluştururdu. Bunların bazılarında arılar tarafından sokulduğumuz, bazılarında da sopa yediğimiz sık sık olan şeylerdi
Bugün ben, eğlenmenin; sokak kültürü ve uygulamaları demek olan oyun yaşamının sadece ve hiç unutamadığım iki tanesinden söz edeceğim:
Bir aralar diğer tüm oyunlarımızı unutturan, tellerden; kamyon, traktör, taksi, otobüs benzeri şeyleri yapmak bir tutku halini almıştı. Bu arabalarla, ağızla motor sesleri çıkararak, kornalar çalarak sokakları dolaşıp dururduk. Be tel araçları öyle süslerdik ki, pilli lambalar taktığımız bile olurdu. Mahallemizde en güzel tel arabaları, belediye çavuşu (zabıtası) rahmetli Hakkı amcanın oğlu Ertuğrul Yazıcıoğlunun yaptığını anımsıyorum.
Tel arabalarımızın en önemli süsü deve püskülleri idi.
Devenin Kiliste görülmediği kaç yıl oldu bilemiyorum. Onlar zamanın yük trenleri idi. Arka arkaya dizilmiş onlarca deve, önde bir eşeğin çektiği katar görüntüsü verirdi. Yol yolak bulunmayan Kilis köylerinden, dağları, çayları, ovaları aşıp, ürünleri kente taşımak, kentten alınanları köylere taşımak onların görevi idi. (Zaman zaman etleri ile de fakir Kilis halkının gıda kaynağını oluşturduğunu, deve etinin satıldığının dellallarla duyurulduğunu ekleyelim.)
Develer, yaz aylarında kentin boş arazilerinde konaklar, kışın da Duzcu Tahirin (Tahir Erkalın), -şimdi yeri modern binalarla dolu olan- tarihi hanında geceyi geçirir dinlenirlerdi. Bugün Deveciler Mahallesi diye anılan, benim de mahallem olan bölge, bu yük katarlarının en çok konakladığı yerdi. Nemika Kasteli yanındaki (şimdi park olan) alan, Mercimeklerin evlerinin yakınındaki alan ve Debboy alanı (Hürriyet İlköğretim Okulunun bulunduğu yer) onların adeta park yerleri idi. Çerkez Mahallesi olarak anılan (Yabancı Muhacirin mah.) bu mahalle de adını bu nedenle değiştirmiş, Deveciler Mahallesi olmuştur.
Gelelim püsküle
Şimdilerde Kilis-İskenderun yolunu oluşturan toprak, tozlu, bakımsız Kilisi köylerine bağlayan yolda, Nemika Kasteli ve Doktorun Bahçesinin duvarları arkasına saklanır, bekler dururduk deve kervanlarını. Ellerimizde jilet parçaları yolunu gözlerdik develerin. Devecilerin tüm dikkatine ve uğraşlarına karşın, yün ve kıl ipliklerden özenle örülmüş, rengârenk püskülleri, develerin boyunlarına uzanarak keser kaçardık. Çünkü tel arabalarımızın herkesinkinden süslü olması gerekirdi!... Böyle isterdik.
Radyo, TV, bilgisayar, elektronik olanakların, otomobil ve bisiklet gibi araçların yokluğunda oluşmuş sokak kültürümüzün, bir bölümünü anımsatmaktı amacım.
Deve püskülü ve tel araba benim de gençlik yıllarımın tutkusu idi. O yıllarda her oyunun bir emek, bir çaba, bir teknik yönü vardı. Ustalık ve uzmanlık isteyen ve uğraşlarla elde edilen becerilerle başarılı olunabilirdi ancak.
Başta saymaya çalıştığım eski Kilis sokak oyunlarından şimdi hiçbiri yok sanırım. Bu oyunlara, ne sokaklar uygun, ne de koşullar. Onlar bizim ve yaşdaşlarımız için bir nostalji artık
Geçmiş her zaman tatlı bir anı yumağını da oluşturur.
Ama Kilis şimdi de bir başka güzel!...
Sabahattin Yarar
E. Banka Md. Gazeteci-Yazar
Kaynak: Zeytindalı Dergisi







