• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • Ekonomi
  • İslam
  • İlçeler
  • Kilis Güncel
  • Ulusal Kongreler
  • Analiz
  • Eğitim
  • Siyaset
  • Vefat
  • Spor
  • Bitki Rehberi
  • Güncel Haberler
  • Kültür & Sanat Teknoloji Sağlık Dünya Türkiye Videolar
  • Ara
SON DAKİKA:
10:27
Altın Fiyatları 21 Temmuz 2026
10:26
Dolar - Euro - TL Kuru 21 Temmuz 2026
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. Prof. Dr. Haydar Baş
  3. Çanakkale'yi geçilmez kılan güç
Yayınlanma: 19 Mart 2025 - 03:23

Çanakkale'yi geçilmez kılan güç

19 Mart 2025 - 03:23
Yorumlar
TAKİP ETTAKİP ET
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Prof. Dr. Haydar Baş
Prof. Dr. Haydar Baş

Yıllardır Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Ehl-i Beyt soyundan geldiğini ve dindar bir insan olduğunu anlatıyoruz.

Bunu yaparken, Müslüman Türk milleti ile Ata'sının arasında özellikle İngiliz ve Yunan eli ile örülen duvarları yıkmak istiyoruz.

Kurtuluş Savaşı'nın ve kurtuluşumuzun simgesi İstiklal Marşı'nın tartışmaya açıldığı bugünlerde; Atatürk, tam bağımsızlığın, devlet ve millet kaynaşmasının, sivil-asker birliğinin, Türk, Kürt, Laz, Çerkez vs. etnik çeşitliliğimizin İslam hamuru ile Müslüman Türk olarak bir bilek bir yürek tarih sahnesinde yer almasının, bayrağın, vatanın, bekamızın adıdır esasen.

Ve bu değerleri muhafaza için birleştirici harç mesabesindedir. Çanakkale Savaşlarının Mustafa Kemal'in hayatında ayrı bir yeri olduğu muhakkak. Bu savaşın zaferle taçlanmasında yaşanan olağanüstü haller, senelerdir dediğimiz dindar Atatürk'ü tanımak için de çok önemli.

Pek çok kişinin şahitlik ettiği olağanüstü haller ile yine birçok kişinin gördüğü yeşil sarıklıların yardımı konusu O'nun üstün maneviyatının ifadesidir.

Allah'a inanmayan birine böyle bir manevî yardım gelebilir mi?

Aşağıda birkaçına yer verdiğimiz Allah'ın yardımının delili kerametler ancak büyük bir iman sahibi kumandana gelebilir.

Elbette yaşanılan ve pek çok askerin şahit olduğu en büyük olağanüstü hal, bulutun içerisinde yok olan İngiliz taburudur.

Yeni Zelanda keşif birliği 3. takımından olan R. Reichart, K. Newnes, J. L. Newman adlı askerlerin, emekli asker lokalinde anlattıkları şöyledir:

"Birkaç yüz kişiden oluştuğunu sandığımız İngiliz alayı First Fort Norfolk'un bu çökmüş yolda ve dere boyunca 60. tepeye doğru ilerlediklerini fark ettik. 60. tepedeki birlikleri takviyeye gidiyor gibiydiler. Ancak söz konusu buluta ulaştıklarında hiçbir çekince göstermeksizin doğrudan doğruya bulutun içine yürüdüler. Fakat sonunda 60. tepe üzerinde yayılıp savaşmak üzere kimse ortaya çıkmadı. Bir saat sonra yürüyüş kolundaki son askerler de bulutun içerisinde kaybolduktan sonra aynı bulut ya da sis yavaşça yükselmeye başladı ve raporun başında belirttiğimiz gibi diğer bulutların yanına katıldı.

Tüm bu süre zarfında bu bulut grubu aynı yerde kalmıştı ve o tuhaf yer bulutu kendi düzeylerine yükselir yükselmez hepsi birlikte Trakya'ya doğru ilerlemeye başladılar. Kırk beş dakika içerisinde de kayboldular."

Bu konu, "Sandringham bölüğü yok oldu", "Sandringham taburu yok oldu" veya "Sandringham alayı yok oldu" şeklinde başlıklarla yerel gazete makalelerinde yer bulmuştur.

Hadisenin bir tanığının hatıratında anlatılan bayram namazının kılınışındaki olağanüstü hal de çok enteresandır.

1915 yılının Temmuz ve Ağustos aylarına rast gelen Ramazan ayının tamamını oruçlu geçiren Mehmetçiğin bayram namazını kılması:

"Gelibolu'da oturmakta idim. Çanakkale'de 9. Tümen teşekkül edince gönüllü olarak kıtaya kaydoldum. Savaş ilerledikçe din görevlilerinin yerleri de belirsiz olmuştu.

Bizim gibi gençler -o zaman 28 yaşındaydım- savaşın içinde görev yaparken, yaşlılar sargı yeri ve hastanelerde görev ifa ediyorlardı.

Ben Seddülbahir cephesinden savaş bitinceye kadar hiç ayrılmadım.

Miladi 1915 yılında Ramazan, 13 Temmuz Salı günü başlamış, 11 Ağustos Çarşamba günü bitiyordu. Arefe günüydü, cephe kumandanı Vehip Paşa beni çağırdı. 'Hafız, askerin bir talebi var. Yarın Ramazan Bayramı, sabahleyin hep beraber bayram namazı kılmak istiyorlar. Eratın toplu halde bulunmaları tehlikeli ve düşman için bulunmaz bir fırsattır. Tekliflerini kabul etmedim. Sen de münasip bir dille anlatırsın' dedi.

Paşa'nın yanından ayrılmıştım ki, zamanın ulularından gözü gönlü Hak adına bağlanmış ârif, zarif bir zat çıktı karşıma, bana dedi ki: 'Sakın ola ki erata bir şey söyleme, gün ola hayrola! Allah ne derse o olur.'

12 Ağustos Perşembe günü Ramazan Bayramının sabahı erken kalktım. Türk askerleri, bayram namazını mutlaka eda edeceklerdi. Aynı göle dökülen sular gibi Allah sevgisinde birleşen yüzlerce asker de ayakta idi.

Hak katında birlikte secdeye varacaklardı. Hep beraber başımızı göğe kaldırdık, beyaz bulutlar göründü.

Biraz sonra da bu bulutlar yere çöktü. Herkes 'Allahu Ekber' deyip yüzlerini toprağa sürdü. Hepimizin içinde ince bir huzur çöreklenmiş ve Yüce Allah bizi bulutlar arasında görünmez hale getirmişti.

Bir gün önce karşıma çıkan kişi askerin önünde imam olarak duruyordu. Sonra, Hazret-i Kur'an'dan Fetih sûresinin 1'den 9'a kadar ayetlerini okudu. Sonra iki rekât bayram namazı eda edildi. Namaz bitiminde yüzlerce asker hep birden 'La İlahe İllallah Muhammedü'r-Resûlullah' sözlerini devamlı tekrarlıyorlardı.

Sonra kısa bir sessizlik oldu ve arkasından düşman siperlerinden yükselen 'Allahu Ekber Allahu Ekber' sesleri bize kadar bir uğultu şeklinde geldi.

Daha sonra öğrendik ki, İngiliz sömürgesinin Müslüman askerleri, Türk askeri karşısında savaştıklarını duyunca isyan etmişler ve derhal geriye alınıp cepheden uzaklaştırıldılar."

Kaşıkçı Dede'nin hatıratı da çok manidardır:

"15 Temmuz sıcak bir yaz günü, bir taraftan düşmanın ateşi, öte yandan güneşin harı kavurur yarımadayı. Mehmetçiğin en büyük ihtiyacı su olur o günlerde. Cepheye yeni sevk edilen bir bölük asker, Bigalı Köyü'ne doğru yola çıkarılır.

Askerlerimize susuzluğun harareti tam çökmek üzeredir ki, yolun sol tarafında sakallı bir dede seslenir onlara: 'Gelin evlatlarım, soğuk su vereyim. Gelin doldurun mataralarınızı.'

Koşarlar o tarafa doğru, geri kalıp susuz kalmamak için gizli bir yarış başlar aralarında. Bir de bakarlar ki çeşme akmıyor. (Bu çeşme halen var olup Haziran gelince suyu kesilir).

Dedenin elinde toprak testi vardır, ama o da taş çatlasa 10-15 litre su alır. Hiç 300-400 kişiye ufacık testinin suyu yeter mi?

Kaşıkçı Dede, 'Acele etmeyin yavrularım, için kana kana, doldurun mataralarınızı' der. Ladikli Ahmet Efendi hiç acele etmez ve hep en sonu bekler. Anlaşılan haberdardır bazı şeylerden. Nihayet herkes matarasını doldurur ama su bitmez.

Ahmet dayanamaz sorar: 'Dede senin adın nedir?' 'Kaşıkçı Dede derler evladım bana. Kilitbahir köyünde otururum. Evladım cephede yaralanırsan matarandaki sudan döküver yarana. Biiznillah şifa bulursun' der. Ahmet bu sözü unutmaz ve matarasındaki suyu saklar.

Bir müddet sonra arkadaşlarıyla beraber yaralanır, aklına mataradaki su gelir, döker kendi ve arkadaşlarının yaralarına; şifa bulurlar.

Çok geçmeden bir daha yaralanır ancak yarası ağırdır su da bitmiştir. Eceabat'taki vapur hastaneye getirilir.

Biraz iyileşince, Soğanlıdere'deki asker ağabeyini ziyaret etmek üzere bir günlük izin alır. Ağabeyinin şehit olduğunu öğrenir. İçinde fırtınalar kopar ve o duygularla dönerken Kilitbahir Köyü'ne uğrar. Kaşıkçı Dede'yi sorar birkaç kişiye. 'Yüzlerce yıl önce yaşamış bir evliyanın kabri var. Biz ona Kaşıkçı Dede deriz' derler. O mübarek Allah dostunun kabrini gösterirler."

Mustafa Kemal, Çanakkale'yi kazandıran yüksek ruhu şöyle tarif eder:

"Öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor, hiç ufak bir fütur bile göstermiyor, sarsılmak yok. Okuma bilenler ellerinde Kur'an-ı Kerim cennete girmeye hazırlanıyor. Bilmeyenler Kelime-i Şehadet çekerek yürüyorlar. Bu, Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren şayan-ı hayret ve tebrik misalidir."

O'na dinsiz iddiasında bulunanlar, her taarruzdan önce askerlerine bizzat kendisinin, "Allah bizimle beraberdir ve bizi görmektedir. Haydi, hücum Allah Allah!" emrini neyle izah ederler?

Ya da 1915 yılında yaptığı Mevlid Kandili hutbesini…

"İdrak şerefi ile övündüğümüz Mevlid-i Nebevi'yi, Hz. Risaletpenahinin vatan ve millet hakkında mütebeyyin ve mübarek olmasını Cenab-ı Hak'tan (c.c.) tazarru eyler, yüce heyete tebrikler arz ederim."

Çanakkale Zaferleri, büyük bir manevî gücün eseridir. Bizim Ata'mızın ve askerimizin iman gücünün işaretidir.

Zaferin yıldönümünde, zaferin mimarı Atatürk'ü ve silah arkadaşlarını minnetle anıyoruz. Allah hepsine rahmet eylesin. 

Bu konuda daha ayrıntılı bilgileri Hoş Geldin Atatürk adlı eserimizde bulabilirsiniz.

Bu yazı 458 defa okunmuştur.
  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x

Yazarın Diğer Yazıları

  • Kaybolan prestijimiz ve Kıbrıs - 21 Temmuz 2026
  • Kıbrıs bizimdir bizim kalacak - 20 Temmuz 2026
  • KKTC tam bağımsız olmalıdır - 19 Temmuz 2026
  • 'Çekilirsen aradan geri kalır Yaradan' - 18 Temmuz 2026
  • Diyalog ve Diyanet - 17 Temmuz 2026
  • İslâm'a kimler itiraz ediyor - 16 Temmuz 2026
  • Türkiye'nin geleceği - 15 Temmuz 2026
  • İdarecide olması gereken vasıflar - 14 Temmuz 2026
  • Türk tarımı diye bir şey kalmadı - 13 Temmuz 2026
  • Türk çiftçisine bir hatırlatma - 12 Temmuz 2026
  • Madenler millete aittir - 11 Temmuz 2026
  • Milli Ekonomi Modeli'nde devletin gelir kalemleri - 10 Temmuz 2026
  • Nereye kadar iyi niyet? - 08 Temmuz 2026
  • Terör nasıl son bulur? - 07 Temmuz 2026
  • Ortadoğu'da değişmeyen senaryolar - 05 Temmuz 2026
  • Ne AB, ne ABD; tek çare Bağımsız Türkiye - 04 Temmuz 2026
  • Büyük Ortadoğu Projesi'ne karşı duruş - 04 Temmuz 2026
  • Maksat aynı metotlar değişik - 02 Temmuz 2026
  • Kapitalizm çökmüştür, kurtuluş Milli Ekonomi Modeli'ndedir - 01 Temmuz 2026
  • Sosyal devlet olmak zorundayız - 30 Haziran 2026
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 117
Köşe Yazarları
Ah !! O eski Kilis Konakları 
Güner Özbalcı
Ah !! O eski Kilis Konakları 
Mehmet Beşe
Mehmet Beşe
DÜNYADA VE TÜRKİYE'DE GIDA SEKTÖRÜ
Prof. Dr. Erdoğan Taşkın
Prof. Dr. Erdoğan Taşkın
KOŞMAK NEYE YARAR?
Dış borçlarımızı tek kalemde ödemenin yöntemi nedir? / Ali Gülelçin
Misafir Kalem
Dış borçlarımızı tek kalemde ödemenin yöntemi nedir? / Ali Gülelçin
Prof. Dr. Ahmet H. Kepekçi
Prof. Dr. Ahmet H. Kepekçi
Ankara'da NATO, Gündemde Trump
Mustafa Çobanoğlu
Mustafa Çobanoğlu
Mukaddes Vatanın "Mavi Otları"
Prof. Dr. Haydar Baş
Prof. Dr. Haydar Baş
Kaybolan prestijimiz ve Kıbrıs
Vatanı bölmek isteyenlere fırsat vermeyin
Uğur Kepekçi
Vatanı bölmek isteyenlere fırsat vermeyin
Alaaddin Özkar
Alaaddin Özkar
90 Dakika Futbol, Yıllarca Hatırlanacak Bir Duruş
Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi
Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi
Kupayı Sistem Kazandı
Çok Okunan Haberler
KEPEKÇİ:
KEPEKÇİ: "İŞÇİ GİBİ ÇALIŞIP ESNAF GİBİ YÜK TAŞIYORLAR"
BTP HALK BULUŞMALARI BAĞCILAR YENİGÜN MAHALLESİ'NDE DEVAM ETTİ
BTP HALK BULUŞMALARI BAĞCILAR YENİGÜN MAHALLESİ'NDE DEVAM ETTİ
Kilis, İstanbul'da Gönülleri Fethediyor
Kilis, İstanbul'da Gönülleri Fethediyor
Ana Sayfa
Ekonomi
İslam
İlçeler
Kilis Güncel
Ulusal Kongreler
Analiz
Eğitim
Siyaset
Vefat
Spor
Bitki Rehberi
Güncel Haberler
Kültür & Sanat
Teknoloji
Sağlık
Dünya
Türkiye
Videolar
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Vefatlar
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Hava Durumu
Gazete Manşetleri
Nöbetci Eczaneler
Namaz Vakitleri
  • Analiz
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • İlçeler
  • İslam
  • Kilis Güncel
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Siyaset
  • Spor
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Vefatlar
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Hava Durumu
  • Gazete Manşetleri
  • Nöbetci Eczaneler
  • Namaz Vakitleri

  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

kilispostasi.com Haber Portalı 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 'na %100 uygun olarak yayınlanmaktadır. Ajanslardan alınan haberlerin yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, ilgili ajansların bu yöndeki politikasına bağlı olarak önceden yazılı izin gerektirir.