AMAÇ, ARAÇ, ALDANIŞ!
Uğur Kepekçi

Uğur Kepekçi

AMAÇ, ARAÇ, ALDANIŞ!

00 0000 - 00:00 - Güncelleme: 09 Mayıs 2013 - 17:43

Amaçlara erişmek için mutlaka araçlara ihtiyaç vardır.

Amaç ile araç, direk olarak birbiriyle alakalı olup amaca varmak için düşünülen araçların doğru seçilmesi şarttır. İstenilen amacın yanında, seçilen aracın cinsi, gücü, rotası, kaptanı; yolcuların hedefe varışında önemli etkenlerdir.

 

İnsanoğlu, yaratılışı gereği her şeyin en güzelini, en rahatını, en faydalısını ister. Bu onun yaratılışında vardır. Bu isteğine ulaşmak için herkes kendi akıl, kültür ve inancından kaynaklanan bilgi birikimini esas alır.

 

Bilgi, inanç ve kültür farklılığından doğan yanlışlıklar, kişinin gerçek ölçüden kopuşunu sağladığı gibi bazen de bilgi, inanç ve kültür birlikteliği olanlar, amaçta bir olsalar bile, seçtikleri yanlış araçlar sebebiyle amaçlarını kaybetmişlerdir.

 

Aynı topraklarda yaşayan, aynı dine inanan, aynı kültürü paylaşan insanlar arasındaki ayrılıklar bile o kadar derinleşmektedir ki; davranışlara yansıdığı kadarıyla değerlendirilmeye tabi tutulsa; dini, kültürü farklı insanlar olduğuna karar verilir.

Peki nedir bu ayrılıkların nedeni?

 

Bu konu üzerinde dikkatle durulması gereken sosyal bir yara halini almaktadır. En yakın komşular, en yakın akrabalar, en yakın arkadaşlar arasında bile ayrılıklar derinleşmekte, neredeyse birlikten söz etmenin hayal olduğu zamanlara doğru yol alınmaktadır.

 

Bu sosyal yaranın deriliğine inildiğinde; ayrılığın, amaçtan ziyade, araçtan kaynaklandığı gerçeği ile karşılaşmaktayız. Bir örnek verelim: Gidilecek uzak bir mesafeye; yayadan, karadan, denizden, yada havadan yol olsa, yolun tercihi de insanın kendine bırakılsa, insanın seçtiği araç, kişinin hedefe varışını farklı kılacağı gibi taşıdığı riskler de farklı olacaktır.

 

Bir de samimi yolcuları aldatan terminal simsarları vardır ki; Onlarda, farklı istikamet rotaları ve farklı hareket saatleri söyleyerek insanları aldatır, bilet satar; yolcuları yolundan ederler. Yolcunun samimiyeti ve saflığı, bazen yolundan olmasına, hedefine istediği zaman ve şartlarda varmasına engel teşkil edebilmektedir.

 

Bozulması en zor olan milli ve dini bütünlüğümüz maalesef ayrılıklardan en fazla nasibini alan konu olmuş, neredeyse parçalanmanın eşiğine gelmişiz. Farklılıklar o kadar derinleşmiş ki; dinin özü, aslı zedelenmiş, aslında olmayan şeyler, aslın yerini almıştır.

 

Milletimiz, Dini ve milli bütünlüğümüzü koruyarak güçlenmek amacına varmak niyetiyle yola çıkmış ancak, araç seçiminde yapılan yanlışlıkların kurbanı olmuştur. 

 

Kimileri güçlü olmak için parayı araç seçmiş, paranın kurbanı olmuş, önce araç olan para, amaç olmuş.

 

Kimileri ecnebilerin gücünü arkasına almaya kalkışmış, ecnebinin kölesi olmuş.

 

Kimileri Vatikan’ın rotasına uymuş, dinlerin diyalogu ile yoluna daha güvenli gideceği zannına kapılmış, tevhit inancından teslise kaymış, Haçlı batının amacına hizmet eder olmuş.

 

Kimileri AB ile ABD ile olmaya kalkışmış, milli ve dini olan her şeyinden uzaklaşmış. Onların emellerine hizmet eder olmuş.

 

Gelinen nokta: Başlangıçtaki amacı doğru olmasına rağmen, tercih ettiği aracın yanlışlığı, onu yolundan etmiş, içinde bulunduğu yanlıştaki ısrarı da ondaki ayrılığı derinleştirmiş, aldananlardan olmuştur...

 

Aldanıştan kurtulup amaca erişmek için yapılacak iş; Akl-ı selim düşünüp, tercih ettiği aracını yeniden gözden geçirmek olmalıdır. Umulur ki; samimiyetle düşünenlere, Allah(cc) yardım edecektir ve aracını amacına uygun seçecek, aldanıştan kurtulacaktır.

 

UĞUR KEPEKÇİ

www.ugurkepekci.com

 

Bu yazı 316 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar