• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • Ekonomi
  • İslam
  • İlçeler
  • Kilis Güncel
  • Ulusal Kongreler
  • Analiz
  • Eğitim
  • Siyaset
  • Vefat
  • Spor
  • Bitki Rehberi
  • Güncel Haberler
  • Kültür & Sanat Teknoloji Sağlık Dünya Türkiye Videolar
  • Ara
SON DAKİKA:
10:27
Altın Fiyatları 21 Temmuz 2026
10:26
Dolar - Euro - TL Kuru 21 Temmuz 2026
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. Prof. Dr. Haydar Baş
  3. Manevi kimliğimize yapılan taarruzlar
Yayınlanma: 23 Ağustos 2024 - 00:08

Manevi kimliğimize yapılan taarruzlar

23 Ağustos 2024 - 00:08
Yorumlar
TAKİP ETTAKİP ET
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Prof. Dr. Haydar Baş
Prof. Dr. Haydar Baş

Tarih boyunca yaşanan savaşlar, kin ve husumetin netice vermediğini görmüş olacaklar ki Hıristiyanlar yeni bir yaklaşıma, taktik ve üslup değişikliğine lüzum görmüşlerdir. 

Bu da zahiren yumuşama, hoşgörü ve diyalog yaklaşımıdır. Ancak iyi bilinmelidir ki bu tabirlere yüklenen mânâ bizim anladığımız gibi olmayıp, Hıristiyanlığın nasıl revaç bulup yayılabileceği hesabı üzerinedir.

Burada Hıristiyanlığın yeni bir taktik ve üslup değişikliğine gitmesi, onlar açısından normaldir. 

Zira herkes dininin, inancının gereğini yapar. "Dinde zorlama yoktur" prensibine göre "niçin böyle yapıyorsun?" sorusu sorulamayacağı gibi, bir baskı da yapılamaz. 

Burada bizi ilgilendiren husus, bütün bu yeni yaklaşımların arkasındaki niyet ve maksadın Türkiye'yi ve İslam âlemini nasıl etkileyeceğidir. Şüphesiz bu etkinin hem itikadî hem de millî boyutu vardır. İşte meselenin en hayati noktası da budur.

Türkiye'yi hedef alan çalışmalar

Bir fikrin, bir inancın mensubu olmayanlarca benimsenebilmesi için yumuşak bir zeminde yaklaşım göstermek, muhataba hoş görünmek, onu celbetmek şarttır. Sert ve rijid davranışlar, hele kin ve düşmanlığa varan tavır ve münasebetlerin tarih boyunca netice vermediği görülmüştür. 

Bunu bilen ve bu tecrübelerden istifade eden Papa ve Papalık Konseyi yayılıp taraftar toplayabilmek için hoşgörü ve diyalogun lüzumuna inanarak bunu başlatmışlardır.

Hoşgörü, asli ifadesiyle "müsamaha" tavize varmadan başkalarını, onların fikir ve inanç değerlerini saygıyla karşılamak, esneklik göstermek gibi anlamlar taşır. 

Fakat Hıristiyanlık literatüründe hoşgörü, acılara katlanmak, istemediği halde başkalarına, onların tavır ve hareketlerine tahammül göstermek demektir. Dikkat edilirse bu iki mânâ arasında büyük fark vardır.

Hıristiyan literatüründe hoşgörü, o dinin icabı olarak ve o inancın hedefleri doğrultusunda bazı acılara katlanmaktır ki buradaki karamsarlık ve karşı tarafı düşünmeme açıkça sezilmektedir. Bizim literatürümüzdeki hoşgörü ise, iyi niyet, fedakârlık, tatlılık ve barışı ifade etmektedir.

O halde Papalık Konseyince gündem edilen hoşgörüden anlatılmak istenen, bizim anlamak istediğimiz veya anlatmak istediğimiz değildir. Papalıkça gündem edilen hoşgörü, Hıristiyanlığın bütün dünyada kabul görmesini temin için inançları doğrultusunda bir ilkenin tatbike konmasıdır. 

Yoksa başkalarının menfaati veya fikri için girişilmiş bir fedakârlık değildir; bunu hoşgörüye yüklenen manadan anlıyoruz.

Diyalogdan maksat nedir?

Kelime olarak diyalog, karşılıklı konuşma, uzlaşma gibi manalara gelir. Esasen diyalogun mantığında uzlaşma vardır. Uzlaşmada ise karşılıklı fedakârlık ve taviz söz konusudur.

"Dinlerarası Diyalog" ne demektir? İki din birbiriyle uzlaşacak, bir şey verecek yahut alacak, taviz ortaya koyacak, kendi bünyesinden fedakârlıkta bulunacaktır. Böyle bir şey mümkün müdür? Asla!

Neden dinler arası diyalogun mümkün olmadığı ortadadır. Her din itikat, ahlak ve ibadet prensipleriyle bir bütünlük arz eder. Her dinin, nevi şahsına münhasır bir bütün oluşu onun din olmasının gereğidir. Dinlerin sentezi mümkün olsaydı tarih boyunca birçok din mevcut olmazdı.

Hıristiyanlığın yaklaşımıyla meseleye baktığımızda diyalogun mümkün olmadığını anlarız. 

Zira onlar hoşgörüyü acılara katlanmak başkalarına istemeyerek tahammül etmek olarak anlıyorlar. 

Örneğin biz Müslümanlar İsa'yı (as) 'Amentü'müzün gereği olarak Allah'ın Resulü kabul ederken onlar Hatemü'l-Enbiya Hz. Muhammed (a.s.)'ı ağızlarına bile almak istemiyorlar. 

Bu nasıl hoşgörü ve diyalogdur ki siz karşı tarafa peşin kararlı ve tavizsiz olacaksınız ama onların size teslim olup sizin idealleriniz uğruna çalışmasını isteyeceksiniz. 

Diyalog mesajının tezatlarla dolu ve tek taraflı olduğu buradan anlaşılmakta, diyalog kavramının kendi hesaplarına hizmet eden taktik bir unsur olarak kullanıldığı ortaya çıkmaktadır.

Diyalog kavramına İslam açısında bakıldığında durum son derece vahimdir. Zira İslam yegâne hak ve son dindir. "Allah indinde din İslam'dır" mealindeki ayet-i kerime bize Allah indinde dinin tek olduğu ve bunun da İslam olduğunu göstermektedir.

İslam nokta-i nazardan bakıldığında hak (gerçek) birdir. Hak bütün mevzuatı ve sistemiyle ancak İslam'da toplanmıştır. 

Zira ilk insan ve ilk peygamberden beri din tek, hakikat de tektir. Hakikat tek ve en ekmel tarzda İslam'da karar kılmış son inen ayet İslam'ın kemale erdiğini teyit etmiştir. Onun için Allah indinde din, tabiatıyla hakikat tektir o da İslam'dır.

İslam'ın ekmel olması demek ne fazlalığı ne de noksanlığının olmaması demektir. O halde İslam'ın, hak olarak başka bir dinden bir şey alması veya bir şey vermesi söz konusu olamaz. 

Bir şey alıyorsa noksanlığı var demektir. Bir şey veriyorsa fazlalığı var demektir. İslam her iki durumdan da münezzehtir. O halde uzlaşma mantığını esas alan diyalog, İslam için söz konusu olamaz.

İslam batıla olduğu gibi bakar, ehl-i küfrü kurtuluşa, aydınlığa, iyiliğe güzelliğe ve hakikate çağırır. Bunu en güzel tarzda tebliğin bütün şart ve inceliklerine riayet ederek yapar.

Netice olarak gerek teknik, gerekse muhteva olarak dinlerarası diyalog imkânsızdır. Diyalog ancak beşeri münasebetlerde mümkün olabilir. Beşeri münasebetler kültürel, siyasi, ekonomik, askeri, sosyal vs. gibi sahalarda olabilir. 

Beşeri münasebetleri en olgun ve en sıhhatli tarzda zaten İslam ortaya koymuş, tarihi tatbikatıyla da göstermiştir. Bu mânâda gerçek Müslümanlık ve Müslümanlar dünyaya açıktır, kimseye kapalı değildir. 

Hatta diyebiliriz ki İslam'ın beşeri münasebetlerde ki en güzel diyalogu tebliğidir. Tebliğ karşılıklı diyalog ve uzlaşmanın bütün şart ve inceliklerini, nezaket ve rikkatini taşımaktadır. Bütün mesele tebliğin şartlarını uygulamak ve tebliğ edecek kemal ve vasıfları taşımaktır.

Sonuç olarak; dinlerarası diyalog kavramında bir başka maksat, açıklanmayan bir hedef vardır. (Prof. Dr. Haydar Baş icmal Dergisi)

 

Bu yazı 459 defa okunmuştur.
  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x

Yazarın Diğer Yazıları

  • Kaybolan prestijimiz ve Kıbrıs - 21 Temmuz 2026
  • Kıbrıs bizimdir bizim kalacak - 20 Temmuz 2026
  • KKTC tam bağımsız olmalıdır - 19 Temmuz 2026
  • 'Çekilirsen aradan geri kalır Yaradan' - 18 Temmuz 2026
  • Diyalog ve Diyanet - 17 Temmuz 2026
  • İslâm'a kimler itiraz ediyor - 16 Temmuz 2026
  • Türkiye'nin geleceği - 15 Temmuz 2026
  • İdarecide olması gereken vasıflar - 14 Temmuz 2026
  • Türk tarımı diye bir şey kalmadı - 13 Temmuz 2026
  • Türk çiftçisine bir hatırlatma - 12 Temmuz 2026
  • Madenler millete aittir - 11 Temmuz 2026
  • Milli Ekonomi Modeli'nde devletin gelir kalemleri - 10 Temmuz 2026
  • Nereye kadar iyi niyet? - 08 Temmuz 2026
  • Terör nasıl son bulur? - 07 Temmuz 2026
  • Ortadoğu'da değişmeyen senaryolar - 05 Temmuz 2026
  • Ne AB, ne ABD; tek çare Bağımsız Türkiye - 04 Temmuz 2026
  • Büyük Ortadoğu Projesi'ne karşı duruş - 04 Temmuz 2026
  • Maksat aynı metotlar değişik - 02 Temmuz 2026
  • Kapitalizm çökmüştür, kurtuluş Milli Ekonomi Modeli'ndedir - 01 Temmuz 2026
  • Sosyal devlet olmak zorundayız - 30 Haziran 2026
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 117
Köşe Yazarları
Ah !! O eski Kilis Konakları 
Güner Özbalcı
Ah !! O eski Kilis Konakları 
Mehmet Beşe
Mehmet Beşe
DÜNYADA VE TÜRKİYE'DE GIDA SEKTÖRÜ
Prof. Dr. Erdoğan Taşkın
Prof. Dr. Erdoğan Taşkın
KOŞMAK NEYE YARAR?
Dış borçlarımızı tek kalemde ödemenin yöntemi nedir? / Ali Gülelçin
Misafir Kalem
Dış borçlarımızı tek kalemde ödemenin yöntemi nedir? / Ali Gülelçin
Prof. Dr. Ahmet H. Kepekçi
Prof. Dr. Ahmet H. Kepekçi
Ankara'da NATO, Gündemde Trump
Mustafa Çobanoğlu
Mustafa Çobanoğlu
Mukaddes Vatanın "Mavi Otları"
Prof. Dr. Haydar Baş
Prof. Dr. Haydar Baş
Kaybolan prestijimiz ve Kıbrıs
Vatanı bölmek isteyenlere fırsat vermeyin
Uğur Kepekçi
Vatanı bölmek isteyenlere fırsat vermeyin
Alaaddin Özkar
Alaaddin Özkar
90 Dakika Futbol, Yıllarca Hatırlanacak Bir Duruş
Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi
Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi
Kupayı Sistem Kazandı
Çok Okunan Haberler
KEPEKÇİ:
KEPEKÇİ: "İŞÇİ GİBİ ÇALIŞIP ESNAF GİBİ YÜK TAŞIYORLAR"
BTP HALK BULUŞMALARI BAĞCILAR YENİGÜN MAHALLESİ'NDE DEVAM ETTİ
BTP HALK BULUŞMALARI BAĞCILAR YENİGÜN MAHALLESİ'NDE DEVAM ETTİ
Kilis, İstanbul'da Gönülleri Fethediyor
Kilis, İstanbul'da Gönülleri Fethediyor
Ana Sayfa
Ekonomi
İslam
İlçeler
Kilis Güncel
Ulusal Kongreler
Analiz
Eğitim
Siyaset
Vefat
Spor
Bitki Rehberi
Güncel Haberler
Kültür & Sanat
Teknoloji
Sağlık
Dünya
Türkiye
Videolar
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Vefatlar
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Hava Durumu
Gazete Manşetleri
Nöbetci Eczaneler
Namaz Vakitleri
  • Analiz
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • İlçeler
  • İslam
  • Kilis Güncel
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Siyaset
  • Spor
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Vefatlar
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Hava Durumu
  • Gazete Manşetleri
  • Nöbetci Eczaneler
  • Namaz Vakitleri

  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

kilispostasi.com Haber Portalı 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 'na %100 uygun olarak yayınlanmaktadır. Ajanslardan alınan haberlerin yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, ilgili ajansların bu yöndeki politikasına bağlı olarak önceden yazılı izin gerektirir.