Yerel
seçimlere yaklaşırken, siyasetteki sıcaklıkta her geçen gün artıyor. Bu hafta
BTP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Selim Kotil Beyin seçim
çalışmalarının bir kısmına eşlik ettim. Daha doğrusu eşlik etmeye çalıştım.
Selim Beyin hızına yetişmek ne mümkün!
Esenler Sebze-Meyve Hali, Üsküdar Kiraztepe esnaf ziyaretleri, Seçim
Koordinasyon Merkezinde BTP ’ye yeni katılan gençlerle buluşma programı,
onlarca dernek ziyareti, Büyükçekmece Gölü Havzası ve 15 Temmuz Köprüsü
ayağında Beylerbeyi Kuzguncuk’ta projeleri ile ilgili yaptığı basın
açıklamaları benim eşlik ettiğim programları.
Selim Kotil Beyefendi bu programlarda hem projelerini, hem BTP Genel
Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş Beye ait Milli Ekonomi Modelini anlatıyor, hem de
güncel konulara değiniyor.
Malum geçen haftalarda AKP Sivas milletvekili İsmet Yılmaz
AKP'li adaya oy isterken, 'ruz-i
mahşerde beratlarınızdan bir berat olacaktır' diyerek, AKP’ye verilen desteğin mahşerde
beraat belgesine eş değer olacağını ifade etmişti. Sözüm ona, anlaşılan İsmet
Bey’e göre Kıyamet günü cehennemden kurtuluş (beraat) belgesi almanın yolu da
AKP ’ye destekten geçiyor.
Bakınız bir tarafta bu zihniyet.
Bir tarafta da Selim Beyin tüm konuşmalarında Beraat belgesi
dağıtma yerine, beraat belgesi talebinde bulunması.
Nasıl
mı?
“Ben Beraat belgesi dağıtmaya gelmedim. Beraatımı
almak için geldim. Biz ‘Bir milletin
efendisi onlara hizmet edendir.’ Hadis-i Şerifini ölçü alarak yola çıktık.
Benim vazifem size hizmet etmektir. Ben milletimin duasını almak istiyorum. Umulur ki; sizin
dualarınız sayesinde Rabbim bize beratımızı verir.” sözü
ile başlıyor Selim Bey tüm konuşmalarına.
Bir yanda beraat dağıtanlar, bir yanda da kendi beraatlarını almak için
duaya talip olanlar. Fark burada; elinize vicdanınıza koyun ve düşünün!
Son günlerde ilgimi çeken bir slogan: “Memleket
işi Gönül işi”
Şunu ifade etmeliyim ki; slogan kulağa çok hoş geliyor.
Ama hemen akla şu soru da geliyor:
Acaba hangi gönül?
Beraat dağıtan gönül mü?
Beraatını talep eden gönül mü?
Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) ’ in “Ben ilmin şehriyim, Ali
kapısıdır” dediği İmam Ali ’nin gönlü.
Aslan ile ceylanı bir arada tutmayı başararak Barışın,
kardeşliğin, uzlaşının simgesi haline gelmiş Hacı Bektaş Veli ‘nin gönlü.
Çanakkale ‘de türkü, kürdü, çerkezi, lazı, boşnağı bir araya
getirip zafer üstüne zafer kazanan Mustafa Kemal Atatürk ’ün gönlü.
İnsanın gönlünde taşıdıkları ile hayatına yön
vereceği gerçeğini ortaya koyan, “İnsan gönüldür, gönül” diyen Prof. Dr. Haydar
Baş ’ın gönlü.
Selim Kotil diyor ki:
“İmam Ali’nin gönlü ile, Hacı Bektaş ‘ın gönlü ile, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün gönlü ile, Prof. Dr. Haydar Baş’ın gönlü ile hizmet
edeceğiz.”
Gönül, insanın merkezidir.
Aklı, bedeni yöneten gönüldür. Gönül bir depoya
benzetilirse, depoda ne var ise, depoya bağlı musluktan akacak odur. O depoda
süt varsa musluklardan süt akar, kan varsa kan akar, pislik varsa pislik akar.
Hep Prof. Dr. Haydar Baş Hocamızın verdiği bıçak örneği vardır:
Bıçak kasabın elinde, rızkını kazanmasına vesile olur. Aynı bıçak cerrahın
elinde şifa dağıtır, annenin elinde ailesine yemek hazırlamasını sağlar. Gel
gör ki; aynı bıçak, gönlü kin ve düşmanlıkla dolu bir katillin elinde, maktulün
ölümüne sebebiyet verebilir. Bıçak aynıdır, ama bıçağı kullanan eller
farklıdır. Demek ki, önemli olan bıçak değil, kullanan eldir.
Selim Kotil’ in ifadesi ile “merkeze rantı değil vatandaşa hizmeti alırsanız.”
“Yandaşa değil, vatandaşa hizmet ederseniz” sizin gönlünüzde doğruluk,
dürüstlük hakim demektir.
Bakın bir çevrenize, başarılı insanlar hep zeki insanlardır. Ama bir bakın
hırsızlar da hep zekidir. Toplum yüksek derecede faydayı da zararı da hep zeki
insanlardan görmüştür. Burada farklı olan akıl değil, gönüldür. Gönül olmazsa
akıl hiçbir ise yaramaz.
Ver Elini İstanbul
“Ver Elini İstanbul İkinci Kotil Dönemi” sloganı ile yola çıkan Kotil, “İstanbul’u
Milli Ekonomi Modeli ile yöneteceğiz” diyerek arkasındaki gücü işaret etmekte.
Gerçekten ortaya koyduğu projeler, ancak Milli Ekonomi Modeli ’nden beslenen
bir akıl ile üretilebilir. Ortaya konulan projelerin hepsi de bir ufuk
meselesi. Ben bu yazımda Selim Beyin projelerinden bahsetmeyeceğim. Gönülle
başladık, gönülle bitireceğim. İnşallah başka bir yazı da projeleri de detaylı
irdeleriz.
Selim Kotil ’le ilk olarak 1990 senesi Haziran ayında Aksaray’da bir
hastanenin odasında tanışmış idim. O zaman hasta olarak bir hastanede yatan Selim
Beye bir ortak dostumuzla geçmiş olsun ziyaretinde bulunmuş idim. 29 yıl önce
başlayan dostluğumuzda o kadar çok ortak anımız var ki; hangisini anlatsam.
Kotil sizlerin de bildiğiniz gibi Boğaziçi Üniversitesi İnşaat Fakültesi
mezunu. O yıllarda üniversitenin dünya şampiyonlukları kazanan fizik ve
matematik takımlarının kaptanlığını yapmış. Boğaziçi Üniversitesi, dünyanın en
önde gelen üniversitelerin başında gelir. Ve bu okulda okuyanlar, daha öğrenci
iken çok üst makamlar için teklifler alırlar. Kotil ‘in üstün zekasını tespit
eden yurt dışından gelen doçent bir öğretim görevlisi tarafından, O ‘na yurt
dışında istediği üniversiteye nakil imkanı sunuluyor. Bir ara acaba dedim
diyor, ve ekliyor Kotil: “O günlerde
yeni tanıştığım Prof. Dr. Haydar Baş, bana vatan sevgisini, bayrak sevgisini,
Atatürk sevgisini öyle bir öğretti ki; gönlüme öyle bir nakşetti ki; ben bu
vatana hizmet edeceğim dedim ve ülkemde kaldım. 30 yıldır, Haydar Hocanın
yanında yetiştim. Ve şimdi size İstanbul ’a hizmete talibim.”
İşte böyle dostlar. İstanbul ’un efsane Belediye Başkanı Aytekin Kotil ‘in yeğeni
Selim Kotil, aslında biz İstanbul ‘da yaşayanlara Prof. Dr. Haydar Baş ‘ın hediyesi.
İmam Ali ‘nin, Hacı Bektaş Veli ‘nin, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ‘ün, Prof. Dr.
Haydar Baş ‘ın gönlü ile İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanlığına talip.
Ver Elini İstanbul!
İkinci Kotil Dönemi başlasın…
Dr. Öğr. Üyesi Ali Bestami Kepekçi / 17.02.2019









