Cenazenin Ardından Neden Helva Yapılır?
Mustafa Çobanoğlu

Mustafa Çobanoğlu

Cenazenin Ardından Neden Helva Yapılır?

22 Ağustos 2021 - 18:24

Eskişehir’den HABER gazetemiz yazarlarından AstroMah MahizerAşura Günü” başlıklı yazısında, “Bizim toplumumuzda cenaze evinde helva pişer” diyerek, “Ben bugün helva dağıtmayı daha uygun buluyorum, kendi adıma çok sevdiğim Aşure tatlısını da başka zamanlarda yapıp komşularımla paylaşıyorum” demişti. Bu cümleler uzun  bir süredir gündemimizde olan bu konuyu yazmama neden oldu.

İş arkadaşım “Rumi Mintaş” aylar önce Evladının vefat yıl dönümünde Mutfak sorumlumuz “Seher Sügü” Hanıma helva vererek dağıtmasını istemişti. Aslında o günlerde yazmak istemiştim vefat edenin arkasından helva dağıtmak konusunu.

Ülkemizde ölen kimsenin ardından belirli günlerde helva kavrulması geleneği oldukça yaygındır.  Hemen hemen her ilimizde aynı uygulamalar vardır. Burada asıl önemli olan  verilen yemek, kavrulan helva ve edilen dualarla ölenin kabirdeki acılarının hafifleyeceği makamının yükseleceği inancıdır. Nitekim Resul-i Ekrem Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:

 “İnsan öldüğü zaman bütün amelleri kesilir. Ancak şu üç şey bundan müstesnadır: Sadaka-i cariye, istifade edilen ilim ve kendisine dua eden hayırlı evlât.” (Müslim, Vazıyet, 14)

Bizim inancımızda helva yapımına yardım ederek, malzemesine katkı koyarak, dağıtarak ve yiyerek bu hayra ortak olunur.

Ölü helvası geleneği, cenazenin kaldırıldığı ilk gün başta olmak üzere ölenin yedinci, kırkıncı, elli ikinci günleri ile ölüm yıldönümünde ölen adına hayır yapmak için helva yapılması, dağıtılması ve yenmesi etrafında oluşan geleneklerdir. Bu gelenek, Anadolu’nun farklı yerlerinde “can helvası”, “can aşı”, “kazma-kürek helvası” ve “hayır” “üç günlük”... biçimlerinde adlandırılmaktadır.

Eski Türk geleneklerinde, helva pişirme esnasında çıkan kokunun ölünün ruhuna gittiğine inanılır. Koku ölünün ruhunu, helvanın kendisi ise geride kalanları besler fikri hakimdi. Günümüzde ise hazırlanan irmik helvası yiyenlerin ağzının tadı gelsin, ölünün kabir azabı hafiflesin gibi temennilerle pişirilir, misafirlere ikram edilir. Helvayı yiyen kişilerin okuyacağı Fatihalar, salavatlar ve yapacağı dualar ölünün ruhuna bağışlanır.

Ölü helvası geleneği, ölenin yakınları, komşuları ve tanıdıklarının ortak katılımıyla sürdürülür. Böylece acıya ortak olunurken akraba ve yakınlarının ölene karşı son görevini yerine getirmesine vesile olunur.

Zayıf yaratılışlı olan bizler, belâ ve musibetler karşısında desteğe ve teselliye muhtacız. Dolayısıyla bu hususlar, çok mühim birer İslâmî ve insani vazifelerimizdendir. Bunları ihmâl etmek, bizler  için  bir vebal ve noksanlık olarak da  gösterilmektedir. Unutmayalım ki bugün bir kardeşimize çok gördüğümüz ufak bir ziyaret ve teselliye, yarın kendimiz muhtaç duruma düşebiliriz. Bu sebeple, ihtiyaç duyduğumuz bir zamanda çevremizde tutunacak bir dal bulmak istiyorsak, bugün çevremizdeki dostlarımızın, kardeşlerimizin komşularımızın acısını paylaşmaya ve her türlü dertlerine derman olmaya gayret etmeliyiz.

 Peygamber Efendimiz hadis-i şeriflerinde, Müslümanların birbirleri üzerindeki bazı haklarına şöyle dikkat çekmişlerdir: “Müslümanın Müslüman üzerindeki hakkı beştir: Selâm almak, hasta ziyaret etmek, cenazenin arkasından yürüyüp (namazını kılmak ve defniyle meşgul olmak), davete icabet etmek ve hapşırana  Allah sana merhamet eylesin!» demek.” (Buhari, Cenâiz, 2; Müslim, Selâm, 4)

Başka bir rivayette ise şöyle ifade edilmektedir:

“Müslümanın Müslüman üzerindeki hakkı altıdır:

Karşılaştığın zaman selâm ver, seni dâvet ederse git, senden nasihat isterse nasihat et, aksırdığında Allah’a hamd ederse, Allah sana merhamet eylesin de, hastalandığında onu ziyaret et, öldüğü zaman cenazesinin ardından git.” (Müslim, Selâm, 5)

 Gerçek dostluk, dostunun mutluluğunu  paylaşmak kadar, derdini paylaşmaya da gönüllü olmayı gerekli kılar.

İyi ve kötü günlerde bir ve beraber olmak üzere en güzele emanet olun...

Bu yazı 764 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar