Ahvalimiz ve 30 Ağustos!
Mustafa Çobanoğlu

Mustafa Çobanoğlu

Ahvalimiz ve 30 Ağustos!

29 Ağustos 2021 - 17:32

Günlük yaşantımız Covid 19 salgını ile değişti ve değişmeye devam ediyor. Şimdi eskisi gibi arkadaşlarla bir araya gelemiyor, hal hatır soramıyoruz. 

Eski günlerimizde hal hatır sorduğumuz arkadaşlarımızdan çok nadir olarak iyi olmadığını ifade eden cevaplar alırdık. Bu iyi olmama halini ifade eden “İç Güveysinden Hallice” deyimini çok nadir olarak duyardık. Şimdi karşılaştığımız insanların çoğunluğu durumların iyi olmadığını, ahvalimizin iç güveyden daha da kötü olduğunu söylüyor.  Mahkemede adalet arayan davacı ve ya davalı verilen karardan memnun olmadığını iddia ederek adalet sistemimize güvenmiyor. Halkımız geçim derdiyle boğuşuyor. İç ve dış siyasette, Ticarette, sanatta, ekonomide ve hatta sporda dahi güvensizlik var.  Bu konuya örnek Futbol Federasyonu kurumlarının aldığı kararlar başta Galatasaray olmak üzere takımlarımız tarafından kabul edilmiyor. Yaşanan göçmen sorunlarıyla iç güvenliğimiz halkımıza güven vermiyor. Hangi açıdan bakarsak bakalım yüzümüzü güldürecek bir ahvalimiz yok. Dar gelirli ve asgari ücretli vatandaş için masraflar errorrr verdiriyor.

Bizleri yıllardır yöneten Ak Parti Hükümeti yaşanan sorunları erteleyerek gözlerden ırak tutmaya çalışıyor. Bir nevi unutturma politikası uyguluyor. 2023 de her şey iyi olacak derken adeta 2023 hedefi 2053 oluyor. Unuttur ya da ertele Ak Parti’de taktik bu...

Ahvalimiz ceviz kurdunun hikâyesine benziyor.

Ceviz kurdu, ceviz tanesinin üzerinde gireceği kadar bir delik açarak cevizin içine girer.

Cevizin içi insan beynine benzer, başlar onu yemeye. Yedikçe şişmanlar. Karnı büyür. Yeterince yükünü tutup doyunca gitmek ister ama girdiği delikten çıkamaz.

Daha da kötü olanı; içi yenilen ceviz de kurumuş ve sertleşmiştir, o deliği genişletmek artık imkânsızdır.

Kurtçuk oturup bakar, delikten geçip çıkmak için tek çaresi vardır: Zayıflamayı beklemek.

Aç kaldıkça zayıflar, eski cılız haline döner.

Ve bir gün çıkar.

Ama çıktığında mevsim bitmiş, atı alan Üsküdar’ı geçmiştir. Ortada aç ve cılız bir kurtçuk ile bir içsiz ceviz kalmıştır.

Bana göre bizde bu kurt gibi günden güne zayıflıyoruz.  Merhum Prof. Dr. Haydar Baş Hocamız, bu ahvalimizi dipsiz karanlık bir kuyuya benzeterek iyi günlerin bizleri beklemediğini anlatmıştı.

30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 99. Yıldönümüne girdiğimiz bu günlerde bizlere düşen birinci vazife Atamızın diliyle:

-              Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır.

Toplumumuz eğer inandığı değerlerine sahipse, yaşadığı vatanı, edindiği toprağı varsa, kurulmuş bir devleti ve bu uğurda tarihi bir bedel ödemişse hiç bir kimse şu veya bu konu beni ilgilendirmez dememelidir. Her bir ferdimiz elini taşın altına koyarak, Türkiye’mizi dünyanın lider ülkesi yapmak uğruna elinden gelen bütün çalışmaları yapmak zorundadır.

 Bunu yapmanın yolu ise genç yaşına rağmen milletimin önüne çıkan, geleceği gören, bilgili, Atatürk Sevgisi ve Milli Ekonomi Modeli ile donanımlı BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş ile bir ve beraber olmaktır.

Aksi halde dipsiz karanlık kuyulardan çıkmak için çırpınır dururuz.

Bu yazı 585 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar