• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • Ekonomi
  • İslam
  • İlçeler
  • Kilis Güncel
  • Ulusal Kongreler
  • Analiz
  • Eğitim
  • Siyaset
  • Vefat
  • Spor
  • Bitki Rehberi
  • Güncel Haberler
  • Kültür & Sanat Teknoloji Sağlık Dünya Türkiye Videolar
  • Ara
SON DAKİKA:
11:23
Altın Fiyatları 4 Haziran 2026
11:23
Dolar - Euro - TL Kuru 4 Haziran 2026
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. Prof. Dr. Haydar Baş
  3. 2002'de milli model şart
Yayınlanma: 07 Haziran 2023 - 08:07

2002'de milli model şart

07 Haziran 2023 - 08:07
Yorumlar
TAKİP ETTAKİP ET
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Prof. Dr. Haydar Baş
Prof. Dr. Haydar Baş

Prof. Dr. Haydar Baş'ın gazetemizde 01.01.2002 tarihli yayımlanan yazısıdır

Dünkü yazımızda Türkiye'nin global düzenin şartlarına ister istemez boyun eğmesinin örneklerini vermiştik.

Küresel sistemde bir ülkenin içten ele geçirilişinin yöntemleri uzun yıllardır ülkemize dayatılmaktadır.

Dış borç batağıyla beraber istenilen siyasi ve sosyal tavizlerin kolayca yerine getirilmesinin sağlandığı bu anlayışta, dış destekli yatırım kalkınma modellerini, dış destekli ekonomik programları, içine düşülen badireleri aşmaya yardımcı olacağı söylenerek yerine getirmesi istenilen tarım, sanayi, maliye vb. alanlardaki sözde reform önerilerini eksiksiz yerine getirme çabaları ile 2001 yılı tamamlanmıştır.

Gelinen nokta ise dün de ifade ettiğimiz gibi hiç de iç açıcı değildir.

Benzer ekonomik sorunlar yüzünden aynı IMF ile çalışan, benzer taktiklerin verildiği Arjantin, ülkemizden çok daha az dış borca sahip olmasına rağmen konkordato ilan etmek zorunda kalmıştır. Arjantin ekonomisi çökmüştür. Bir hafta önce kurulan yeni hükümet istifa etmiştir. Halkta isyan başlamış, güvenlik önlemlerine rağmen yağma, hırsızlık olaylarının önüne geçilemez olmuştur.

IMF reçeteleri ile bu hâle gelen ülke, krizi aşmak için yine borç kredi istemesine karşın hayır yanıtı almıştır. Oysa Arjantin yakın zamana kadar dünyanın en güçlü ekonomilerinden biri olmaya aday gösterilmekteydi. Ama küresel dengelere uymayan bu hızlı yükselişi, bu düzenin kurallarına göre kendi eliyle çöküşe çevrilmiştir.

Türkiye şartları karşılaştırıldığında, ülkemizin bir Arjantin olmaması için derhal önlemler alınmasının gereği ortadadır.

Bir yandan AB'ye alınma vaatleriyle oyalanan Türkiye, 1995'te girdiği Gümrük Birliği ile, tek taraflı pekçok ekonomik yükümlülüğü üstlenmiştir. Türkiye bu tarihten sonra Avrupa mallarının açık pazarı haline gelmiştir.

Neticede, IMF'nin temsil ettiği sermaye grupları ve uluslararası şirketlerle ekonomik rekabete hazır olmayan yerli üretim durma noktasındadır.

Bu noktada tekrar devreye giren IMF, ülkemize ekonomik istikrarı sağlayacak programları sunarak aslında temsil ettiği sermaye gruplarının pazar ve kaynaklarını ele geçirmesini garanti altına almaktır.

IMF'nin en stratejik kurumlarımızı özelleştirmemiz için yaptığı ısrarın sebebi de budur.

Uluslararası tahkimin, IMF ile işbirliğinin şart koşulduğu kalkınma modellerinde, devletin güçlü olması bir engel olarak görülmekte olduğu için son zamanlarda devleti küçültün denilmeye de başlandığını dünkü yazımızda ifade etmiştik.

Bu programların yanına bankaların içinin boşaltılması da eklenince ülke ekonomisi felç olmuştur.

Telafisi imkânsız zararlar doğmadan gerekli tedbirlerin alınması zaruridir.

Tamamen kendi insanımızın emeği, çalışması ve üretimiyle ülkemizin kalkınmasını ve ekonomik bağımsızlığını hedefleyen milli bir ekonomik model derhal hayata geçirilmelidir.

2001 yılının siyasi, sosyal vs. her sahadaki sorunlarının temel sebebinde yatan bu ekonomik dar boğazdan bir an evvel kurtulmamız 2002 yılı kalkınma programlarının hayata geçirilmesini de sağlayacak tek yoldur.

Zira, ekonomik bağımsızlık, tam bağımsızlığın esaslı unsurudur.

Bu sebeple, girilen yeni dönemde 19.'sunun yapılması için hazırlıkların tamamlanacağı stand-by anlaşmalarından derhal vazgeçilmesi gerekmektedir.

Ülkemizin asıl sorunlarının halli için değil de sadece yapısal bozuklukların olduğu iddia edilen mali kesime aktarılması şart koşularak verilen IMF kredileri, borçların teminatından başka bir şey değildir.

Milli ekonomi modeli ile, ülkeyi sömürmeyi hedefleyen küresel güçlere karşı topyekün bir mücadele başlatılmalıdır.

Türkiye her türlü mal ve hizmeti üretebilme gücüne sahip olmalı, iç ve dış ödemelerini borçlanmadan temin etmelidir. Sahip olduğu kaynaklar dikkate alındığında bu gücü mevcuttur.

Uluslararası sermayenin gelişmekte olan ülkelere karşı yürüttüğü ekonomik savaştan dolayı ülkemizde reel sektör, ileri teknoloji kullanacak, büyük yatırım ve organizasyonları hayata geçirecek güçten uzaklaşmıştır.

Bu sebeple devlet, yeni ürünleri geliştiren, yeni pazarlar bulan, yeni tekniklerin uygulandığı alanlara girip, mamul ve yarı mamul üreterek reel sektöre öncülük yapmalıdır.

Devleti küçültün söylemleri yerine her sahada milletine sahip çıkacak güçlü bir yapılanmaya gidilmelidir.

Bugün ülkemizde, vergi gelirlerinin tamamı, iç ve dış borçlarımızın faizlerini dahi karşılayamaz durumdadır. Ülkemiz yüksek faiz, enflasyon ve döviz üçgeni içinde bir darboğaz yaşamaktadır.

Oysa yapılması gereken vergi gelirleriyle devletin kendine halktan kaynak sağlaması değil, üretime hız vermesidir. Devlet işçi ve memurdan, geliri 100 milyarın altında olan üretici ve pazarlamacıdan vergi almamalıdır. Emisyon o miktarda arttırılarak, sıfır faizle proje mukabili sermaye verilmeli, reel sektöre "0" faizle kaynak sağlanmalıdır. Bu sayede arz arttırılacak, talep karşılığını bulacak, enflasyon tehlikesi ortadan kalkacaktır.

Neredeyse sadece faizlerin ödenmesi için toplanan vergiler yerine faizler ya borç ertelenmesi ile yeni bir takvime bağlanmalı, ya da para basılarak borçlar ödenmelidir.

Gelişmiş ülkelerde piyasalarda tedavülde olan yerli para miktarı milli gelirlerinin % 30'u iken, Türkiye'de % 2'lerde seyreden bu oran yukarıdaki emisyonun genişletilmesi yöntemiyle eşit seviyelere getirilmelidir.

Bu yöntemle piyasadan "0" faizle para sağlanacağına göre, bankalardan kredi isteyen de olmayacaktır. Milli paramız değerini kaybetmeyecek, yabancı paraların geçerliliği sona erecektir.

Bu sayede reel sektör para ihtiyacını yüksek faizle bankalardan sağlayacağı faaliyet dışı gelirlerle değil, üretimle elde etmeye yönelecektir.

Gümrük birliği milli menfaatlerimiz doğrultusunda tekrar gözden geçirilmeli, sigorta, vergi, enerji gelirleri aşağıya çekilip maliyetler düşürülmeli, halkımıza dış piyasa koşullarında rekabet edebilecek malları üretme imkânı sağlanmalıdır.

Aynı manada yerli üretim ithal mallar karşısında korunmalıdır.

Devletin uluslararası kuruluşlardan aldığı 130 milyar kredi ve kayıt altına alınmamış dövizin varlığı ile piyasada milli paramızın yerini yabancı para birimleri almıştır. Türk parasının değeri Merkez Bankası eliyle korunacak, dolarizasyonu önleyecek tedbirler alınmalıdır...

Dalgalı kur politikasına son verilmelidir.

IMF talimatları doğrultusunda para basmaktan men edilen Merkez Bankasının işlevini, günümüzde bankaların kredi kartları ve çek hesapları görmektedir. Faiz işletilerek yeni bir gelir kapısı sağlayan bu yöntem değiştirilmeli, parayla para kazanan rantiye kesimine gelir transferi sağlayan bankacılık kesimi sıkı bir devlet denetimine sokulmalıdır. Bu sayede faiz hadlerinin, banka kredilerinin, sektörler ve firmalar arasındaki yatırımların dağılması ve yapısı kontrol edilebilecektir.

Uluslararası tahkim uygulamasına son verilmelidir.

Yüksek faiz, enflasyon ve döviz üçgeni içinde hapsolan paranın, spekülatif para ve sermaye hareketlerine karşı korunması için tedbirler alınmalıdır.

IMF politikalarıyla ekonomik sahaların ele geçirilmesinin yanında ülkenin doğal kaynakları, enerji kaynakları, halkın tasarruf birikimleri ve kâr eden kamu işletmeleri uluslararası sermaye tarafından teslim alınmak istenmektedir.

Her sahada kendi kendine yetebilecek dünyanın ender ülkelerinden biri olan Türkiye, IMF benzeri sadece bazı çevrelerin menfaatlerini garanti altına almak için çalışan kuruluşların projelerini bir kenara bırakmalıdır.

Esas maksatları ortada olan bu uluslararası kuruluşlar, alınacak milli tedbirlerle yeni yılda ülkemizin gerek iç, gerekse dış ilişkilerine müdahale edememelidir.

Ekonominin de rayına girmesiyle sosyal sahada da huzur ve refaha kavuşacak insanımızla önce içte birliği temin etmiş bir Türkiye'nin uluslararası arenada da liderliğe oynayacağı muhakkaktır.

Bize ait kaynaklarımızı kullanarak hayata geçireceğimiz kalkınma programlarıyla, üreterek, çalışarak bu noktaya kısa zamanda gelmemiz mümkündür. IMF reçetelerinin tam tersini yaparak ekonomisini, Asya krizinden koruyan Malezya örneğimiz olmalıdır.

İlim ve fikir adamlarımızın hazırlayacağı projelerle 2002 yılında içinde bulunduğumuz bu badirelerin aşılması hiç de imkânsız değildir.

Yeter ki büyük Türk milleti özüne dönsün ve kendine güvensin!

Bu yazı 608 defa okunmuştur.
  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x

Yazarın Diğer Yazıları

  • Gadir-i Hum Bayramınız mübarek olsun - 04 Haziran 2026
  • 'Çekilirsen aradan geri kalır Yaradan' - 03 Haziran 2026
  • Ehl-i Beyt paydasında buluşmak - 02 Haziran 2026
  • Tevhidin merkezi Ehl-i Beyt - 01 Haziran 2026
  • İmam Ali kimdir? - 31 Mayıs 2026
  • İnkar edilen Hadis Külliyatı - 30 Mayıs 2026
  • Sabır ve şükür - 29 Mayıs 2026
  • Her şey Allah'ı arıyor - 28 Mayıs 2026
  • Kurban Bayramımız mübarek olsun - 28 Mayıs 2026
  • Kaynaklarımız ve Türkiye - 26 Mayıs 2026
  • Çözüm var - 25 Mayıs 2026
  • Zamlara ve yüksek vergilere dur demek Milletimizin elinde - 24 Mayıs 2026
  • Unutulan kadın - 23 Mayıs 2026
  • Genç nüfus ve geleceğimiz - 22 Mayıs 2026
  • Biz ne zaman akıllanırız? - 21 Mayıs 2026
  • Atatürk vatandır - 20 Mayıs 2026
  • Tam bağımsızlığın ilk adımı - 19 Mayıs 2026
  • Atatürk'ün soyağacı - 18 Mayıs 2026
  • Sevr benzeri kuşatma - 17 Mayıs 2026
  • MEM ve Sosyal Devlet anlayışı - 16 Mayıs 2026
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 115
Köşe Yazarları
Ah !! O eski Kilis Konakları 
Güner Özbalcı
Ah !! O eski Kilis Konakları 
Mehmet Beşe
Mehmet Beşe
DÜNYADA VE TÜRKİYE'DE GIDA SEKTÖRÜ
Prof. Dr. Erdoğan Taşkın
Prof. Dr. Erdoğan Taşkın
KOŞMAK NEYE YARAR?
SEYREYLE GÜZEL KUDRETİ MEVLAM;
Misafir Kalem
SEYREYLE GÜZEL KUDRETİ MEVLAM;
Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi
Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi
Faiz Enflasyonu Düşürür mü? Maliyet Artışı ve Enflasyon İlişkisine Bakış
Mustafa Çobanoğlu
Mustafa Çobanoğlu
Nefsin Terbiyesi ve Ruhun Kemali: İmam Ali'den Zamanı Aşan Nasihatler
Alaaddin Özkar
Alaaddin Özkar
Kurbanın Ruhu ve Unutulan Bayramlar
Prof. Dr. Ahmet H. Kepekçi
Prof. Dr. Ahmet H. Kepekçi
FETÖ Dosyası Kapanmadı: Türkiye Hangi Dersleri Alamadı?
Gadir-i Hum Bayramımız kutlu olsun
Uğur Kepekçi
Gadir-i Hum Bayramımız kutlu olsun
Prof. Dr. Haydar Baş
Prof. Dr. Haydar Baş
Gadir-i Hum Bayramınız mübarek olsun
Çok Okunan Haberler
''Sistematik fakirleştirme politikasının sonucudur''
''Sistematik fakirleştirme politikasının sonucudur''
BTP'den Mehmet Şimşek'e yabancı sermaye cevabı
BTP'den Mehmet Şimşek'e yabancı sermaye cevabı
“Devletin tek gelir kalemi vergi kaldı”
“Devletin tek gelir kalemi vergi kaldı”
Ana Sayfa
Ekonomi
İslam
İlçeler
Kilis Güncel
Ulusal Kongreler
Analiz
Eğitim
Siyaset
Vefat
Spor
Bitki Rehberi
Güncel Haberler
Kültür & Sanat
Teknoloji
Sağlık
Dünya
Türkiye
Videolar
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Vefatlar
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Hava Durumu
Gazete Manşetleri
Nöbetci Eczaneler
Namaz Vakitleri
  • Analiz
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • İlçeler
  • İslam
  • Kilis Güncel
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Siyaset
  • Spor
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Vefatlar
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Hava Durumu
  • Gazete Manşetleri
  • Nöbetci Eczaneler
  • Namaz Vakitleri

  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

kilispostasi.com Haber Portalı 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 'na %100 uygun olarak yayınlanmaktadır. Ajanslardan alınan haberlerin yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, ilgili ajansların bu yöndeki politikasına bağlı olarak önceden yazılı izin gerektirir.