• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • Ekonomi
  • İslam
  • İlçeler
  • Kilis Güncel
  • Ulusal Kongreler
  • Analiz
  • Eğitim
  • Siyaset
  • Vefat
  • Spor
  • Bitki Rehberi
  • Güncel Haberler
  • Kültür & Sanat Teknoloji Sağlık Dünya Türkiye Videolar
  • Ara
SON DAKİKA:
11:23
Altın Fiyatları 4 Haziran 2026
11:23
Dolar - Euro - TL Kuru 4 Haziran 2026
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. Prof. Dr. Haydar Baş
  3. Hesap verme şuuruyla yaşamak
Yayınlanma: 28 Nisan 2022 - 17:13

Hesap verme şuuruyla yaşamak

28 Nisan 2022 - 17:13
Yorumlar
TAKİP ETTAKİP ET
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Prof. Dr. Haydar Baş
Prof. Dr. Haydar Baş

Prof. Dr. Haydar Baş'ın İcmal Dergisi Temmuz 2017 tarihli yazısıdır.
Kur'an'ın ve de İslam'ın temel gayesi yeryüzünde yaşayacak olan insanın, insan olarak yaşayabilmesi için insani ve İslami vasıflara sahip olarak bir karakter, bir şahsiyet oluşturmaları ve bu şahsiyeti tekemmül ettirerek de Allah'ın rızasını kazanmalarıdır.
Nihai olarak her insanın vazifesi, Allah'ın rızasını kazanmaya dönük olması lazım. Her yaptığımız iş, ne olursa olsun, hangi cins ve nev'iden olursa olsun, kalbî boyutta Allah'ın rızasını kazanmaya dönük olması lazım.
Yani her işimizi "Allah, benden razı olsun" diye yapmamız lazım. Şayet insan yaptığı işlerde Allah'ın memnuniyetini ve de rızasını kaybedeceğini hisseder ve de anlarsa maddi olarak onun kârı ne olursa olsun, o işi mutlak surette Allah rızası istikametine çevirebilmesi, yönlendirebilmesi şarttır ve de esastır.
Aksi taktirde, maddi olarak kazanan insan, manen kaybetmiştir. Halbuki kulluk hayatı sadece bu dünyaya matuf bir hayattır ve de bu bir imtihandır. Bu imtihanı kazanmadan rıhletimiz, ebedi hüsranımıza sebep olabilir.
Bu münasebetle bizler Kur'an'ın beyan ettiği, tarif ettiği insan Cenab-ı Peygamber Efendimizin ölçüsünde, mikyasında olacağız. Kendi zannımıza göre bir insan olmak yerine, Peygamber Efendimizin (s.a.v.) modelinde, şahsiyetinde bir insan olacağız.
İmanda zirve nokta
Peygamber Efendimizin (s.a.v.) hayatına baktığımız zaman en önemli özellikler şunlar:
Bakıyoruz ki sonsuz bir iman var. Peygamber Efendimizde Allah'a karşı, İslam'a karşı sonsuz bir iman var, itikat var. Hatırlarsanız, Kureyş'in ileri gelenleri, kendisine, "Sana bu Kureyş her şeyin en fazlasını verecek.
Servet istiyorsan istediğinin çok çok üzerinde; mevki istiyorsan, onun çok üzerinde; kadın istiyorsan, istediğinin çok üzerinde; her şeyin en fazlasını verecek.
Ancak Kureyş'in bir şartı var. İnandığın, yaydığın dinden vazgeçeceksin. Bundan vazgeçersen, biz sana her şeyin en fazlasını veririz" dediklerinde, Peygamber Efendimiz, çok manidar bir cevap veriyor.
Diyor ki: "Sağ elime güneşi, sol elime ayı verseler ben yaymakta olduğum, anlatmakta olduğum İslam'dan, Allah'tan bana bir emir gelmedikten sonra asla vazgeçmem. Benim maksadım, gayem Allah'ın rızasına vâsıl olmaktır. Allah'ın bana, 'Muhammed'im, Ben Senden razıyım' desin diyedir benim yaptığım iş."
Demek ki ölçü, Peygamber Efendimizin şahsında gördüğümüz şekliyle herhangi bir maddi çıkarla insanın inancını terk etmemesidir. Çıkarın miktarı ne olursa olsun, inancına sahip olmasını görüyoruz.
Peygamber'de görülen ilk ve en önemli husus budur. O'na her şeyi veriyorlar ama O onların hiçbirine tenezzül etmiyor. Dikkat edersek, günümüz insanı çok basit menfaatlerle ve de bahanelerle çok ciddi sapmalar içinde bulunuyor. "Bunu niye böyle yaptın?" diye soruyorsun. "Efendim ben şu işimi şöyle yapacağım. Bunu böyle yapacağım" diyor. Bunlar laf-ı güzaftır.
Ahirete imanın önemi
Allah'ın Sevgilisi'nde gördüğümüz ikinci önemli özellik; ahirete imandır. Günümüz insanının en fazla sıkıntıya düştüğü nokta kanaat-ı şahsiyem, öldükten sonra dirilip hesap verme noktasında düğümleniyor.
"Acaba ahiret hayatı olacak mı, olmayacak mı?" Halbuki Peygamber Efendimizin ve de ashabının hayatına baktığımızda, ahirete geçebilmek için adeta bir yarış var. Yani bir insan ölümünü temenni edebilir mi? Ama sahabede biz bunu görüyoruz.
Bu neden kaynaklanıyor? Ölümle, ölümden sonraki hayatla, ölümden evvelki dünya hayatını bu insanlar birleştirmiş. Yani ölüm perdesini kaldırmışlar.
Mevlana'mız da diyor ki; "Her iki dünya da yok oldu bende." Yani hem maddi dünya, içinde yaşadığımız dünya; hem de ahiret; "Bende bunların hepsi yok oldu. Sadece Allah sevgisi kaldı" diyor.
Demek ki bir Müslüman ahiretle dünya arasında çok uzun köprüler kurmayacak. Bunların her ikisi birbirine geçmiştir, birbirinin de mütemmimidir, tamamlayıcısıdır.
Zaten müslüman, sonu olan bir varlık değildir. Sonsuz bir varlıktır. Ezeli değil ve fakat ezelidir insan. Binaenaleyh bizim düşünce ufkumuz 60-70 yıllık hayatı kuşatan olmamalıdır.
 
