Paslanmaz Sanayici ve İş İnsanları Derneği (PASİD) Yönetim Kurulu Başkanı Arslan Küçükemre, Türkiye’nin paslanmaz çelik üretimine başlamasının stratejik bir zorunluluk olduğunu söyledi.
PASİD üyeleri, siyasi parti temsilcileri, akademisyenler ve sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla düzenlenen iftar programında konuşan Küçükemre, sektörün geçtiğimiz yıl zorlu bir dönemden geçtiğini belirtti.
Küçükemre, “Geçen yıl sektör olarak çok çalıştık ancak istediğimiz ölçüde kazanç elde edemedik. Zor bir yılı geride bıraktık. Bununla birlikte paslanmaz çelik ithalatına ilişkin davamızı kazanmış olmamız sektörümüz açısından önemli bir gelişme oldu.” dedi.
“Üretemeyen ülke savaşamaz”
Küresel gelişmelerin üretimin stratejik önemini bir kez daha ortaya koyduğunu belirten Küçükemre, son yıllarda yaşanan savaşların üretim gücünün önemini net şekilde gösterdiğini ifade etti.
Küçükemre, “Son yıllarda yaşanan savaşlar bize şunu çok net gösterdi: Üretim gücü olmayan ülkelerin ne kendini koruyacak ne de güçlü bir şekilde ayakta kalacak imkânı var. Her şeyin temelinde üretim yer alıyor. Bu nedenle üretimden vazgeçmemek ve sanayimizi güçlendirmek zorundayız.” diye konuştu.
Paslanmaz çeliğin özellikle savunma, otomotiv ve beyaz eşya sektörlerinde vazgeçilmez bir girdi malzemesi olduğunu da vurguladı.
Türkiye bölgesel üretim merkezi olabilir
Türkiye’de paslanmaz çelik üretiminin hayata geçirilmesi için sektörün tüm paydaşlarının birlikte hareket etmesi gerektiğini belirten Küçükemre, bundan sonraki hedeflerinin bu konuda farkındalık oluşturmak olduğunu söyledi.
Türkiye’nin paslanmaz çelik üretiminde bölgesel bir merkez olma potansiyeline sahip olduğunu ifade eden Küçükemre, çevre ülkelerde paslanmaz çelik üretim tesisi bulunmadığını hatırlattı.
Küçükemre, Türkiye’de 1 milyon tonluk kapasite projeksiyonuyla 600 bin tonluk bir üretim tesisi kurulması gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Bu üretim ile iç piyasanın ihtiyacı karşılanabilir. Yaklaşık 1,2 milyar dolar seviyesinde bir yatırımla bu tesis kurulabilir. Paslanmaz çelikte yapılacak yatırımın geri dönüş süresi ise yaklaşık 8 yıl olacaktır. Böylece Türkiye çok önemli bir üretim tesisi kazanmış olur.”









