• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • Ekonomi
  • İslam
  • İlçeler
  • Kilis Güncel
  • Ulusal Kongreler
  • Analiz
  • Eğitim
  • Siyaset
  • Vefat
  • Spor
  • Bitki Rehberi
  • Güncel Haberler
  • Kültür & Sanat Teknoloji Sağlık Dünya Türkiye Videolar
  • Ara
SON DAKİKA:
10:27
Altın Fiyatları 21 Temmuz 2026
10:26
Dolar - Euro - TL Kuru 21 Temmuz 2026
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. Prof. Dr. Haydar Baş
  3. Peygamber sabrı miskinliği içermezdi
Yayınlanma: 18 Aralık 2024 - 11:20

Peygamber sabrı miskinliği içermezdi

18 Aralık 2024 - 11:20
Yorumlar
TAKİP ETTAKİP ET
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Prof. Dr. Haydar Baş
Prof. Dr. Haydar Baş

O'nun sabrı da, merhameti gibi marazî şekle dönüşmemiştir. Yani, Peygamber Efendimizin sabrı miskinliği içermezdi; mücadelen uzak değildi. 

Zira O'nun sabrı, başına gelen olaylardan ziyade, o hadiselerin arkasındaki İlâhî elin muradına idi. 

Varlığın nuru ve hilkat sebebi olan Resulullah Efendimizin teşrifini, Hz. Âdem'den bu yana büyün varlıklar beklemişlerdir. 

Düşünebiliyor musunuz; bütün insanlığın başından geçen tarih, sevgiler, barışlar, savaşlar, her şey ama her şey Resulullah'ın teşrifini beklemek içindi! İşte bu muazzam sabrın sonucu ve meyvesiydi Resulullah Efendimiz. 

Bütün varlık, O'nun gelişini bekler ve sabrederken bir an bile mücadeleden geri kalmamıştır, her şeye kadere ve oluşa sabretmiştir. Başa gelene kalben ses çıkarmamak, kadere; bir yandan da bütün varlığıyla mücadele etmek ise oluşa iştirakin bir ifadesidir. 

Bu iki unsurun bir araya gelmesi Peygamberi sabrı oluşturmaktadır. İşte Resulullah Efendimiz, yüzyıllar süren kutsal bir sabrın sonunda zuhur etmiş; o sabrın gayesi olarak da sabrı tamama erdirmek için hayat sürmüştür. 

Yani O, bir sabır peygamberi idi. Çile dolu bir hayat yaşaması, meşakkatlere göğüs germesi ve kısa sürede dini tamama erdirmesi ise, yüzyıllar süren sabrın yirmi üç yıla sığdırılmış bir ifadesi idi. 

Nasıl ki, Hz. Peygamber'in teşrifiyle, bu nimete nispetle geçmiş anlamsızlaşır; Allah Resul'ünün mücadelesini tamamlamasıyla da geçmiş sıkıntılar ve çileler muhabbete dönüşmüştür. 

Mü'min de, bu mantıkla yaşayan insandır. Mücadelesi, bugünün mumunu yakmaktır; ama sabrettiği, bu mumu yakmak için verdiği mücadeleler değil; bu mücadelesinin sonunda sönmemek üzere yanacak olan hakikat nurudur. 

Bu sebeple; Hak dostları mücadele içinde hayat geçirmelerine rağmen, her seferde, "Allah'ım, son nefese Seninle erme zaferini ver", üzülüp kaybeder gibi oldukları anlarda da, "Rabbim; son nefeste yenilgi verme" diyerek gerçek zaferi gözlemişlerdir. 

Bu hâl ve tavırları, onların "Zafer sabırdadır" hadisinin sırrına erdiklerinin göstergesidir. İşte zaferin son nefeste olduğunu bilen mü'min-i kâmil bu zafere nispetle yaşadığı hayat ve çilenin bir hiç olduğunu bilir ve başına gelenlere değil; son nefese, yani zafere ulaşmaya sabır göstererek bu noktada Resulûllah'ın sabrındaki ruhu yaşamış olur. 

Bu şuur kişiyi gerçek delikanlı, Allah eri yapar. Zira şu ânın etkileyemediği insandır, o insan. Sabrı şu âna değildir. Şu an, onu üzmez; sevindirmez de. O, sadece şu an yapması gereken bütün emir ve yasakları yerine getirerek kulluk şuuru içerisinde ötelerin ötesini gözler ve bekler. Onun sabrı bu yöndedir. Mücadelesine de bu durum güç katar.

İşte Resulullah'ın sabrı, bazen işin hikmeti kavranmadığı için ancak zafere ulaşılınca anlaşılabilmiştir:

Hudeybiye'yi imzalamasını kavrayamayan sahabeler olmuştu. O'nun ağır müsâlaha şartlarına sabır göstermesi bir mücadeleden kaçış değildi. Nitekim sulh ortamında birçok insan ve kabile kazanılarak müsâlaha zafere dönüştürülmüştür. Ve O'nun buradaki sabrı, sonuç itibarıyla yenilgi taşımadığı için asla bir maraz ve zafiyet değildir. 

Kâbe'yi tavafı sırasında, bir grup insanla beraber kendisine hakaret eden Ebu Cehil'e iki tur sabreden Hz. Resulûllah, kendisinin bu halini zaaf zanneden Ebu Cehil'e yönelerek tehdit etmiş; İlahî heybetten ürken Ebu Cehil ayaklarına kapanıvermişti. 

Aynı Ebu Cehil, hakaret edere Resulûllah'ın başını yardığında, O, ses çıkarmayıp sabretmişti. O'nun sabrı Hz. Hamza'nın Müslüman olmasına, dolayısıyla İslam'ın güç kazanmasına vesile olmuştu. 

Görüldüğü üzere, Resulullah'ın bütün bekleyişleri zafer bekleyişidir. Asla bir maraz, atalet ve korkaklık değildir. O'nun sabrının maraza dönüşmeyişinin sebebi ise -aynı merhamet konusunda olduğu gibi- Allah'la olan irtibatıdır. Tevazu, hilm ve cömertliğinde de durum aynı olup; Hak ile oluşu her birini ölçülü kılmıştır." (Prof. Dr. Haydar Baş, Rahmet-el lil Alemin 2. Cilt)

Bu yazı 528 defa okunmuştur.
  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x

Yazarın Diğer Yazıları

  • Kaybolan prestijimiz ve Kıbrıs - 21 Temmuz 2026
  • Kıbrıs bizimdir bizim kalacak - 20 Temmuz 2026
  • KKTC tam bağımsız olmalıdır - 19 Temmuz 2026
  • 'Çekilirsen aradan geri kalır Yaradan' - 18 Temmuz 2026
  • Diyalog ve Diyanet - 17 Temmuz 2026
  • İslâm'a kimler itiraz ediyor - 16 Temmuz 2026
  • Türkiye'nin geleceği - 15 Temmuz 2026
  • İdarecide olması gereken vasıflar - 14 Temmuz 2026
  • Türk tarımı diye bir şey kalmadı - 13 Temmuz 2026
  • Türk çiftçisine bir hatırlatma - 12 Temmuz 2026
  • Madenler millete aittir - 11 Temmuz 2026
  • Milli Ekonomi Modeli'nde devletin gelir kalemleri - 10 Temmuz 2026
  • Nereye kadar iyi niyet? - 08 Temmuz 2026
  • Terör nasıl son bulur? - 07 Temmuz 2026
  • Ortadoğu'da değişmeyen senaryolar - 05 Temmuz 2026
  • Ne AB, ne ABD; tek çare Bağımsız Türkiye - 04 Temmuz 2026
  • Büyük Ortadoğu Projesi'ne karşı duruş - 04 Temmuz 2026
  • Maksat aynı metotlar değişik - 02 Temmuz 2026
  • Kapitalizm çökmüştür, kurtuluş Milli Ekonomi Modeli'ndedir - 01 Temmuz 2026
  • Sosyal devlet olmak zorundayız - 30 Haziran 2026
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 117
Köşe Yazarları
Ah !! O eski Kilis Konakları 
Güner Özbalcı
Ah !! O eski Kilis Konakları 
Mehmet Beşe
Mehmet Beşe
DÜNYADA VE TÜRKİYE'DE GIDA SEKTÖRÜ
Prof. Dr. Erdoğan Taşkın
Prof. Dr. Erdoğan Taşkın
KOŞMAK NEYE YARAR?
Dış borçlarımızı tek kalemde ödemenin yöntemi nedir? / Ali Gülelçin
Misafir Kalem
Dış borçlarımızı tek kalemde ödemenin yöntemi nedir? / Ali Gülelçin
Prof. Dr. Ahmet H. Kepekçi
Prof. Dr. Ahmet H. Kepekçi
Ankara'da NATO, Gündemde Trump
Mustafa Çobanoğlu
Mustafa Çobanoğlu
Mukaddes Vatanın "Mavi Otları"
Prof. Dr. Haydar Baş
Prof. Dr. Haydar Baş
Kaybolan prestijimiz ve Kıbrıs
Vatanı bölmek isteyenlere fırsat vermeyin
Uğur Kepekçi
Vatanı bölmek isteyenlere fırsat vermeyin
Alaaddin Özkar
Alaaddin Özkar
90 Dakika Futbol, Yıllarca Hatırlanacak Bir Duruş
Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi
Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi
Kupayı Sistem Kazandı
Çok Okunan Haberler
KEPEKÇİ:
KEPEKÇİ: "İŞÇİ GİBİ ÇALIŞIP ESNAF GİBİ YÜK TAŞIYORLAR"
BTP HALK BULUŞMALARI BAĞCILAR YENİGÜN MAHALLESİ'NDE DEVAM ETTİ
BTP HALK BULUŞMALARI BAĞCILAR YENİGÜN MAHALLESİ'NDE DEVAM ETTİ
Kilis, İstanbul'da Gönülleri Fethediyor
Kilis, İstanbul'da Gönülleri Fethediyor
Ana Sayfa
Ekonomi
İslam
İlçeler
Kilis Güncel
Ulusal Kongreler
Analiz
Eğitim
Siyaset
Vefat
Spor
Bitki Rehberi
Güncel Haberler
Kültür & Sanat
Teknoloji
Sağlık
Dünya
Türkiye
Videolar
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Vefatlar
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Hava Durumu
Gazete Manşetleri
Nöbetci Eczaneler
Namaz Vakitleri
  • Analiz
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • İlçeler
  • İslam
  • Kilis Güncel
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Siyaset
  • Spor
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Vefatlar
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Hava Durumu
  • Gazete Manşetleri
  • Nöbetci Eczaneler
  • Namaz Vakitleri

  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

kilispostasi.com Haber Portalı 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 'na %100 uygun olarak yayınlanmaktadır. Ajanslardan alınan haberlerin yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, ilgili ajansların bu yöndeki politikasına bağlı olarak önceden yazılı izin gerektirir.