Kurtuluş ancak imanladır -1
Prof. Dr. Haydar Baş

Prof. Dr. Haydar Baş

Kurtuluş ancak imanladır -1

23 Eylül 2021 - 10:44

Prof. Dr. Haydar Baş'ın İcmal Dergisi Eylül 2012 tarihli yazısıdır.

Yaşadığımız şu devir maalesef her alanda istismarın yoğun bir şekilde yaşandığı bir devirdir. Özellikle dinî sahada yapılan istismar çok tehlikeli boyutlara ulaşmış durumdadır. İslamî esaslar çeşitli vesilelerle insanımıza doğru aktarılmamakta, bu şekilde bilgilenen insanımız -Al¬lah korusun- itikadî yanlışlara sapma tehlikesiyle karşı karşıya kalmaktadır.

Bu nedenle, temel olarak İslam kavramını incelemekte fayda görüyoruz.

"İslam nedir?" diye bir soru sorsak, bu sorunun belki de en güzel cevabı hadis kitaplarında "Cibril Hadisi" diye geçen ha-dis-i şerif olsa gerek.

Rivayet edilir ki; Hz. Cebrail, Peygamber Efemdimiz'in yanına sahabeden Dıhye kıyafetine girmiş olarak gelir. Ashabı ile beraber otururlarken Resûlullah'a (s.a.v.) üç soru tevcih eder: "İman nedir? İslam nedir? İhsan nedir?"

Buradan anlıyoruz ki; bu üç şeyin öğrenilmesi dinin mahiyetini ortaya koyuyor.

İman dindendir. İslam'ın şartları dediğimiz hususlar dindendir. İhsan da dindendir. Yani bunların tamamıdır din.

İslam'ı bir organizmaya benzetecek olursak; bu organizmanın bütünü İslam'ın kendisidir. Bu bütünün bir sûreti var, bir siyreti var, bir de hakikati var. Böyle tasnif edersek, İslam'ın ne olduğunu daha iyi anlamış oluruz.

Hz. Cebrail'in "İman nedir?" sorusuna, Peygamber Efendimiz (s.a.v.), -hepimizin bildiği, Allah'a, meleklere, kitaplara, peygamberlere, ahiret gününe, hayrın ve şerrin Allah'tan olduğuna, hülasa, iman şartı dediğimiz altı esasa inanmanın gerekliliğine işaretle cevap veriyor. Kısaca iman budur.

Demek ki, bunlardan bir tanesi olmazsa iman olmuyor. Biz, "oluyor" desek de olmuyor. Çünkü Hz. Fahr-i Alem Efendimiz'in mübarek lisanlarından zuhur eden bu mânâdaki sözler, üzerinde tartışma yapılmayacak, asla şüpheye yer bırakmayacak kesinlikte değişmez hükümlerdir.

Hz. Cebrail, Allah Resûlünden cevabı alınca, "Doğru söyledin, doğrudur" diye tasdik ediyor ve "İslam nedir?" sorusunu yöneltiyor. Peygamber Efendimiz, yine hepimizin bildiği "İslam'ın şartları" diye tasnif ettiğimiz hususları sırasıyla söylüyor.

Başta ne vardır? Kelime-i şahadet getirmek... Aslında kelime-i şahadet getirmek aynı zamanda imandan da sayılabilir. Yani siz şahadet getiriyorsunuz; bu, amel oluyor.

İslam'ın şartları amelî hususlardır. Neye şahadet ediyorsunuz? İman ettiğiniz hususlara şahadet ediyorsunuz. İman edilen hususların ispatı konumundaki fiillere "amel" denir.

"Ben iman ettim" dediğimizde bu bir iddiadır. Tabiatıyla şu soru sorulur: "Peki neye inandın?" "Allah'a inandım, ahiret gününe inandım..."

Peki bunun ispatı nedir? İşte o da İslam'ın şartlarını yerine getirmektir. O bakımdan, şahadet cümlesi bence "bağ cümlesidir", imanın şartı ile İslam'ın şartını bağlar. Yani imanla ameli birbirine bağlamaktır şahadet. Daha doğrusu, amel ile inandığını ispat etmektir. Aksi durumda ise fiili olarak şahadet cümlesinin inkarı söz konusudur.

Peygamber Efendimizin İslam'ın şartlarını izahına göre; İslam beş şey üzerine bina edilmiştir. Birincisi; Kelime-i Şahadet'tir, yani Allah'a şahitlik, Resulüne şahitlik.

Ondan sonra namaz geliyor. Şahadet ettiğin, inandığın şeyin ispatı amel oluyor; namaz kılmak, oruç tutmak, zekat vermek, hacca gitmek. Özetlersek, şahadet, amelin bir göstergesidir. Bir kere söylenip geçilen bir şey değildir…

Devam edecek.

Bu yazı 210 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar