Münafıklık kişilik bunalımıdır
Uğur Kepekçi

Uğur Kepekçi

Münafıklık kişilik bunalımıdır

15 Eylül 2021 - 08:56

Münafık kavramı imani bir kavram olup, dışardan inanmış gibi görünüp, aslında kalbinde iman etmeyen, bir yerde de ikiyüzlülük diye tabir edilen bir kavramdır.

Münafığın ilahi mahkemede çok şiddetli cezalara çarptırılacağı ve yerlerinin cehennem olduğu konusunda çok sayıda ayet ve hadis mevcuttur.

Bu makalemizde biz münafıklık kavramına sosyolojik olarak bakmak istedik.

Münafıklık, davranış olarak kimseye güven vermeyen, değişkenliği sebebiyle güven duyulmayan, samimi dostluklar kurulamayan hastalıklı kişiliklerdir.

Gerçekten değişken tavırlı, kendi menfaatini gözeten biriyle arkadaşlık kurmak, alışveriş yapmak, tehlikeli bir davranıştır.

Âlemlere Rahmet, Hz. Muhammed (s.a.v.) efendimizin münafık hakkında verdiği bir bilgiyi paylaşalım öncelikle:

“Münafığın alâmeti üçtür: Konuşunca yalan söyler, söz verince sözünden cayar, kendisine bir şey emanet edildiğinde hıyanet eder.”  (Buhari, İman 24; Müslim, İman 107-108)

Bu hadis ekseninde münafığın kişiliğini tahlil edelim müsaadenizle:

Konuşunca yalan söyler:

Konuştuklarında tutarsız olan bir insanın, kime nerede nasıl bir yalan uyduracağı belli olmaz. Bu kişi karşısındakine asla güven vermez. Hakkında sürekli şüphe duyulur, bazen doğru bile konuşsa yalan zannıyla sözüne inanılmaz.

Söz verince sözünden cayar:

Kendisiyle dostluk ya da iş ilişkisinde bulunan kimseleri sürekli aldattığı için bu kimseyle gerek arkadaşlık gerekse de iş ilişkisinde bulunulmaktan kaçınılır. Nasıl bulunulsun ki böyle biriyle alışveriş yaptığınızı düşünün; sizi ne zaman aldatacağı, sözünden ne zaman cayacağı belli olmadığı için huzurlu bir ilişkinin oluşmasına engeldir. Bu özelliği meydana çıkmadan girilen ilişkiler de mutlaka sonu hüsran ve zararla sonuçlanır. Gerçek yüzü meydana çıktıktan sonra da etrafında ilişki kuracak kişi bulmakta zorlanır. 

Emanet edildiğinde hıyanet eder:

Sosyal hayatta insanlar birlikte yaşamak ve birbirine güven duymak isterler. Eğer insanlar birbirini aldatır, kendine emanet edilen şeylere hıyanet ederse, güvensizlik ve yalnızlığın hâkim olduğu bir toplum yapısı oluşur. Birlik ve beraberlik duygusu yok olur. Böylece sosyal hayatta dayanışma ve paylaşma yok olunca da o toplumun ayakta kalması asla mümkün değildir.

Bu bilgiler ışığında bir muhasebe yapacak olursak gerçekten münafık biriyle birlikte olmanın, bir şeyler paylaşmanın, kimseye faydası yoktur.

Aslında münafıklık yaparak kendince çıkarını düşünen kimselerin, bu düşünceleri; hem ahirette şiddetli azaba, hem de dünyada aşağılanmış ve dışlanmış bir hayat yaşamasına sebep verecektir.

Öyleyse ne bu dünyada, ne de ahirette faydası olmayan münafıklık tuzağına düşememek için ateşten kaçarcasına bu hastalıktan kaçmamız ve korunmamız lazımdır.

Bu yazı 229 defa okunmuştur .

Son Yazılar