Onu hem kuşatacak, hem de aşacak şekilde olmalıdır. O kadar sonsuz bir hayat için bir program içine girmeli ki insan, 60 yıldan sonrası için, 70 yıldan sonrası için, yani bu hayattan sonraki hayat için de hazırlığının tamam olması lazım.
Müslüman iki kanatlı bir kuştur. Birisi dünyada birisi ahirettedir. Her ikisi müsavi olursa uçabilir. Bunlar, Resûlulullah'ın mübarek hadislerinde ve de hayatında görülen unsurlardır. Günümüzün bence en büyük problemi bu konudadır. Sanki ölmeyeceğiz, sanki dirilmeyeceğiz gibi yaşıyoruz. Buna çok dikkat etmemiz lazım.
Müslüman emin insandır
Kur'an-ı Kerim'de bir tane, iki tane değil, çok ayet var. "Biz insanı bir kokmuş su damlasından yarattık" buyuruluyor. Neticede; gören, işiten, muhakeme eden, bu kadar icat, keşif yapan insanoğlunun aslı bir kokmuş su damlası. "Bir meniden ibaretsin" diyor
Allah. "Kalktın, haline bakmıyorsun da Bana isyan ediyorsun" diyor. Bu kadar kabiliyetin bu damla su içerisinde bulunması mümkün mü?
İşte Allah onu orada o hazine haline getiriyor ve tohum gibi yeşertiyor. Kısaca Kur'an'ın beyanları bize bu hayatın tesadüfi olmadığını ve bunun mutlaka sonunun geleceğini ve dirileceğimizi, hesap vereceğimizi, yaptığımız her zerrenin hesabını vereceğimizi haber veriyor.
Günümüzün en büyük problemi o ki bizde artık hesap verme endişesi kalmadı. Onun için "helaldi, haramdı" ayıran yok, ayırmıyoruz. "Gelsin ama nereden gelirse gelsin."
Kardeşim, alıyorsun ama bu helal midir? Onunla çoluk çocuğunu besliyorsun. Eskiler, "Bir lokma haram gırtlaktan aşağı giderse o bünye helak olur" derlerdi. Yani mânen kaybedersin.
Niye? Çünkü bu bir aşıdır. Süte bir damla yoğurt damlatırsın, koskoca 10-20 kg'lık süt ne olur? Tadı değişir, yoğurt olur. Eğer haramla sen bu helal bünyeyi ifsat edersen, aşılarsan o bünyede hayır kalmaz.
Binaenaleyh helal-haram hassasiyeti diye bir şey kalmadı. Onun için her şeyimiz bozulmaya başladı. İşin temeli buradadır. Yediğimize dikkat edeceğiz, içtiğimize dikkat edeceğiz, giydiğimize dikkat edeceğiz.
Arkadaşlarımıza dikkat edeceğiz. İnsanlığımızı çok güzel bir tarzda ve de şekilde ortaya koyacağız. "Müslüman o kimsedir ki insanların elinden ve dilinden zarar görmediği bilakis fayda gördüğü insandır" buyuruyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.). Müslüman böyle bir modeldir. Müslüman'dan bütün insanların emin olması lazım.
Allah cümlemize böyle örnek Müslüman olmayı nasip eylesin...
 

Bu yazı 510 defa okunmuştur.
  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x

Yazarın Diğer Yazıları

  • Gadir-i Hum Bayramınız mübarek olsun - 04 Haziran 2026
  • 'Çekilirsen aradan geri kalır Yaradan' - 03 Haziran 2026
  • Ehl-i Beyt paydasında buluşmak - 02 Haziran 2026
  • Tevhidin merkezi Ehl-i Beyt - 01 Haziran 2026
  • İmam Ali kimdir? - 31 Mayıs 2026
  • İnkar edilen Hadis Külliyatı - 30 Mayıs 2026
  • Sabır ve şükür - 29 Mayıs 2026
  • Her şey Allah'ı arıyor - 28 Mayıs 2026
  • Kurban Bayramımız mübarek olsun - 28 Mayıs 2026
  • Kaynaklarımız ve Türkiye - 26 Mayıs 2026
  • Çözüm var - 25 Mayıs 2026
  • Zamlara ve yüksek vergilere dur demek Milletimizin elinde - 24 Mayıs 2026
  • Unutulan kadın - 23 Mayıs 2026
  • Genç nüfus ve geleceğimiz - 22 Mayıs 2026
  • Biz ne zaman akıllanırız? - 21 Mayıs 2026
  • Atatürk vatandır - 20 Mayıs 2026
  • Tam bağımsızlığın ilk adımı - 19 Mayıs 2026
  • Atatürk'ün soyağacı - 18 Mayıs 2026
  • Sevr benzeri kuşatma - 17 Mayıs 2026
  • MEM ve Sosyal Devlet anlayışı - 16 Mayıs 2026
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 115
Köşe Yazarları
Ah !! O eski Kilis Konakları 
Güner Özbalcı
Ah !! O eski Kilis Konakları 
Mehmet Beşe
Mehmet Beşe
DÜNYADA VE TÜRKİYE'DE GIDA SEKTÖRÜ
Prof. Dr. Erdoğan Taşkın
Prof. Dr. Erdoğan Taşkın
KOŞMAK NEYE YARAR?
SEYREYLE GÜZEL KUDRETİ MEVLAM;
Misafir Kalem
SEYREYLE GÜZEL KUDRETİ MEVLAM;
Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi
Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi
Faiz Enflasyonu Düşürür mü? Maliyet Artışı ve Enflasyon İlişkisine Bakış
Mustafa Çobanoğlu
Mustafa Çobanoğlu
Nefsin Terbiyesi ve Ruhun Kemali: İmam Ali'den Zamanı Aşan Nasihatler
Alaaddin Özkar
Alaaddin Özkar
Kurbanın Ruhu ve Unutulan Bayramlar
Prof. Dr. Ahmet H. Kepekçi
Prof. Dr. Ahmet H. Kepekçi
FETÖ Dosyası Kapanmadı: Türkiye Hangi Dersleri Alamadı?
Gadir-i Hum Bayramımız kutlu olsun
Uğur Kepekçi
Gadir-i Hum Bayramımız kutlu olsun
Prof. Dr. Haydar Baş
Prof. Dr. Haydar Baş
Gadir-i Hum Bayramınız mübarek olsun
Çok Okunan Haberler
''Sistematik fakirleştirme politikasının sonucudur''
''Sistematik fakirleştirme politikasının sonucudur''
BTP'den Mehmet Şimşek'e yabancı sermaye cevabı
BTP'den Mehmet Şimşek'e yabancı sermaye cevabı
“Devletin tek gelir kalemi vergi kaldı”
“Devletin tek gelir kalemi vergi kaldı”
Ana Sayfa
Ekonomi
İslam
İlçeler
Kilis Güncel
Ulusal Kongreler
Analiz
Eğitim
Siyaset
Vefat
Spor
Bitki Rehberi
Güncel Haberler
Kültür & Sanat
Teknoloji
Sağlık
Dünya
Türkiye
Videolar
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Vefatlar
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Hava Durumu
Gazete Manşetleri
Nöbetci Eczaneler
Namaz Vakitleri
  • Analiz
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • İlçeler
  • İslam
  • Kilis Güncel
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Siyaset
  • Spor
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Vefatlar
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Hava Durumu
  • Gazete Manşetleri
  • Nöbetci Eczaneler
  • Namaz Vakitleri

  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

kilispostasi.com Haber Portalı 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 'na %100 uygun olarak yayınlanmaktadır. Ajanslardan alınan haberlerin yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, ilgili ajansların bu yöndeki politikasına bağlı olarak önceden yazılı izin gerektirir.