Hatırlayanlarca malumdur ki 7Aralık tarihi serhat şehrimiz Kilisimizin kurtuluşudur. Milli tarih şuuru eski nesillerdeki gibi kalmasa da, kurtuluş günleri münasebetiyle, sembolik de olsa hatırlanmaktadır. Bizde hiç olmazsa bu günlerin mana ve önemini değerli dostlarla paylaşmakla, tarihi sorumluluğumuzu yerine getirmeye çalışıyoruz.
Üzerinde yaşadığımız vatan toprakları, asla kolay kazanılmamış, uzun ve zorlu mücadeleler neticesinde bizlere emanet edilmiştir. Eldeki bir değeri korumak da en az kazanmak kadar zordur. Kilisteki kurtuluş mücadelesi; en az diğer vatan topraklarında olduğu kadar çetin geçmiştir. Ancak Kilisin kurtuluşu; kurtuluş mücadelesinde mihenk taşı hükmündedir ve alınması gereken çok önemli dersler vardır. Şimdi geçmişi hatırlamak maksadıyla elimizdeki eserden biraz geçmişe uzanalım;
Birinci dünya savaşının kesin sonucu Kilistedir. Türkiyenin mukadderatı, en kısa yoldan çözülebilirdi. Çünkü Torosun ötesindeki bütün Osmanlı topraklarının can damarı bu suretle kesilmiş olurdu. Mareşal Hindenburg
İşgal kuvvetleri ve Kuvva-i Milliye neferleri Kilisin bu önemli konumunu bildikleri için burası çetin mücadelelere sahne olmuştur. Mücadele her zamanki gibi zor şartlar altında geçmiştir.
Hasan Kamil Demirbaş bu zor günlere ilişkin olarak anılarında şunları yazmaktadır: Meydanda silah yok, cephane yok! Sadece halkın milli gururunu okşayıp uyanık tutmaya çalışılıyordu. Birçok vatan evladı, ailesini, maişetini unutmuş, malını mülkünü satıp beraberinde sürükledikleri adamlarına silah ve cephane tedarik ediyor, onlara erzak yetiştiriyordu.
Kilisli imkânsızlıklar içinde mücadele verirken; Kilisin ekmeğini yiyen Ermeniler burada da rahat durmamışlar. Kilis teki Ermeniler tümüyle ücret karşılığı Fransızlara yazılmıştır. Ermeniler Fransızın safında savaş verirken; savaşa katılmayanlarda ajanlık ve provokatörlük yapmışlardır. Ve hatta bazı zayıf tabiatlı insanları davalarından para ile döndürmüşler. Fransızlar bol bol paralar döküyor, vaatlerde bulunuyor, Kuvayi Milliye aleyhinde yalan dolu propagandalar yaptırıyordu.
Her türlü olumsuzluklara rağmen Kiliste yakılan özgürlük meşalesi sönmemiş; neticesi kurtuluş olmuştur. Birazda Kilis Kuvva-i Milliye kumandanı Polat beyden bahsetmekte yarar var. Polat Bey çok zeki ve gayretli bir insandı. Halkı sürekli uyanık tutmasını bilir, gerekli manevraları yapardı. Aralarında gevşeklik baş göstermesinden çekindiği için bir defasında Kuvva-i Milliye neferlerini toplayıp onlara yemin ettirmiştir: Dinim ve memleketim için; malen, canen, bedenen çalışacağıma, Fransızları vatanımızdan çıkarmak için her ne lazımsa yapacağıma, vatana ihanet etmeyeceğime, kötü kimselerle görüşmeyeceğime, kimsenin iğfalatına kapılmayacağıma, tahriklerine uymayacağıma, Kuvvai Milliyenin her emrini seve seve ifa edeceğime, şu yanımdaki Müslüman Şehitler huzurunda, önümdeki Kelamı Kadime el basarak, Allahıma karşı yemin ve şart ediyorum. Vallahi, Billahi, Tallahi (Kilis Direniş- Kurtuluş ve sonrası Şinasi Çolakoğlu)
Görüldüğü gibi; İşgalden kurtuluş, kararlı ve imanlı insanlar sayesinde olmuş, Onlarda her türlü olumsuzluğu lehimize çevirmeyi bilmiştir. Millet olarak Onlara çok şey borçluyuz. Kurtuluş mücadelesinde emeği geçen bütün şehit ve gazilerimizi rahmetle anıyor, şükranlarımızı sunuyorum.
Dedelerimiz, üzerine düşen tarihi sorumlulukları eksiksiz yerine getirdiler ancak, bizlerin tarihten çıkarılması gereken önemli dersleri çıkarabildiğimizi söylemek çok saflık olsa gerektir. Çünkü dün topraklarımızı işgal eden işgal güçleri, şimdilerde AB üye ülkeleri olarak önümüze çıkmış, hem de kanla canla alınan topraklarımız üzerinde caka satmaktadırlar. Parayı bastırıp istedikleri yerleri satın almaktadırlar. Siyasi iktidarlar olarak bırakın onlara karşı tavır almayı, onlarla en samimi ittifaklar kurmaktadırlar
Allah cümlemize yeniden bir kurtuluş mücadelesi verme lüzumunu göstermesin
Amin
UĞUR KEPEKÇİ









