Tarih, unutkan milletlere karşı acımasızdır. Ders alınmayan her olay, farklı bir isimle ve farklı bir yöntemle yeniden karşımıza çıkar. Bu yüzden 15 Temmuz'u sadece geçmişte yaşanmış bir ihanet olarak görmek, geleceğe karşı yapılabilecek en büyük ihmallerden biridir.
O gece Türk milleti, devletine ve milli iradesine sahip çıktı. Ancak darbe girişiminin başarısızlığa uğraması, tehditlerin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez. Çünkü devleti içeriden ele geçirmeyi hedefleyen yapılar, tarih boyunca şartlara göre yöntem değiştirmiş, farklı kimlikler ve farklı söylemlerle varlıklarını sürdürmeye çalışmıştır.
15 Temmuz'un bize öğrettiği en önemli gerçeklerden biri şudur: Devlet; kişilere, gruplara veya kapalı yapılara değil, hukuka, liyakate ve millet iradesine dayanmalıdır. Devlet düzeni; şeffaflık, hesap verebilirlik ve ehliyet üzerine kurulduğunda benzer tehditlerin yeniden filizlenmesi de zorlaşacaktır.
Prof. Dr. Haydar Baş, Türkiye'nin sadece sınırlarından değil, içeriden yürütülen planlarla da hedef alınabileceğini yıllar öncesinden dile getirmiş, milli devlet anlayışının zayıflatılmasının ağır sonuçlar doğuracağı konusunda milleti sürekli uyarmıştır.
Onun "Tam Bağımsız Türkiye" vizyonu, yalnızca ekonomik bağımsızlığı değil; devletin bütün kurumlarının millet iradesine bağlı, güçlü ve milli bir anlayışla yönetilmesini esas alan bir devlet modeliydi.
Bugün geriye dönüp baktığımızda, Haydar Baş'ın yaptığı uyarıların ne kadar isabetli olduğu daha iyi anlaşılmaktadır. Ancak bu fikrî mücadele, onun vefatıyla sona ermemiştir.
Prof. Dr. Haydar Baş'ın ortaya koyduğu tam bağımsız Türkiye davası; bugün Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın liderliğinde ve Bağımsız Türkiye Partisi kadroları tarafından aynı kararlılıkla sürdürülmektedir. Türkiye'nin milli egemenliğini, üniter yapısını ve tam bağımsızlığını savunma mücadelesi, dün olduğu gibi bugün de devam etmektedir.
Bugün yapılması gereken; geçmişin acıları üzerinden ayrışmak değil, o acılardan ortak dersler çıkarmaktır. Hukuk devletinin temel ilkelerinden taviz vermeden, suçun şahsiliği ilkesini gözeterek ve delile dayalı hareket ederek devlet kurumlarını daha da güçlendirmek, benzer girişimlere karşı en sağlam kalkandır.
Unutulmamalıdır ki ihanet, her zaman aynı yöntemle gelmez. Şartlara göre söylemini değiştirir, farklı maskeler takabilir ve yeni araçlar kullanabilir. Bu nedenle önemli olan sadece dünün olaylarını hatırlamak değil, yarının risklerini de doğru okuyabilmektir.
Atalarımızın, "Su uyur, düşman uyumaz." sözü, korkuyu değil; tedbiri, feraseti ve daima uyanık olmayı öğütler. Tedbir ise dedikoduyla değil; güçlü kurumlarla, liyakatle, milli eğitim anlayışıyla, sağlam bir ekonomiyle ve milletin diri hafızasıyla alınır.
Bugün Türkiye'nin ihtiyacı, geçmişte yaşanan ihanetleri sadece yıldönümlerinde hatırlamak değil; Prof. Dr. Haydar Baş'ın yıllar önce ortaya koyduğu milli devlet anlayışını ve tam bağımsız Türkiye idealini yaşatmaktır. Bu ideali bugün siyaset sahasında savunan Hüseyin Baş ve Bağımsız Türkiye Partisi'nin ortaya koyduğu mücadele de aynı çizginin devamıdır.
Çünkü kişiler değişebilir; fakat davalar yaşamaya devam eder. İhanet unutulduğunda cesaret bulur, milli şuur diri tutulduğunda ise hiçbir karanlık yapı bu millete diz çöktüremez.
Dün Haydar Baş'ın milleti uyaran sesi vardı; bugün o ses, Hüseyin Baş ve Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) kadrolarıyla yoluna devam etmektedir. Milli egemenliğe sahip çıkmanın yolu da bu şuuru canlı tutmaktan geçmektedir.








