Şevval ayını değerlendirelim -2-
Uğur Kepekçi

Uğur Kepekçi

Şevval ayını değerlendirelim -2-

30 Mayıs 2020 - 00:24

Bir önceki yazımızda şevval ayında tutulması faziletli olan 6 gün şevval orucundan bahsettik. Bu yazımızda da bu ay içerisinde kılınması faziletli olan sevabı çok bir namazdan bahsedelim. Zamanı ve sağlığı müsait olup sevap umanların bu namazı kılmasını tavsiye ederiz.

Şevval ayında kılınacak kurtuluş namazı

Rahmet ve bereket iklimi, Ramazan ayını bayram ile yolcu ettik. Elde edilen manevi olgunluğumuzu koruyarak nice Ramazan ve bayramlara erişmeyi murat ederiz.

İbadet ve Allah’a (c.c.) kulluk, günün her anında ve her gününde devam eder ancak; elbette seçilmiş kimseler, seçilmiş mekânlar olduğu gibi, seçilmiş zamanlar da vardır. O zamanları da değerlendirerek, o zaman ve mekâna mahsus önemli ibadetler tavsiye edilerek, bazı sırlara ermemiz ve kazancımızın artması istenmiştir.

Ramazan ayı ile birlikte oruçla nefislerimizi bir parça olsa dizginledik. Bayramla birlikte oruca elveda deyip oruç tutmayı sadece Ramazan ayına mahsus bir ibadet haline dönüştürmek, nefisle mücadeleye ara vermek gibi tehlikeli bir süreci de beraberinde getirir

Orucun yanında namaz ibadetinde de sadece farz olanlarla yetinmemiş, farklı aylarda, farklı gün ve gecelerde faziletine önem verdiği namazlar kılmıştır. Biz bu yazımızda faydasını umarak şevval ayında kılınan kurtuluş namazından bahsedeceğiz.

Kurtuluş namazı hakkında Enes (r.a.)’dan rivayet edilen hadiste Allah Resulü (s.a.a.) şöyle buyuruyor:

“Bir kimse gece olsun gündüz olsun, her rekâtında, bir Fatiha suresi, 15 kere İhlas suresi okumak suretiyle dört rekât namaz kılarsa, namazı bitirdikten sonra da, yetmiş kere tesbih (Subhanallah), yetmiş kere de Resûlullah (s.a.a.)’e salavat okursa, beni peygamber olarak gönderen Yüce Zat hakkı için, bu namazı kılanın kalbinden hikmet kaynakları kaynamaya başlar, o hikmetleri diliyle konuşur. Allah-ü Teala o kimseye dünyanın derdini de devasını da gösterir.

Beni peygamber olarak gönderen Allah hakkı için, her kim bu namazı anlattığım şekilde kılarsa, başını secdeden kaldırmadan Allah onu bağışlar. Bu arada ölecek olsa bağışlanmış ve şehit olarak ölür. Bir kimse bu namazı yolculuk halinde kılarsa, murad ettiği yere gidişini dönüşünü Allah-ü Teala ona kolay eder. Şayet borçlu ise, Allah-ü Teala ona borcunu ödemeyi kolay eyler. Şayet bir ihtiyacı varsa, Allah-ü Teala onun ihtiyacını yerine getirir.

Beni peygamber olarak gönderen yüce Allah hakkına yemin ederim ki, bu namazı bir kul kılar ise, Allah-u Teala onun her harf ve her ayeti için bir mahrefe ihsan eder.”

Bu arada sorup dediler ki: “Ya Resûlallah mahrefe nedir?”

“Mahrefe cennette bahçelerdir. Onun ağaçlarından birinin gölgesinde bir atlı yüz sene gitse, yine aşamaz” buyurdu. (Kur’an ve Sünnet Işığında Büyük İslam İlmihali: Namaz, Prof. Dr. Haydar Baş, s.815).

Rabbim ömrümüzü farzıyla, sünnetiyle, güzel ibadet ve amellerle geçirmeyi nasip eylesin. Her konuda bize yol gösterdiği, özellikle de namaz konusunda yazdığı bu ilmihal kitabı için Merhum Prof. Dr. Haydar Baş hocamıza ayrıca ne kadar teşekkür ve dua etsek azdır. Bu kitabı okudukça insanın kendi çağında yaşayan bir kâmil insandan bilgi edinmenin ne kadar önemli olduğunu anlıyor ve namazın şuuruna ermenin lezzetini alıyorum. Rabbim O’nun üzerindeki bereketini rahmetini arttırsın. Bizleri cennette de onunla birlikte olmayı nasip eylesin.

Uğur Kepekçi

Bu yazı 306 defa okunmuştur .

Son Yazılar