Toplumun nabzını ölçmek, hadiselere milletin bakışını tahlil edebilmek için arada bir çeşitli toplu taşıma araçlarını tercih ederim. Bazen halk otobüsüyle, bazen dolmuşla, seyahat ederim. İnsan ibret nazarıyla hadiselere baktığı zaman bazıları için sıradan olan hadiselerde inanılmaz manzaralarla karşılaşır, yeni ufuklar, orijinal tespitler meydana çıkar. Bunu görebilmek bakış açısıyla alakalıdır.
Birkaç manzara aktararak toplumun geldiği seviyeyi birlikte tahlil edelim. Dolmuşta yolculuk yaparken yanıma oturan yaşlı ve olgun bir beyefendiyle önce selamlaşıyoruz. Hoş beş edince kendisinin eğitim camiasına emek veren emekli bir öğretmen olduğunu öğreniyoruz.
Dolmuşta önceden binmiş bir çocuğun büyüklere yer vermemesini annenin de ilgisiz kalmasını eleştirmek maksadıyla başlıyor bizim öğretmen şikâyete; "eskiden büyük küçük vardı, saygı vardı. Bakıyor musunuz beyefendi şu manzaraya şu çocuğun haline ne kadar da haylaz. Ama siz bu manzaraya bakmayın aslında toplum maşallah çok iyi yerlere geldi. Camiler namaz kılan gençlerle dolup taşıyor. Bundan 40 sene önce ben yeni öğretmendim, camiye gittiğimde maşallah kravatlı bir adam camiye gelmiş diye ihtiyarlar bana gıpta ile bakarlardı. Ama şimdi toplum daha dindar, daha iyi bir vaziyet aldı. Çığ gibi gençlik geliyor ki inşallah gelecek daha iyi olacak" dedi?
Önce kısa süren bir suskunluk geçirdim ve başladım konuşmaya; "bakın sayın hocam, eğitimci olduğunuzu söylediniz. Ben sizden daha farklı bir bakış açısı sergilemenizi beklerdim. Ben sizin bu tespitlerinize katılmıyorum. Sizin tespitlerinizin aksine ben bu toplumda ne İslamlaşma adına, ne güzel ahlak adına bir iyileşme göremiyorum. Görünen manzaranın aksine toplumda keyfiyet açısından olumlu bir gelişme maalesef bulunmamaktadır. Aramızdaki bu fark sadece bakış açısıyla alakalıdır. Bakınız ben size bir tablo ortaya koymaya çalışayım. Benim tespitlerim de bir eğitimci ve bir gazeteci gözüyle olacak?
Sayın hocam sizin gençlik yıllarınıza rastlayan bundan 40?50 sene önceki toplumun yapısını tahlil ederken birkaç yönden değerlendirmeye tabi tutmak gerekmektedir.
Bugün camileri dolduran gençlerin idealleriyle sizin zamanınızın gençlerinin ideallerini kıyasladığınızda; dünün ve bugünün sigara, alkol, uyuşturucu kullanma oranı ve yaşına baktığınızda; fuhuş, boşanma, adam öldürme, gasp, soygun, organize suçlar, çeteleşme, teröre bulaşma oranına baktığınızda; milli tarih ve aidiyet şuurunun seviyesine baktığınızda; Allah aşkına nasıl bugünü dünden iyi görebiliyorsunuz. Görünen bir iyileşme, çoğalma ve büyüme var gibi görünse de içine bakınca ne kadar sağlıksız ve içi boş bir büyüme olduğunu görürsünüz. Bu dinde de ahlakta da ekonomide de böyledir. Olayları doğru tahlil edebilmek için yapılacak şey sadece olaylara daha duyarlı ve daha akılcı bakmaktır. Bilmem tespitlerime ne kadar katıldınız" deyince?
Sayın emekli öğretmen samimi bir şekilde; "ben olaylara bu açıdan bakmamıştım. Aslında siz yerden göğe kadar haklısınız. İtiraf etmek gerekirse biz böyle görmek istediğimizden olsa gerek ki bakarken bu açıdan bakıyoruz."
Bence Sayın öğretmen beyin bu son sözü toplumun genel hastalığını da ortaya koymaya yetmektedir. Yani bakmak istediğiniz gibi görmek. Bu bakış devekuşu mantığıdır. Deve kuşu, saklanmak istediği zaman sadece başını kuma gömer, vücudunu saklamayı akıl edemezmiş. O kendini sakladığını zannetse de gerçeklerin saklanması mümkün değildir. Bu bakış sadece büyük bir aldanışın habercisidir. Bakış açınızı sorgulamaya var mısınız?
UĞUR KEPEKÇİ









