• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • Ekonomi
  • İslam
  • İlçeler
  • Kilis Güncel
  • Ulusal Kongreler
  • Analiz
  • Eğitim
  • Siyaset
  • Vefat
  • Spor
  • Bitki Rehberi
  • Güncel Haberler
  • Kültür & Sanat Teknoloji Sağlık Dünya Türkiye Videolar
  • Ara
SON DAKİKA:
11:23
Altın Fiyatları 4 Haziran 2026
11:23
Dolar - Euro - TL Kuru 4 Haziran 2026
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. Prof. Dr. Haydar Baş
  3. Malum mektuptan – 2
Yayınlanma: 21 Aralık 2022 - 11:26

Malum mektuptan – 2

21 Aralık 2022 - 11:26
Yorumlar
TAKİP ETTAKİP ET
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Prof. Dr. Haydar Baş
Prof. Dr. Haydar Baş

Prof. Dr. Haydar Baş'ın gazetemizde 27.03.2013 tarihli yayımlanan yazısıdır

Dünkü yazımızda Apo'nun adına açıklanan mektubun bazı bölümlerini sizlere aktarmıştık.

Barışa davet ve çözüm içerdiği iddia edilen mektup hakkında önce diğer siyasilerin beyanlarını bekledik. Yazılanlar konusunda yorumlar genelde olumlu idi.  

Mektubu bir de biz okuduk ve satır aralarında memnuniyet verici olduğu iddia edilen çözümlerin denilenden farklı mesajlarını tespit ettik.

Ve o zaman, "mektup okunurken neden Türk bayrağı yoktu?" sorusunun cevabını da bulduk.

İfadelerde; yazılanlar ile yapılmak istenilenin, beklentilerden farklı olduğunu müşahede ettik. "Demokratik hak, özgürlük ve eşitlik"ten mektubu yazan veya yazdıranların ne anladığına dikkat etmek gerekir.

Dün, bazı bölümlerini aldığımız için tekrar aynılarını yazmaya gerek duymadan mektupta yer alan çelişkilerin altını çizeceğiz:

Başlarken, "Bu büyük medeniyet kardeş topluluklar siyasi baskılarla birbirine düşürülmeye çalışılmıştır." Ve "Ortadoğu ve Orta Asya halkları artık uyanıyor. Kendine ve aslına dönüyor…" denilmektedir.

Mektubun girişinde, kardeş toplulukların siyasi baskılarla birbirine düşürüldüğü yazılmış;  hemen altında da, Ortadoğu ve Orta Asya halklarının artık uyandığı, kendine ve aslına döndüğü belirtilmiştir. Yani, demokrasiden kasıt, bugüne kadar baskı altında tutulan, Ortadoğu ve Orta Asya halklarının uyanışıdır.

"Kürtler, öz benliğini, aslını ve kimliğini yeniden kazandı, kutlu olsun" denilerek ilk hak kazananın Kürtler olduğu vurgulanmıştır.

Ancak mektuba göre, sadece hak alacak, ezilen sınıf olarak görülen Kürtler değildir.

"... Bu Nevruz münasebetiyle en az Kürtler kadar Ermenilerin, Arapların ve diğer halk toplulukları"nın hak araması istenmektedir. Üstelik burada yazılanlar ile sadece etnik ayrıma yönelik bir ezilmişlik direnişinden de bahsedilmediği ortadadır.  

Ezildiği iddia edilen kadınların, mezheplerin, tarikatların, işçilerin ve hatta sistemden dışlanan, yok sayılan herkesin, sisteme karşı hak araması tavsiye edilmektedir.

Ve bunun ilk adımı olarak, "Kürtleri, Türkmenleri, Asurileri ve Arapları birleşik bir 'milli dayanışma ve barış konferansı' temelinde kendi gerçeklerini tartışmaya, bilinçlenmeye ve karar almaya çağırıyorum" denilmektedir.

Bu büyük bir çelişkidir.

Barış cümlelerinin ardında Kürtlerin, Türkmenlerin, Asurilerin, Arapların kendi gerçeklerini tartışmasından bahsedilmektedir.

Bir başka çelişki de İslam kardeşliği kullanılarak yapılmaktadır.

"...Türk halkı bilmeli ki, Kürtlerle bin yıla yakın İslam bayrağı altındaki ortak yaşamları, kardeşlik ve yaşam hukukuna dayanmaktadır."

İslam kardeşliği olarak tarif edilen ve Atatürk Türkiye'sinin de temelini oluşturan kardeşlik,  bugün Anadolu coğrafyasındaki tüm etnik kimlikleri birleştiren temel harçtır. Ancak çözümden ve hak aramaktan bahsederken bu kardeşlik bozulmaktadır.

Kurulmuş İslam kardeşliğini Ermenilere, Asurilere, Türkmenlere, Araplara "Siz de bilinçlenin, hak arayın" teklifi ile kendileri yıkmaktadır.

İslam kardeşliğini örnek gösterirken, "Hz. Musa, Hz. İsa ve Hz. Muhammed'in mesajlarındaki hakikatler bugün yeni müjdelerle harekete geçiyorlar" diyerek, bu kardeşliği bir kez de üç farklı dinden bahsedilerek yıkmaktadır.

Bir başka çelişki de savaşlardaki kahramanlıklar hatırlatılarak yapılmıştır:

"…Çanakkale'de omuz omuza şehit düşen Türkler ve Kürtler, 1920 Meclisini de birlikte açmışlardır. Ortak geçmişimizin ortaya koyduğu gerçek, ortak geleceğimizi de birlikte kurmamız gerektiğidir."

"... Türklerin ve Kürtlerin öncülüğünde gerçekleşen Kurtuluş Savaşı'nın derinleşmiş bir türevini yaşıyoruz" İfadeleri kullanılmıştır.

Mektup, Kürtlere farklı haklar vermenin gereğini, Çanakkale Savaşına, Kurtuluş Savaşına dayandırmaktadır. 

Ancak daha sonra buradaki kahramanlığın karşılığında sadece Kürtlere ayrımcılık istemektedir ki, bu ciddi bir çelişkidir.

Unutulmamalıdır ki, Çanakkale Savaşında ve Kurtuluş Savaşında, bir ve beraber hareket ettiren ruh bir bayrak, bir devlet, tek millet için yapılan mücadele idi.

Yoksa savaş sonrasında Kürtler ayrı devlet, Lazlar ayrı devlet kurmanın hesabında olmamıştır.

Kaldı ki, bu savaşlarda, sadece Kürtler değil, Laz, Çerkez, Boşnak, Türkmen vesaire pek çok etnik kimlik Anadolu'nun düşman işgalinden kurtulmasında canını esirgememiştir.

Kürtlere bu savaşlar gerekçesi ile hak talebi, diğer etnik kimliklerin hakkını yemekten başka bir şey değildir.

Yaptıklarını ve bundan sonraki süreci değerlendirirken kullandığı ifadelere bakıldığında,  dedikleri ile ileriye dönük planlarının birbiri ile çeliştiği görülecektir:

"Silahlı direniş sürecinden, demokratik siyasi sürece kapı açılıyor…"

"Bu bir son değil, yeni bir başlangıçtır. Bu mücadeleyi bırakmak değil, daha farklı bir mücadeleyi başlatmadır" denmektedir.

Elbette ki bu son değil, yeni bir başlangıçtır.

Ve hak arama adına silahlı mücadelenin siyasi arenaya dönüştüğünü söylemek, barış ve çözüme yönelik olmadığından bir çelişkidir.

Halkların kardeşliğinden anladığı, her etnik kimliğin Türkiye coğrafyasından,  mücadelesi ile kendine ait toprağı almasından başka bir şey olmamaktadır.

Bu da Türkiye Cumhuriyeti Devletinin vatanı Anadolu'nun hak arayanlar arasında parçalanması demektir.

Biz kavramı üzerinde de çelişkili devam etmektedir.

"… Bizi bölmek ve çatıştırmak isteyenlere karşı bütünleşeceğiz."

Biz den kastının ne olduğu tam anlaşılamamışsa da, Kürtleri kastettiği fikri, metnin geneline bakıldığında ağır basmaktadır. Kendi ifadesi ile "mücadele" olan Kürtlere hak verme isyanı, diğerlerini bu kadar hiçe sayarken, nasıl olur da birleştirme olarak anlaşılabilir?  

Etnik köken, mezhepsel temel, dinsel öğeler ve hatta meslek grupları kullanılarak ayaklanma için her türlü zemin devreye konulmaktadır.

Böyle bir bakış açısında, birliğin ve beraberliğin simgesi Türk bayrağı o meydanda zaten yer alamazdı, almamıştır.

Belki de farklı kişiler tarafından bölümleri hazırlandığı için çelişkiler ile dolu bu metin; ne çözüm, ne barış, ne de demokrasi getirebilir.

Sadece Büyük İsrail'in kurulmasına hizmet etmek için şimdilik müsaade edilmek istenilen Kürdistan'ın alt yapısıdır.

