Emrolunduğun gibi dosdoğru ol' -1
Prof. Dr. Haydar Baş

Prof. Dr. Haydar Baş

Emrolunduğun gibi dosdoğru ol' -1

19 Eylül 2021 - 11:18

Prof. Dr. Haydar Baş'ın İcmal Dergisi Ağustos 2013 tarihli yazısıdır.

"İnsanın hidayet üzere olması, ebedi hayatında kurtulmasının asıl sebebidir. Eğer insan olarak dünyaya bir kul olma mantığıyla geldiğini bilen varlık; istikametini, hidayetini kaybederse, (Allah muhafaza eylesin) o bütün hayatını boşa geçirmiş demektir.

Onun için Kur'an-ı Kerim'de Cenab-ı Hak, Peygamberine, "Emrolunduğun gibi dosdoğru ol" buyuruyor. Peygamber Efendimiz (s.a.a.), "Beni Hûd Suresi kocattı" buyuruyor. İşte bu ayet Hûd Suresi'ndedir.

Allah, bize "kul olun" diyor. Kul olabilmek için de istikamet üzere, hidayet üzere olmamız lazımdır. Nitekim ayet-i kerimede, "Ancak Sana ibadet ederiz, yalnız Senden yardım isteriz. Bizi doğru yola ilet" (Fatiha Suresi, 5-6) buyruluyor. Yani sırat-ı müstakim üzere olmaktır, doğru yol üzere olmaktır, kulluk...

Buradaki nükte, helal ve haram sınırları içerisinde bir kulun harama yaklaşmadan, kalp kulvarında Cenab-ı Hakk'ın rızasını kazanmaya gayret etmesi, bu yolda yürümesidir.

Yani kalben Cenab-ı Hakk'a yürürken zahir planda onu bu dünyasında akamete mahkum edecek hareketlerden, davranışlardan, bakışlardan, konuşmalardan uzak olmasıdır. İstikamet budur. Bu istikamette giden insan zaten hidayettedir.

Kime yürümek istiyor? Zat-ı Bâri'ye, Cenab-ı Vacibü'l-Vücud Hazretlerine... Yani kulun, Cenab-ı Hakk'ın, insanın kalbine tecelli ettiği gerçeğine, gayesini matuf hâle gelmesi, o tecellilere mazhar olabilecek bir yaşayış tarzı benimsemesi gerekir.

İnsan ne hayvan, ne de melektir. "İnsan en güzel surette yaratılmıştır." Allah'ın tecelli ettiği varlıktır insan...

Bir başka ifadeyle, Cenab-ı Hakk, kulunun kalbinde Zat'ını sever. Yeter ki sen o kalbi, O'na has bir mekân haline getirebilesin. İşte sırat-ı müstakimde olmak budur. Hidayette olmak budur.

Bütün bunlar kul olmaya karar veren insan için geçerlidir. Onun maksadı öyle bir hâli, ahvali yakalamaktır. Bunu hayatına geçirmektir. Cenab-ı Hak, böyle bir hayatı bize nasip etsin! Nefsani davranışlardan muhafaza etsin!

Kendilerine nimet verilen kullar

Her gün beş vakit kıldığımız namazlarımızda Fatiha Suresi'ni okuyoruz. Fatiha, Kur'an-ı Kerim'in bir özeti mesabesindedir. Bu surenin tam ortasında "Bizi doğru yola ilet" ayeti geçer. Devamında ise, "Kendilerine nimet verdiğin kimselerin yoluna, gazaba uğrayanların ve sapıklarınkine değil" ayetleri vardır. Neden?

Çünkü insanoğlu hayata bir defa geliyor. Bir defa sapıtırsın, ikincisinde kazanma ihtimali yok. Onun için beş vakit namazımızda okuduğumuz, Kur'an-ı Kerim'in o güzel suresi Fatiha'da, "Bizi doğru yola ilet. Nimet verdiklerinin yoluna" diyoruz.

Doğru yolu istiyoruz. Bir de nimet verdiği kullarının, yani manen önlerini açıp, kalplerini feyizyâb ettiği kullarının yolunda olmak istiyoruz.

Bir Müslüman günde beş vakit namazında bunu okuyor, bu duayı yapıyor. Peki, bunu okuyan mü'min ne olur? Küfrün karanlığından, zulmünden kurtulur. Hidayet üzere olan insan, küfre düşmekten kurtulur. Zalim olmaktan uzak olur.

Dolayısıyla adil bir insan olur. Rahmet ehli olur, mağfiret ehli olur. Cenab-ı Hakk'ın rahmet sıfatlarının tecelli ettiği kâmil bir kul, kâmil bir mü'min, günümüz deyimle erdemli bir insan haline gelir."

Devam edecek.

Bu yazı 291 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar