"Evde kalalım" da nasıl kalalım?
Uğur Kepekçi

Uğur Kepekçi

"Evde kalalım" da nasıl kalalım?

26 Mart 2020 - 00:15

Dünyanın baş belası coronavirüs salgını bulaştığı her yerdeki insan varlığını tehdit etmektedir.

Coronavirüs sanki bir yerden emir almış kendisi de canlı bir varlık olduğu halde kendi ırkı dışında olan ve özelikle de insan türünden olan herkese musallat olmaktadır. 

Sağlık Bakanımızım önceki gün açıkladığına göre “coronavirüs Türkiye’nin her yerine yayılmaya başlamıştır.” Yapılan açıklamada sadece yaşlılar değil her yaşta bulunan vatandaşların kendini izole etmesi gerektiğini belirti. Bu kapsamda bilim kurulu ve hükümetin gereken bütün tedbirlere baş vuracağını söylediler.

Vatandaştan da tek istekleri var. “Hükümetimiz sorumluluk duygusuyla hareket etmektedir sizden ricamız “Evde Kal” çağrımıza uymaktır.”

Alınan bütün tedbirleri saygı ve hüsnü kabul ile kabul ediyoruz. Devlet olmanın hükümet olmanın gereği de zaten budur. Vatandaş olarak inanmak ve güvenmek istiyoruz.

Ancak biz de sorumluluk bilincinde olarak eksiklere, yanlış olan uygulamalara temas ederek vatandaşlarımıza ve size yardım etmek isteriz.

Devletlerin dünyanın her yerinde kendi vatandaşlarını korumak, sağlıklı yaşama kavuşturmak, barınma ve beslenme hizmetlerini yerine getirmesi gerekiyor buna da “sosyal devlet” diyoruz.

Coronavirüsle mücadele kapsamında her yerde çeşitli tedbirler ve ekonomik paketler açıklanıyor. Doğal olarak bizde de bazı önlemler ve paketler açıklanmaktadır.

Açıklanan pakette Kobilere destek, vergilerde erteleme, banka borçları ötelenmekte. Konaklama ve uçak biletlerinden alınan vergiler indirilmekte, devlet kurumalarından maaş alan kesimde esnek çalışma modelleri uygulanmakta. Evde eğitim modeli başlatılmakta. Alınan kararlar evde kalmayı kolaylaştırmaya yöneliktir.

Bu ekonomik paket çok yetersizdir. Sosyal devletin varlığını göstermiyor. Evde kalınmalı ama ne yemeli, nasıl geçinmeli? Bu başlı başına sorundur. Bu paket adamı öldürür ya coronavirüs’den, ya da açlıktan.

Vatandaşın çoğu kayıt dışı işlerle uğraşmakta olduğunu hükümet olarak siz de biliyorsunuz. Ne kadar işsiz ve ne kadar zor geçinenler olduğunu en çok siz biliyorsunuz.

Okullar kapandı. Kamuda çalışan ücretli öğretmenlerin maaşı kesildi. Özel işletmelerde çalışanlara işverenin maaş ödemesi imkânsız halde. Esnaf evde kalmak için dükkanını kapattı, üretim olmadığı için çalışanına maaş vermesi imkânsız.

Bütüncül politika üretmekten aciz bir sosyal devlet yapısı olduğu için her yer her iş akmaya başlayacaktır.

İthale dayalı tarım ve hayvan ürünleri dışardan gelemeyecek. Yerli üretim olmadığı, köyde yaşayan kalmadığı için eken biçen yoktur. Bu sayede kıtlıkla baş başa kalacağız. Para yok, kime ne vereceksiniz? Verseniz borçlanacaksınız. Gereken tedbirler alınmazsa ekonomik dar boğazda hem devlet hem millet yok olacak.

Bunlar felaket tellallığı değil, korku yaymak değil, düşünülmesi gereken hayati işerdir.

Yaptığımız şey; “perşembenin geleceğini çarşambadan haber vermektir.”

Bu işin üstesinden ancak Prof. Dr. Haydar Baş’ın “Milli Ekonomi Modeli” ve “Sosyal Devlet Milli Devlet” projeleriyle gelinir.

Siyaset yapmıyoruz, hakikati haykırıyoruz.

“Evde kal” “Evde hayat var” tavsiyeleri Haydar Hocanın projesiyle gerçekleşir.

Hem de basit birkaç uygulamayla:

Milli para devreye konulur…

Her vatandaşa 1000 TL vatandaşlık maaşı verilir.

Ayrıca her ev hanımına 1500 TL ev hanımı maaşı verilir.

Yerli üretime faizsiz teşvik kredileri sağlanır.

Bakın o zaman vatandaş evde de kalır, evde de yaşar. Sokaklarda keyif olsun diye kimse gezmez. Evde kalınca açlıktan öleceği endişesi onu dışarı atmaktadır. Çünkü vatandaş ya evde açlıktan ya da borç batağında kalacağını bildiği için kederden öleceğinden korkuyor.

Yetkililer diyor ki: Evde kal yoksa ölürsün!

Vatandaşa sunulan teklif “şuna benzer: “Kırk katır mı kırk satır mı?”

Dışarda coronavirüs, evde aç biilaç yaşamak. Gel de karar ver!

Yapılacak iş bellidir. Bilim kurulumumu, akıl kurumumu, milli güvenlik kurumumu, bakanlar kurulumu, millet meclisimi; adı ne olursa olsun: Yapacağınız iş Haydar Hocanın fikirlerinden istifade etmektir.

O zaten Allah’a ve Ehl-i Beyt’e sevdalı, milletine ve devletine aşık; hizmete talip biridir. Demedi mi size sürekli olarak “siz baş olun biz ayak gelin şu milleti çilelerden kurtaralım” diye…

Şimdi zamanıdır. Havanda su dövmeyi bırakın, Haydar Hocanın kapısını dövün. Sorunların üstesinde nasıl gelinir görürsünüz. Aksi taktirde sorunlar katlana katlana çözümsüz hale gelecektir. Bizden hatırlatması.

Uğur Kepekçi

Bu yazı 478 defa okunmuştur .

Son Yazılar