Bu yazı 554 defa okunmuştur.
  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x

Yazarın Diğer Yazıları

  • Gadir-i Hum Bayramınız mübarek olsun - 04 Haziran 2026
  • 'Çekilirsen aradan geri kalır Yaradan' - 03 Haziran 2026
  • Ehl-i Beyt paydasında buluşmak - 02 Haziran 2026
  • Tevhidin merkezi Ehl-i Beyt - 01 Haziran 2026
  • İmam Ali kimdir? - 31 Mayıs 2026
  • İnkar edilen Hadis Külliyatı - 30 Mayıs 2026
  • Sabır ve şükür - 29 Mayıs 2026
  • Her şey Allah'ı arıyor - 28 Mayıs 2026
  • Kurban Bayramımız mübarek olsun - 28 Mayıs 2026
  • Kaynaklarımız ve Türkiye - 26 Mayıs 2026
  • Çözüm var - 25 Mayıs 2026
  • Zamlara ve yüksek vergilere dur demek Milletimizin elinde - 24 Mayıs 2026
  • Unutulan kadın - 23 Mayıs 2026
  • Genç nüfus ve geleceğimiz - 22 Mayıs 2026
  • Biz ne zaman akıllanırız? - 21 Mayıs 2026
  • Atatürk vatandır - 20 Mayıs 2026
  • Tam bağımsızlığın ilk adımı - 19 Mayıs 2026
  • Atatürk'ün soyağacı - 18 Mayıs 2026
  • Sevr benzeri kuşatma - 17 Mayıs 2026
  • MEM ve Sosyal Devlet anlayışı - 16 Mayıs 2026
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 115
Köşe Yazarları
Ah !! O eski Kilis Konakları 
Güner Özbalcı
Ah !! O eski Kilis Konakları 
Mehmet Beşe
Mehmet Beşe
DÜNYADA VE TÜRKİYE'DE GIDA SEKTÖRÜ
Prof. Dr. Erdoğan Taşkın
Prof. Dr. Erdoğan Taşkın
KOŞMAK NEYE YARAR?
SEYREYLE GÜZEL KUDRETİ MEVLAM;
Misafir Kalem
SEYREYLE GÜZEL KUDRETİ MEVLAM;
Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi
Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi
Faiz Enflasyonu Düşürür mü? Maliyet Artışı ve Enflasyon İlişkisine Bakış
Mustafa Çobanoğlu
Mustafa Çobanoğlu
Nefsin Terbiyesi ve Ruhun Kemali: İmam Ali'den Zamanı Aşan Nasihatler
Alaaddin Özkar
Alaaddin Özkar
Kurbanın Ruhu ve Unutulan Bayramlar
Prof. Dr. Ahmet H. Kepekçi
Prof. Dr. Ahmet H. Kepekçi
FETÖ Dosyası Kapanmadı: Türkiye Hangi Dersleri Alamadı?
Gadir-i Hum Bayramımız kutlu olsun
Uğur Kepekçi
Gadir-i Hum Bayramımız kutlu olsun
Prof. Dr. Haydar Baş
Prof. Dr. Haydar Baş
Gadir-i Hum Bayramınız mübarek olsun
Çok Okunan Haberler
''Sistematik fakirleştirme politikasının sonucudur''
''Sistematik fakirleştirme politikasının sonucudur''
BTP'den Mehmet Şimşek'e yabancı sermaye cevabı
BTP'den Mehmet Şimşek'e yabancı sermaye cevabı
“Devletin tek gelir kalemi vergi kaldı”
“Devletin tek gelir kalemi vergi kaldı”
Ana Sayfa
Ekonomi
İslam
İlçeler
Kilis Güncel
Ulusal Kongreler
Analiz
Eğitim
Siyaset
Vefat
Spor
Bitki Rehberi
Güncel Haberler
Kültür & Sanat
Teknoloji
Sağlık
Dünya
Türkiye
Videolar
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Vefatlar
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Hava Durumu
Gazete Manşetleri
Nöbetci Eczaneler
Namaz Vakitleri
  • Analiz
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • İlçeler
  • İslam
  • Kilis Güncel
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Siyaset
  • Spor
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Vefatlar
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Hava Durumu
  • Gazete Manşetleri
  • Nöbetci Eczaneler
  • Namaz Vakitleri

  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

kilispostasi.com Haber Portalı 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 'na %100 uygun olarak yayınlanmaktadır. Ajanslardan alınan haberlerin yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, ilgili ajansların bu yöndeki politikasına bağlı olarak önceden yazılı izin gerektirir.