Hz. Ali'nin devlet idareciliği (1)
Uğur Kepekçi

Uğur Kepekçi

Hz. Ali'nin devlet idareciliği (1)

10 Nisan 2021 - 06:21

7. Nisan. 2021 Çarşamba günü yazdığımız makalemizde “Devlet yönetmek sıradan bir iş midir?” başlığı altında, bahsettiğimiz konunun önemi sebebiyle birkaç satır hatırlatma yaparak; demek istediğimizi diyelim, müsaadenizle:

“Yönetmek, yönetmeye talip olmak sıradan bir iş değildir. Elbette hesap günü bu sınıfın hesabı çok çetin olacaktır.

İnsan, talip olduğu işe ne için talip olduğunu bilmeli, hesabını da ona göre yapmalıdır.

İmam Ali’nin velayetinin inkârı ile katmerlenen yanlışlıklar, kıyamete kadar zulüm ve haksızlığın zirve yapmasına sebep vermiş ve verecektir.

Hak etmeden hak elde edenler, bu yanlışın faturasını hem kendileri hem de sebep olanları mahşerde zora sokacaktır.

Aslında Allah’ın nasbıyla başlayan yönetim süreci Hak üzere devam etseydi, faziletlerin egemen olduğu toplumlar ve liderler huzuru, adaleti temin edebileceklerdi.  

Erdemli bir toplum için erdemli lidere ihtiyaç olduğu için bu faziletler hangi toplumda ne kadar varsa ona göre de yönetilmeyi hak edeceklerdi.

Bu sebeple “layık olduğunuz şekilde yönetilirsiniz” düsturu kanunlaşmıştır.”

İmam Ali’nin hakkı olan velayet, 3 halife döneminden sonra “Kurtar bizi ya Ali” haykırışlarıyla sahibine teslim edilince, halk O’nun faziletlerinin meyvelerini almaya başladı.

İmam Ali (aleyhisselam) Muhammed (s.a.v.)’in şehrinin kapısı olduğunu her konuda yaşamış ve insanlara yaşatmıştır.

İmam Ali(aleyhisselam) devlet yönetmenin ne demek olduğunu da en iyi bilendi. Şimdi konumuz ile alakalı Malik bin Eşter’in Mısır valiliğine atanmasıyla ona görevini nasıl tarif ettiğini, Prof. Dr. Haydar Baş hocamızın İmam Ali şaheserinden aktaracağız.

Umulur ki yönetenler ve yönetmeye talip olanlar bir nebze olsun ilim elde edip mevcut olanlarla olması gereken ölçü arasındaki farkı fark ederler:

Hz. Ali Sıffın Savaşı’nın ardından Kufe' ye çekildi ve çok önem verdiği Mısır valiliğine Mâlik bin Eşter'i atadı.

Mâlik b. Eşter Yemen asıllı Mezhic kabilesine mensuptu. Bisetten (peygamberimize görevi verilmeden) önce doğmuş ancak Peygamberimizi görememişti. Cemel ve Siffin savaşlarında Hz. Ali'nin yanında aktif rol oynamıştı. Yermük Savaşı'nda bir gözünü kaybettiği için "Eşter" lakabıyla meşhur oldu. Kûfe'nin en nüfuzlu kişilerindendi. Hz. Osman'a karşı biri olarak tanınıyordu ve Kûfeli kurralardandı. Birkaç arkadaşıyla Şam'a Muaviye'nin yanına gitti ancak Muaviye onların davranışlarından rahatsız olduğu için onları Kûfe' ye geri yolladı.

Malik, Hz. Ali halife seçilince Kufeliler adına ona biat etti. Cemel, Sıffın ve Nehrevan savaşlarına katıldı. Sıffın de Hz. Ali' nin piyade ve süvari kuvvetlerini komuta etti. Daha sonra Hz. Ali onu Mısır valiliğine atadı. Bunu öğrenen Muaviye bir yolunu bularak Mâlik'el Eşter'i zehirletti.

Hz. Ali'nin kendisine "Seyfullah" lakabını verdiği Mâlik, aynı zamanda iyi bir hatip ve şairdi. (Prof. Dr. Haydar Baş / İmam Ali / Genişletilmiş 2. Baskı/ Sayfa 929-932) (Devem edecek…)

SESLİ DİNLEMEK İÇİN

Bu yazı 387 defa okunmuştur .

Son Yazılar