İstanbul'da trafik trajedesi
Doç. Dr. Ahmet H. Kepekçi

Doç. Dr. Ahmet H. Kepekçi

İstanbul'da trafik trajedesi

28 Haziran 2021 - 11:02

Saat 17:30’da BTP ilçe kongresine katılmak üzere Esenyurt ilçesine gitmek için Bahçelievler’den yola çıktık. Özel araba ile gideceğimiz için tam vaktinde çıkalım diye düşündük. Navigasyon 1 saatlik yol gösteriyordu. Aslında biraz da geç kalmıştık. Hiç olmazsa Genel Başkan Av. Hüseyin Baş’ın konuşmasına yetişiriz, bu arada yeğenim Abdullah ile de sohbet ederiz diye kendimi teselli ediyordum.

Yola çıkmamıza rağmen navigasyon 1 saatten geri sayım yapması gerekirken, ekranda dakikalar artıp duruyordu. Tam düşüyor, yeniden dakikalar yükseliyor. Adeta bizimle oyun oynuyor. Trafik deseniz tam bir keşmekeş. Adım adım ilerliyoruz. Ayrıcalıklı arabalar yoldan eksik olmuyor. Çakarlarından yayılan ışıklar ve çığlık sesini andıran kornayı duyanlar sağa sola kaçıyor. Bu arabanın peşine takılmaya çalışan sürücüler ise şeritlerin altını üstüne getiriyor.

Bir süre yola devam ediyoruz. Sohbetler tekrara düşmeye başlıyor. Abdullah'ın uykusu geliyor. Ben radyo kanalları arasında dolaşıp duruyorum. Ama yol hala bir saati gösteriyor.

Bu arada siren sesleri duyuyoruz. Bu defa dikiz aynasından ambulans yazısını okuyorum. Aracın içindeki hastanın durumunu düşünmek bile istemiyorum. Yolun soluna kaçmam gerekiyor ama ne mümkün.

Bu arada motosikletlerin sayısı epeyce artmış. Arabaların arasından kıvrak ve hızla geçerken heyecan da oluşturuyorlar. Ha vurdu, ha vuracak diye endişeleniyorsunuz.

Bu arada düşünmeden edemiyorsunuz. İstanbul dünyanın sayılı şehirlerinden birisidir. Tarihi geçmişi itibarıyla çok eski bir yerleşim mekanı. Ancak bir türlü trafik sorunu halledilememiş.

İstanbul D100 (E5) otoyolundan çıkıyoruz. Ama trafik peşimizi bırakmıyor. Caddeler ve ara sokaklar da tam keşmekeş içinde. Yoğunlaşan düğün, derneklerle birlikte salonların önünde arabalar da neredeyse üst üsteler.

İstanbul da sadece yollar yetersiz değil aynı zamanda otopark sıkıntısı da had safhada. Artan nüfus yoğunluğunu da buna eklediniz mi, yaşadığımız tablo ile karşılaşıyoruz.

Yapılan hesaplara göre vatandaşın trafikte geçirdiği her 60 dakikanın 40 dakikası kayıp. Sadece bu kadar değil, boş yere akaryakıt harcanıyor, araçlar yıpranıyor, egzoz dumanı çevreyi kirletiyor. Güzelim İstanbul, bir çile kenti haline dönüşüyor. Trafikte yaşanan gecikmenin yıllık maliyeti yaklaşık 6.5 milyar TL'ya ulaşıyor.

Trafiğin çözümü raylı sistemlerle mümkün olacaktır. Bunun dünya çapında örnekleri bulunuyor. Yüz akı olabilecek bir metromuz var. Ancak İstanbul’a yetmiyor. Doğa dostu olan metroya neden yatırım yapılmaz birilerinin açıklaması gerekiyor. Metronun ne anlama geldiğini örneklerle izah etmeye çalışalım:

Londra metrosu 1863 yılından beri çalışıyor. Günde yaklaşık 4.8 milyon yolcu taşıyor.

Newyork metrosu 1904 yılından beri çalışıyor. Günde 6 milyondan fazla insan taşıyor.

Moskova metrosu 1931 yılından beri var. Günde 9.2 milyon yolcu taşıyor.

1900 yılından beri de Paris metrosu kullanılıyor. Günde 4.16 milyon kişiye hizmet veriyor.

Berlin metrosu, 1902'de açıldı, her gün 1.4 milyon kişiyi taşıyor.

Meksika metrosu, 1969 yılından beri çalışıyor. Günde 4.4 milyon kişi kullanıyor.

Gelelim İstanbul metrosuna, 1989 yılında açıldı. Bizde metro biraz farklı. Bazı lokasyonlarda yer üstüne de çıkıyor. Ek raylı sistemlerle bağlantı halinde kullanılıyor. Bu koşullarda günde ancak 1 milyon 600 bin kişi tarafından kullanılıyor.

Dikkat edilirse dünyada 1900’lü yıllarda metro yaygınlaşıyor. Oysa İstanbul’daki Taksim-Tünel tramvayının kullanıma girme tarihi 1875. Utanmalı mı, yoksa gurur mu duyulmalı bunu okuyucuya bırakmak istiyorum.

Ülkemizde maalesef yönetenler yönetiyormuş gibi davranıyorlar. Vatandaşa hizmet edelim, hayatlarını kolaylaştıralım diye değil, yerimizi sağlamlaştıralım modunda davranıyorlar.

İstanbul'daki trafiğin çözümü metro ağını güncellemekten geçiyor.

Bağımsız Türkiye Partisi yerel seçimlerinde “Tokyo’da, Hong Kong’da olan son teknoloji ürünü hızlı trenleri İstanbul’da da hizmete sokacağız.” diye ilan etti. Bizdeki YHT (Yüksek Hızlı Tren) gibi değil Japonya’daki gibi hakiki hızlı tren sistemini getireceğinin altını çizdi.

Otopark meselesine ise köklü bir çözüm getireceğini açıkladı. Çözümün boyutunu izah etmek için bir örnekle yetinelim. E-5 karayolunun altı park olacak.”

Bu düşüncelerle Esenyurt’a vardığımızda saatler 19:30'u gösteriyordu… 

Bu yazı 1059 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar