EHL-İ BEYT'İ SEVMEK, İMANIN ESASIDIR.
Alaaddin Özkar

Alaaddin Özkar

EHL-İ BEYT'İ SEVMEK, İMANIN ESASIDIR.

29 Haziran 2021 - 23:09 - Güncelleme: 29 Haziran 2021 - 23:13


Haklarında Ayetler indiği halde, Peygamberimiz hadisleri ile teyit ettiği halde Ehl-i Beyt gerçeği, bu milleten, ısrarla ve sinsice gizlenmiş, adeta yok sayılmıştır.

Hatta Peygamberimizin Veda Hutbesinde,” size iki emanet bırakıyorum, biri Allah’ın Kuran’ı, diğeri’ benim itretim ehlibeytimdir”, sözü maksatlı olarak sünnetim diye değiştirilmiştir.

Cenabı-ı Hak, Ahzab suresinin 33'üncü ayetinde şöyle buyurmaktadır: "Ey Ehl-i Beyt! Allah sizden her çeşit pisliği, suçu gidermek ve sizi tertemiz bir hale getirmek diler."

Bu ayet-i kerime "Tathir Ayeti" olarak bilinmektedir. Ve kesin delillerle sabittir ki, haklarında bu ayetin indiği Ehl-i Beyt'ten maksat, "Al-i Aba" olarak bilinen beş kişidir. Hz. Fatıma (a.s.), Hz. Ali (a.s.), Hz. Hasan (a.s.), Hz. Hüseyin (a.s.) ve Rasulullah (s.a.v)'dır.

İki meşhur Sünni hadis kaynağın dada,  Ehl-i Beyt'in kimler olduğunu, bizzat Allah Resulü açıklıyor. Hakim, Mecmaü'l-Beyan'ında şu hadisi nakleder: 

"Peygamber şöyle buyurdu: 'Allah, peygamberleri muhtelif şecerelerden yaratmıştır. Ama Beni ve Ali'yi bir şecere ve ağaçtan yaratmıştır. 

Ben o ağacın kökleri mesabesindeyim. Ali ise o ağacın gövdesi. Fatıma ise o ağacın meyve vermesine bir vesiledir. Hasan ve Hüseyin bu ağacın meyveleridir. Bize tabi olanlar da bu ağacın yapraklarıdır. Birisi tam 3 bin yıl Allah'a ibadet etse dahi bizim ailemizi sevmediği sürece Allah, onu yüzü üstü ateşe atacaktır."

Cabir b. Cufi, Cabir b. Abdullah El-Ensari'den şöyle duyduğunu nakleder; Yüce Allah (c.c) Peygamberi Muhammed'ine, "Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Resul'e itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine de itaat edin…" ayeti nazil kıldığında, Ya Resûlullah, dedim ki, Allah ve Resulünü tanıyoruz. Peki, Allah'ın itaatlerini senin itaatinle beraber kılan emir sahipleri kimlerdir? Resul-i Ekrem şöyle buyurdu; Onlar benden sonra benim halifelerim ve Müslümanların imamlarıdır Ey Cabir! 

Onların ilki Ali b. Ebu Talip, sonra Hasan, sonra Hüseyin, sonra Ali b. Hüseyin sonra Tevrat'ta ismi Bakır diye anılan Muhammed b. Ali'dir. Ey Cabir! Sen, onu göreceksin. Gördüğünde benim selamımı ona iletirsin. 

Ondan sonra Cafer b. Muhammed es-Sadık, sonra Musa b. Cafer, sonra Ali b. Musa, sonra Muhammed b. Ali, sonra Ali b. Muhammed, sonra Hasan b. Ali ve sonuncusu Allah'ın yeryüzündeki hücceti ve kulları arasındaki saklantısı olan ve dahi benim isim ve künyemi taşıyan Hasan b. Ali'nin oğludur. 

O ki, şanı yüce Allah, onun eliyle yeryüzünün doğusunu ve batısını fethedecektir. O ki, dostlarının gözünden gaybete çekilecektir. Öyle bir gaybet dönemi ki, o dönemde Allah'ın kalbini imanla imtihan ettiği kimseden başkası onun imameti üzerinde sabit kalmayacaktır…" (Prof. Dr. Haydar Baş, İmam Ali, s.38)

 Hz. Peygamber (s.a.v.) Onları bir parçanın (abanın) altına alarak arz etti; "Allah'ım! Her peygamberin nübüvvetinin terazisi olan seçkin zümreden özel yakınları vardır. Bu terazi, benim nübüvvetimin içinde bu seçkin Ehl-i Beyt'im dışında kimse değildir."

Bunun üzerine Ümmü Seleme (r. anha) dedi ki; Ey Allah'ın Elçisi! Yalnızca bu birkaç kişi mi? Yoksa ben, Senin Ehl-i Beyt'inden değil miyim? 

Resûlullah (s.a.v.) cevaben şöyle buyurdu; "Benim Ehl-i Beyt'im ve nübüvvetimin terazisi Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin'dir." (Prof. Dr. Haydar Baş, İmam Ali, s.6)

 Allah bizleri dünyada himmetlerine, ahrette ise şefaatlerine mazhar eylesin.

 

Bu yazı 721 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar