• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • Ekonomi
  • İslam
  • İlçeler
  • Kilis Güncel
  • Ulusal Kongreler
  • Analiz
  • Eğitim
  • Siyaset
  • Vefat
  • Spor
  • Bitki Rehberi
  • Güncel Haberler
  • Kültür & Sanat Teknoloji Sağlık Dünya Türkiye Videolar
  • Ara
SON DAKİKA:
10:24
Dolar - Euro - TL Kuru 20 Temmuz 2026
10:23
Altın Fiyatları 20 Temmuz 2026
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi
  3. Sevr'den Günümüze Bölgesel Planlar
Yayınlanma: 03 Mart 2025 - 12:01

Sevr'den Günümüze Bölgesel Planlar

03 Mart 2025 - 12:01
Yorumlar
TAKİP ETTAKİP ET
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi
Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi
Sevr'den Günümüze Bölgesel Planlar

Son dönemde, iktidarın attığı adımlar ve PKK ile ilgili söylemler, kamuoyunda ciddi yankılar uyandırmıştır. Bu sürecin temelleri, Osmanlı’nın son dönemlerine kadar uzanmaktadır. Mücadelenin özü, Lozan Anlaşması ile feshedilen Sevr’in yeniden hayata geçirilmeye çalışılmasıdır. Ne yazık ki yıllardır siyasilerimiz bu konuda doğru bir tavır ortaya koyamamış, Atatürk’ün sunduğu çözümler göz ardı edilmiş ve tarihten ders çıkarılmadan yeni çözümler üretilmeye çalışılmıştır.

Osmanlı’nın güç kaybetmesiyle birlikte, asırlardır aynı kültür ve medeniyeti inşa eden insanlar ayrıştırılmaya çalışılmıştır. Osmanlı Devleti içinde "Tebaa-i Sâdıka" (Sadık Millet) olarak anılan Ermeniler, tarihleri boyunca en istikrarlı ve huzurlu dönemlerini Osmanlı yönetimi altında yaşarken, bir anda Osmanlı’ya karşı mücadele eden bir toplum haline getirilmiştir. Özellikle Lawrence’in faaliyetleri ile Osmanlı, Hicaz’dan başlayarak birbiri ardına topraklarını kaybetmiştir.

Bu sürecin en önemli dönüm noktalarından biri de 10 Ağustos 1920’de Osmanlı’nın imzalamak zorunda kaldığı Sevr Antlaşması’dır. Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk’ta bu antlaşmayı, “Türk milletini yüz yıllardır yok etmek için yapılan büyük suikastın son halkası” olarak tanımlamaktadır. Sevr Antlaşması’nın 62, 63 ve 64. maddeleri, Kürtlerin çoğunlukta olduğu bölgeler için yerel özerklik öngörmekteydi. Antlaşmanın yürürlüğe girmesinden bir yıl sonra Kürtler bağımsızlık talebinde bulunursa ve Milletler Cemiyeti bu talebi uygun görürse, Osmanlı Devleti bu karara uyacağını ve bölge üzerindeki tüm haklarından vazgeçeceğini kabul etmişti. Ayrıca, bağımsızlık gerçekleşirse Musul’daki Kürtlerin de bu yeni devlete katılmasına izin verilecekti.

Osmanlı’nın parçalanması ve köklü medeniyetin yok edilmesi böylece tamamlanmıştı. Ancak tam bu noktada, Türk, Kürt, Çerkes, Laz demeden bir araya gelen halk, Kuvâ-yi Milliye Hareketi ile bu antlaşmayı reddetti. Kanı ve canı pahasına verilen bu mücadele, Atatürk’ün önderliğinde Osmanlı’nın küllerinden doğan Türkiye Cumhuriyeti’nin tapusunu Lozan Antlaşması ile tescillemiştir.

Jeopolitik özellikleri nedeniyle tarih boyunca hâkim olunmak istenen Anadolu’dan, Sevr Antlaşması’nın taraflarının vazgeçmeyeceğini düşünmek zor olmasa gerek. Bu yüzden güçlü bir Türkiye Cumhuriyeti, hiçbir zaman istenmemiştir. Her fırsatta üniter yapımıza saldırılmıştır. Ermeni Soykırımı iddiaları ve PKK terörü, bu saldırılarda kullanılan en önemli iki argümandır. Özellikle 1980’li yıllardan itibaren bu iki konu ülkemizi fazlasıyla meşgul etmiştir. PKK’nın terör saldırıları sonucunda on binlerce vatandaşımız şehit olmuştur. Ancak Türk Silahlı Kuvvetleri’nin üstün mücadelesiyle terör örgütüne karşı önemli başarılar elde edilmiştir.

Ne var ki, ABD tarafından yürütülen Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) kapsamında bölgemizdeki ülkelerin sınırları ve yapıları tek tek değiştirilmiştir. Bu sürecin adım adım Türkiye’ye doğru ilerlediği açıktır. Oyun kurucular, farklı taktikler uygulayarak hedeflerine ulaşmaya çalışmaktadır. Bu noktada, siyasilerimizin aldıkları veya alacakları kararlar büyük önem taşımaktadır.

Örneğin, 1990’lı yıllarda Irak’ta yaşanan gelişmelerde Türkiye, gerekli tepkiyi gösteremediği için BOP kapsamında Kuzey Irak’ta bir Kürt özerk bölgesi kurulmasına engel olamamıştır. Bugün ise biz, Abdullah Öcalan’ın açıklamaları ile meşgul edilirken, aynı süreç Suriye’de işletilmektedir. Görünen o ki, Irak’ta kaybettiklerimizi şimdi de Suriye’de kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyayız.

Bu noktada, Sırrı Süreyya Önder’in, İmralı’dan gelen çağrıyı okuduktan sonra kullandığı şu cümle dikkat çekicidir: “Şüphesiz pratikte silahların bırakılması ve PKK’nin kendini feshetmesi, demokratik siyaset ve hukuki boyutun tanınmasını gerektirir.”

Ardından, DEM Parti milletvekilinin bir televizyon programında sarf ettiği, “Yıllardır mücadele ettiğimiz konuda mesafe aldık. Kürt sorunu olduğu artık herkes tarafından kabul edilmiştir. Şimdi sıra devletin üzerine düşenleri yapmasındadır.” sözleri de oldukça manidardır.

PKK’nın silah bırakma sürecine ilişkin açıklamalarında geçen şu ifadeler ise, hedeflerinden vazgeçmediklerini ve sadece farklı bir mücadele yöntemine geçtiklerini açıkça göstermektedir:
“Söz konusu çağrı ile Kürdistan ve Ortadoğu’da yeni bir tarihsel sürecin başladığı açıktır. PKK, Kürdistan’ın son yarım yüzyılının büyük kahramanlık ve hakikat hareketi olmuştur. Her şey cesur ve fedakâr bir mücadele ile, bedel ve emekle kazanılmıştır. Bu büyük özgürlük mücadelesinin tüm kahraman şehitlerini derin saygı, sevgi ve minnetle anıyoruz. Şimdi aynı ruh ve inançla, söz konusu tarihî kazanımları yeni bir mücadele sürecine taşıyoruz.”

Bu noktada akıllara gelen önemli bir soru şudur: Önder, “demokratik siyaset ve hukuki boyut” derken neyi kastetmiştir?

Yine, Önder’in PKK’nın silah bırakma kararından sonra yaptığı açıklamada kullandığı “Artık meselenin müşkül kısmını geride bıraktık. Önümüzdeki hafta devlet görevlileri ve siyasilerin katılımıyla yapılacak toplantılarda birçok şey netleşecek ve somutlaşacaktır. Üç aylık süreçte her şeyin düzenlenmesini ümit ediyoruz.”  ifadelerindeki “netleşecek ve somutlaşacak” konular nelerdir?

Türkiye’nin anayasa değişikliği sürecinde, PKK ile ilgili yapılan açıklamalar ve perde arkasında yürütülen görüşmeler, kamuoyunda büyük soru işaretleri yaratmıştır. Silah bırakma süreci gerçekten Türkiye’nin bütünlüğüne hizmet eden bir adım mı, yoksa bölgesel ayrışmanın hukuki temelinin atılması mı?

Geçmişte yapılan hatalar, gelecekte daha büyük sorunlara yol açabilir mi?

Bu sorular, önümüzdeki günlerde daha fazla tartışılmaya devam edecektir.

 

Bu yazı 580 defa okunmuştur.
  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x

Yazarın Diğer Yazıları

  • IMF Türkiye Raporunun Ötesindeki Gerçek - 20 Temmuz 2026
  • Bir Millet Nasıl Ayağa Kalkar? - 19 Temmuz 2026
  • Üniversite Hayali mi, Yurt Dışı Hayali mi? - 18 Temmuz 2026
  • Bir Ülkeyi Güçlü Yapan Şey Nedir? - 17 Temmuz 2026
  • Tasarruf Eden Devlet, Fakirleşen Millet? - 16 Temmuz 2026
  • Sosyal Devlet Boşluk Bırakmaz - 14 Temmuz 2026
  • Son Nefese Kadar, Son Nefes İçin Siyaset - 14 Temmuz 2026
  • Bir Kampın Ardından - 13 Temmuz 2026
  • Türkiye İçin Neden Bağımsız Türkiye Partisi? - 12 Temmuz 2026
  • Teşkilat Nedir? - 11 Temmuz 2026
  • Bir Üye Neden Bu Kadar Önemlidir? - 10 Temmuz 2026
  • Siyaset Birinci İşimizdir - 07 Temmuz 2026
  • Faiz Enflasyonu Düşürür mü? Maliyet Artışı ve Enflasyon İlişkisine Bakış - 21 Mart 2026
  • Gelir Dağılımını Güçlendiren Ekonomik Yaklaşım - 19 Mart 2026
  • Dolar İmparatorluğu Sarsılıyor mu? Milli Paralarla Ticaret Tartışması - 17 Mart 2026
  • Hürmüz Boğazı: Görünen Petrol, Görünmeyen Para Savaşı - 16 Mart 2026
  • Emeklilerin Şehirleri: Üretim Kaybedilince Ne Olur? - 11 Mart 2026
  • Kaynak Kıtlığı Miti ve Milli Ekonomi Modeli - 07 Mart 2026
  • Enflasyonun Görünmeyen Dinamiği: Kur, Maliyet ve Üretim - 07 Mart 2026
  • Milli Ekonomi Modeli: Ekonomiden Öte Bir Medeniyet Perspektifi - 06 Mart 2026
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 24
Köşe Yazarları
Ah !! O eski Kilis Konakları 
Güner Özbalcı
Ah !! O eski Kilis Konakları 
Mehmet Beşe
Mehmet Beşe
DÜNYADA VE TÜRKİYE'DE GIDA SEKTÖRÜ
Prof. Dr. Erdoğan Taşkın
Prof. Dr. Erdoğan Taşkın
KOŞMAK NEYE YARAR?
Dış borçlarımızı tek kalemde ödemenin yöntemi nedir? / Ali Gülelçin
Misafir Kalem
Dış borçlarımızı tek kalemde ödemenin yöntemi nedir? / Ali Gülelçin
Alaaddin Özkar
Alaaddin Özkar
Kurtuluş Savaşı Tartışması ve Tarihsel Gerçek
Prof. Dr. Ahmet H. Kepekçi
Prof. Dr. Ahmet H. Kepekçi
Ankara'da NATO, Gündemde Trump
Mustafa Çobanoğlu
Mustafa Çobanoğlu
Mukaddes Vatanın "Mavi Otları"
Prof. Dr. Haydar Baş
Prof. Dr. Haydar Baş
Kıbrıs bizimdir bizim kalacak
Güç dengesinin değiştiği dünya
Uğur Kepekçi
Güç dengesinin değiştiği dünya
Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi
Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi
IMF Türkiye Raporunun Ötesindeki Gerçek
Çok Okunan Haberler
KEPEKÇİ:
KEPEKÇİ: "İŞÇİ GİBİ ÇALIŞIP ESNAF GİBİ YÜK TAŞIYORLAR"
BTP HALK BULUŞMALARI BAĞCILAR YENİGÜN MAHALLESİ'NDE DEVAM ETTİ
BTP HALK BULUŞMALARI BAĞCILAR YENİGÜN MAHALLESİ'NDE DEVAM ETTİ
Kilis, İstanbul'da Gönülleri Fethediyor
Kilis, İstanbul'da Gönülleri Fethediyor
Ana Sayfa
Ekonomi
İslam
İlçeler
Kilis Güncel
Ulusal Kongreler
Analiz
Eğitim
Siyaset
Vefat
Spor
Bitki Rehberi
Güncel Haberler
Kültür & Sanat
Teknoloji
Sağlık
Dünya
Türkiye
Videolar
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Vefatlar
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Hava Durumu
Gazete Manşetleri
Nöbetci Eczaneler
Namaz Vakitleri
  • Analiz
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • İlçeler
  • İslam
  • Kilis Güncel
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Siyaset
  • Spor
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Vefatlar
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Hava Durumu
  • Gazete Manşetleri
  • Nöbetci Eczaneler
  • Namaz Vakitleri

  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

kilispostasi.com Haber Portalı 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 'na %100 uygun olarak yayınlanmaktadır. Ajanslardan alınan haberlerin yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, ilgili ajansların bu yöndeki politikasına bağlı olarak önceden yazılı izin gerektirir.