Sanayisi istenilen oranda gelişmemiş, yıllardan bu yana vermeye devam ettiği göç ile zayıflayan Kilis?i adeta yıllarca omuzlarında taşıyan bağcılık ve zeytincilik giderek zayıflıyor.
Özellikle bağcılık alanında Kilis?in son 7?8 yılda geldiği nokta gerçekten çok endişe vericidir. 2009 yılının Temmuz ayında Kilis Ziraat Odası?nın verdiği resmi rakamlar, Tekel Suma Fabrikası?nın özelleştirilmesi ile birlikte bağcılığın ne kadar ciddi bir kan kaybına uğradığını apaçık gözler önüne sermektedir. Resmi veriler, Kilis?te 24 bin Hektar olan bağ alanının 2009 yılı sonu itibariyle 11 bin Hektar?a düştüğünü göstermektedir.
BAĞLAR NEDEN SÖKÜLÜYOR
Son yıllarda Kilisli üzüm üreticisinin bağlarını sökmelerinin altında yatan ana sebep, üzümün maliyetinin yükselmesine karşın satış fiyatının çok düşük olmasıdır.
09 Ekim 2003 tarihinde henüz Tekel Suma Fabrikası özelleştirilmemişken kuru üzüm başfiyatı 1 milyon 120 bin lira olarak açıklanıyor. O yıllarda üzüm üreticisini pek de memnun edemeyen bu fiyat eleştirilip, resmi kurumlar tarafından kuru üzümün maliyetinin o tarih itibariyle 1 milyon 241 bin lira olduğu manşetlere taşınıyor. Üreticinin istediği başfiyat ise 1 milyon 460 bin lira!
2004 yılında Tekel Suma Fabrikası?nın özelleşmesi ile birlikte, Kilisli üzüm üreticisi beğenmediği fiyatın yarısına dahi yetiştirdiği üzümü satamaz hale geliyor. Takip eden yıllarda da durumun değişmemesi üzerine birçok Kilisli üzüm üreticisi çareyi bağlarını sökmekte buluyor.
MİLYONLAR UÇUP GİTTİ
Yıllık 15?16 bin ton kuru üzüm üretim kapasitesine sahip olan Kilis?in üzümden dolayı gelir kaybı on milyonlarla ifade edilen rakamlara ulaşıyor.
2003 yılı kuru üzüm başfiyatı temel alınarak bir değerlendirme yapıldığında Kilisli üzüm üreticisinin yıllık kaybının 10 milyon liraya kadar ulaştığı ortaya çıkıyor. Elbette üzümün günümüzdeki değer fiyatı baz alınırsa, bu gelir kaybının kaça katlanacağını hesap etmek bu işi bilenler için pek de zor olmayacaktır.
Kilis?te birçok kişinin irili-ufaklı bir üzüm bağı olması münasebetiyle, üzümden elde edilen gelir adil bir şekilde halkın çoğunluğunun cebine girmekteydi. Bu da Kilis ekonomisinin canlı kalmasında önemli bir rol oynuyordu. Çünkü yüklü miktardaki bir para birkaç elde toplanmıyor, üzüm halkın az-çok hatırı sayılır bir gelir elde etmesini temin ediyordu. Üzüm üreticisinin zaman içerisinde çok ciddi zararlara uğratılması, bu gelir dağılımını ve Kilis ekonomisini kötü yönde etkiledi. Üzüm zamanı kimse çarşıya çıkmaz, alış-veriş etmez oldu.
ZEYTİNCİLİK?TE AYNI KADERLE BOĞUŞUYOR
Kilis?in zeytini ve zeytinyağı kendine has lezzeti ve eşine az rastlanır kalitesiyle, parmak ısırtan bir zenginliğimizdir. Ancak bu zamana kadar şişeleme, ambalaj ve markalaşma alanında geri kalan zeytincilik, ne yazık ki kendi kabuğunu aşamamıştır.
İzlenen yanlış politikalar ve fiyat düşüşleri ilimizin bu zenginliğine de ne yazık ki darbe vurmuştur. Destekleme ile birlikte Kilis?te dağıtılmaya başlanan Gemlik türü zeytin fidelerinin ekimi teşvik edilmiştir. Bunun sakıncası yetkili bazı kişiler tarafından ?Kilis'in iklim yapısına terstir ve kentte zeytinciliği yok edebilir. Yanlıştan bir an önce dönülüp, kente özgü zeytin fidesi dağıtımı yapılması gerekiyor. Buna göre zeytincilik stratejisini belirlememiz lazım, yoksa kenti zeytincilik yönüyle iyi günler beklemiyor" şeklinde ifade ediliyor.
Geçtiğimiz yıl zeytinyağının ton fiyatı ilk hasat günlerinde 5 bin lira iken, giderek düşerek 4 bin ile 4 bin 250 lira seviyelerine gerilemiştir. Bu da zeytin üreticisinin maddi açıdan zarar görmesine sebep olmuştur. Bu yıl ise Kilis?te zeytin ağaçlarında ne yazık ki zeytin bulunmuyor.
Bütün bu veriler göz önüne alınıp değerlendirildiğinde, Kilis?in önemli gelir kaynaklarından faydalanmak bir yana, zarar ettiği görülmektedir. Çok geç olmadan izlenen yanlış politikalardan dönülmeli, Kilis?in kendine has kıymetleri kendi adına tekrar kazanılmalıdır. Aksi takdirde Kilis?in üretim kabiliyetini kaybetmesi çok da sürpriz bir sonuç olmayacaktır.
Özellikle bağcılık alanında Kilis?in son 7?8 yılda geldiği nokta gerçekten çok endişe vericidir. 2009 yılının Temmuz ayında Kilis Ziraat Odası?nın verdiği resmi rakamlar, Tekel Suma Fabrikası?nın özelleştirilmesi ile birlikte bağcılığın ne kadar ciddi bir kan kaybına uğradığını apaçık gözler önüne sermektedir. Resmi veriler, Kilis?te 24 bin Hektar olan bağ alanının 2009 yılı sonu itibariyle 11 bin Hektar?a düştüğünü göstermektedir.
BAĞLAR NEDEN SÖKÜLÜYOR
Son yıllarda Kilisli üzüm üreticisinin bağlarını sökmelerinin altında yatan ana sebep, üzümün maliyetinin yükselmesine karşın satış fiyatının çok düşük olmasıdır.
09 Ekim 2003 tarihinde henüz Tekel Suma Fabrikası özelleştirilmemişken kuru üzüm başfiyatı 1 milyon 120 bin lira olarak açıklanıyor. O yıllarda üzüm üreticisini pek de memnun edemeyen bu fiyat eleştirilip, resmi kurumlar tarafından kuru üzümün maliyetinin o tarih itibariyle 1 milyon 241 bin lira olduğu manşetlere taşınıyor. Üreticinin istediği başfiyat ise 1 milyon 460 bin lira!2004 yılında Tekel Suma Fabrikası?nın özelleşmesi ile birlikte, Kilisli üzüm üreticisi beğenmediği fiyatın yarısına dahi yetiştirdiği üzümü satamaz hale geliyor. Takip eden yıllarda da durumun değişmemesi üzerine birçok Kilisli üzüm üreticisi çareyi bağlarını sökmekte buluyor.
MİLYONLAR UÇUP GİTTİ
Yıllık 15?16 bin ton kuru üzüm üretim kapasitesine sahip olan Kilis?in üzümden dolayı gelir kaybı on milyonlarla ifade edilen rakamlara ulaşıyor.
2003 yılı kuru üzüm başfiyatı temel alınarak bir değerlendirme yapıldığında Kilisli üzüm üreticisinin yıllık kaybının 10 milyon liraya kadar ulaştığı ortaya çıkıyor. Elbette üzümün günümüzdeki değer fiyatı baz alınırsa, bu gelir kaybının kaça katlanacağını hesap etmek bu işi bilenler için pek de zor olmayacaktır.
Kilis?te birçok kişinin irili-ufaklı bir üzüm bağı olması münasebetiyle, üzümden elde edilen gelir adil bir şekilde halkın çoğunluğunun cebine girmekteydi. Bu da Kilis ekonomisinin canlı kalmasında önemli bir rol oynuyordu. Çünkü yüklü miktardaki bir para birkaç elde toplanmıyor, üzüm halkın az-çok hatırı sayılır bir gelir elde etmesini temin ediyordu. Üzüm üreticisinin zaman içerisinde çok ciddi zararlara uğratılması, bu gelir dağılımını ve Kilis ekonomisini kötü yönde etkiledi. Üzüm zamanı kimse çarşıya çıkmaz, alış-veriş etmez oldu.
ZEYTİNCİLİK?TE AYNI KADERLE BOĞUŞUYOR
Kilis?in zeytini ve zeytinyağı kendine has lezzeti ve eşine az rastlanır kalitesiyle, parmak ısırtan bir zenginliğimizdir. Ancak bu zamana kadar şişeleme, ambalaj ve markalaşma alanında geri kalan zeytincilik, ne yazık ki kendi kabuğunu aşamamıştır.
İzlenen yanlış politikalar ve fiyat düşüşleri ilimizin bu zenginliğine de ne yazık ki darbe vurmuştur. Destekleme ile birlikte Kilis?te dağıtılmaya başlanan Gemlik türü zeytin fidelerinin ekimi teşvik edilmiştir. Bunun sakıncası yetkili bazı kişiler tarafından ?Kilis'in iklim yapısına terstir ve kentte zeytinciliği yok edebilir. Yanlıştan bir an önce dönülüp, kente özgü zeytin fidesi dağıtımı yapılması gerekiyor. Buna göre zeytincilik stratejisini belirlememiz lazım, yoksa kenti zeytincilik yönüyle iyi günler beklemiyor" şeklinde ifade ediliyor.
Geçtiğimiz yıl zeytinyağının ton fiyatı ilk hasat günlerinde 5 bin lira iken, giderek düşerek 4 bin ile 4 bin 250 lira seviyelerine gerilemiştir. Bu da zeytin üreticisinin maddi açıdan zarar görmesine sebep olmuştur. Bu yıl ise Kilis?te zeytin ağaçlarında ne yazık ki zeytin bulunmuyor.
Bütün bu veriler göz önüne alınıp değerlendirildiğinde, Kilis?in önemli gelir kaynaklarından faydalanmak bir yana, zarar ettiği görülmektedir. Çok geç olmadan izlenen yanlış politikalardan dönülmeli, Kilis?in kendine has kıymetleri kendi adına tekrar kazanılmalıdır. Aksi takdirde Kilis?in üretim kabiliyetini kaybetmesi çok da sürpriz bir sonuç olmayacaktır.









